Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) Nedir?
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), ilk kez 1943 yılında Amerikalı psikiyatrist Leo Kanner tarafından "beyin huzursuzluğuna bağlı bir durum" olarak tanımlanmıştır. Genellikle sıfır-üç yaş aralığında ortaya çıkan bu durum, bireylerin yaşam boyu sosyal etkileşimlerini ve davranışlarını olumsuz etkileyen nörolojik gelişimsel bir farklılıktır. OSB tanısı alan bireylerde sosyal iletişim eksiklikleri, duygusal karşılık verememe ve başkalarının duygusal durumlarını anlamlandırmada güçlükler temel karakteristik özellikler arasında yer alır.
OSB olan bireyler, sosyal ve duygusal bilgileri işleme süreçlerinde karmaşık düşüncelere sahip olduklarını ve bu bilgileri anlamlandırmakta zorlandıklarını ifade etmektedirler. Bu durum; dikkat dağınıklığı, bilişsel becerileri işlemede güçlük, muhakeme yeteneğinde zayıflama ve soyut düşünme zorlukları gibi sonuçlar doğurabilmektedir. Ayrıca, sosyal ortamlara uyum sağlayamama, sınırlı hayal gücü ve tekrarlayan davranışlar (stereotipi) bu bireylerin günlük yaşamında sıkça gözlemlenen unsurlardır.
Otizmin Tarihsel Gelişimi ve Tanılama Süreci
Literatürde Otizm Spektrum Bozukluğu ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk terimleri zaman zaman birbirinin yerine kullanılmaktadır. 1900'lü yıllarda İsviçreli psikiyatr Eugen Blueler, sosyalleşme sorunu yaşayan ancak farklı alanlarda başarı gösteren bireyleri tanımlayarak günümüzdeki otizm tanısına yakın ilk yaklaşımları sergilemiştir. Resmi tanımlama ise ilk kez 1980 yılında DSM-III ile yapılmış, 1994 yılında DSM-IV altında "Yaygın Gelişimsel Bozukluklar" başlığına dahil edilmiştir.
2013 yılında yayınlanan DSM-V kriterleri ile birlikte "yaygın gelişimsel bozukluk" terimi tamamen kaldırılarak yerine Otizm Spektrum Bozukluğu terimi getirilmiştir. Erken çocukluk döneminde başlayan bu nörogelişimsel sendrom, bireyin yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir. Ancak bu bozukluğun özellikleri, bireyin yaşı ilerledikçe farklı formlara dönüşebilir veya değişim gösterebilir.
OSB Dereceleri ve Sınıflandırma
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre otizm spektrum bozukluğu, bireyin ihtiyaç duyduğu destek düzeyine göre üç ana grupta incelenmektedir. Aşağıdaki tablo, bu düzeylerin temel özelliklerini özetlemektedir:
| OSB Düzeyi | Tanımlama ve Destek İhtiyacı |
|---|---|
| Hafif Düzey | Sosyal etkileşim ve iletişimde hafif sınırlılık; özel eğitim ve destek hizmetine ihtiyaç duyan bireyler. |
| Orta Düzey | Sosyal ve sözel iletişimde belirgin sınırlılık; yoğun özel eğitim ve destek hizmetine ihtiyaç duyan bireyler. |
| Ağır Düzey | İletişim ve ilgi alanlarında ileri derecede sınırlılık; çok yoğun özel eğitim ve destek hizmetine ihtiyaç duyan bireyler. |
Otizm Spektrum Bozukluğu Belirtileri ve Erken Tanı
OSB belirtileri genellikle ilk iki yaş içerisinde fark edildiği için gelişimsel bir bozukluk olarak kabul edilir. Belirtilerin şiddeti bireyden bireye farklılık gösterir; ağır etkilenen çocuklarda tanı daha erken konulurken, hafif düzeydeki çocuklarda bu süreç 24 aya kadar uzayabilir. Tanı konulabilmesi için sosyal etkileşim sorunlarının yanı sıra tekrarlayan davranışların erken dönemde ortaya çıkması ve yaşamı olumsuz etkilemesi şarttır.
Çocuklarda gelişim aşamalarına göre gözlemlenebilecek kritik belirtiler şunlardır:
- 12. aya kadar: İsmiyle hitap edildiğinde tepki vermeme veya duymuyor gibi görünme.
- 14. aya kadar: Çevredeki nesnelere karşı ilgi göstermeme.
- 18. aya kadar: Sembolik oyun oynamama veya oyuncaklarla amacına uygun ilgilenmeme.
- Genel Belirtiler: Göz teması kurmaktan kaçınma, konuşma gecikmesi, akranlarla ilişki kuramama.
- Duyusal ve Motor Belirtiler: El çırpma, kendi etrafında dönme, sallanma; ses, koku ve tatlara karşı aşırı hassasiyet.
Otizmin Nedenleri: Temel Kuramsal Yaklaşımlar
Otizmin nedenlerini açıklamaya çalışan farklı kuramlar, bu karmaşık yapıyı çeşitli perspektiflerden ele almaktadır. Günümüzde otizmin tek bir nedeni olmadığı, birden fazla faktörün birleşimiyle oluştuğu kabul edilmektedir.
- Psikojenik Kuram: 1950-1960 yıllarında popüler olan bu görüş, otizmin ebeveyn tutumları ve çevresel faktörlerle tetiklendiğini savunmuştur. Ancak araştırmalar, otizmli çocukların ebeveynleri ile diğer ebeveynler arasında yetiştirme tarzı açısından bir fark olmadığını kanıtlamıştır.
- Davranışsal Kuram: Atipik davranışların ödül ve ceza mekanizmalarıyla öğrenildiğini savunur. Bu yaklaşıma göre otizmli bireyler, toplumun tepkilerine göre şekillenen farklı davranış kalıpları sergilerler.
- Organik Kuram: Otizmin biyolojik temellerine odaklanır. Beyin hücreleri arasındaki kimyasal dengesizliklerin ve nörolojik işlev farklılıklarının otizme yol açtığı düşünülmektedir.
- Kavramsal Kuram: Otizmin temelini bilişsel anlama yeteneğinin yetersizliğine dayandırır. Bireyin olayları farklı yorumlaması ve çıkarımlar yapması, bu kuramsal çerçevede açıklanmaktadır.


