Doktorsitesi.com

Ölüm ve yaşam

Psk. Beria Bilge Şener
Psk. Beria Bilge Şener
2 Mart 2021155 görüntülenme
Randevu Al
Ölüm ve yaşam
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ölüm Kavramına Yaklaşım ve Toplumsal Algı

Ölüm, genellikle insanların konuşmaktan ve hatta üzerine düşünmekten kaçındığı, sevimsiz olarak nitelendirilen bir konudur. Ancak bu konuyu ele almaktaki temel amaç, bireyi karamsarlığa sürüklemek değil, aksine yaşamın değerini daha iyi kavramasını sağlamaktır. Çoğu zaman ağır bir hasta, yaklaşan sonu hakkında konuşmak istediğinde, çevresindekiler ne söyleyeceklerini bilemedikleri için konuyu hızla değiştirme eğilimi gösterirler.

İnsanlar, ölümü konuşmanın hayattan vazgeçmek anlamına geldiği yanılgısına düşerek, sanki bu gerçek hiç yokmuş gibi yaşamlarını sürdürürler. Her ne kadar herkes bir gün öleceğini teorik olarak bilse de, bu bilgi genellikle eylemlere dökülmez. Bir gün ölecekmiş gibi yaşamak yerine, bu gerçeklikten kaçış tercih edilir. Bu durum, bireyin kendi düşünceleriyle yalnız kalmasına neden olur.

Pandemi Süreci ve Ölümle Yüzleşme

Dünya genelinde yaşanan salgın süreci, insanları her gün ölüm gerçeğiyle yüz yüze getirmiştir. Salgının ilk günlerinde ölümün bu kadar yakın hissedilmesi, toplum genelinde büyük bir korku ve panik dalgasına yol açmıştır. Özellikle sevdiklerini bu süreçte kaybeden bireyler, yaşamın geçiciliğini çok daha derinden ve sarsıcı bir şekilde hissetmişlerdir.

Ölüm Gerçeğini Kabul Etmenin Yaşama Katkısı

Ölümün mutlak bir gerçek olduğunu kabul etmek, insanın hayatında köklü ve olumlu değişikliklere yol açabilir. Bu gerçekliği görmezden gelen bireyler, zamanlarını ve hayatlarını genellikle cömertçe harcarlar. Oysa her insanın gerçekleştirmek istediği idealleri ve görmek istediği yerler vardır. Hayatın akışı içinde bu hedefler çoğu zaman unutulur veya zor geldiği için bilinçli olarak fark edilmemeye çalışılır.

Ölüm kapıya geldiğinde insanı asıl korkutan şey, gerçekleştiremediği hayalleri ve yapmadığı tercihlerdir. Aşağıdaki tabloda, ölüm gerçeğine yaklaşımın hayat üzerindeki etkileri özetlenmiştir:

Yaklaşım BiçimiHayat Üzerindeki Etkisi
Ölümü Görmezden GelmekHayatı cömertçe harcamak, idealleri ertelemek ve farkındalıksız yaşamak.
Ölüm Gerçeğini Kabul EtmekHer anın anlamını fark etmek, fırsatları değerlendirmek ve bilinçli yaşamak.

Her Anın Anlamını Keşfetmek ve Seçim Özgürlüğü

İnsanın yaşadığı her an sonsuz fırsatlarla doludur ve her an koşulsuz olarak anlamlıdır. Bu anlamı görmek ve değerlendirmek tamamen bireyin kendi kararıdır. İnsan, yaşamını değerlendirme konusunda sonsuz bir özgürlüğe sahiptir. Kısıtlamalar, maddi imkansızlıklar veya zorunlu görevler bu özgürlüğe engel teşkil etmez.

Birey, yaptığı seçimlerde kendisi için anlamlı olanı tercih etme eğilimindedir. Örneğin bir kişi şu nedenlerle eyleme geçer:

  • İşe gitmek: İşini sevdiği, paraya ihtiyacı olduğu veya kişisel gelişimi için bir hazırlık aşaması olduğu için.
  • Yürüyüşe çıkmak: Sağlığı için gerekli gördüğü, bir arkadaşıyla buluşmak istediği veya rahatlamak amacıyla.

Kısıtlamalar Altında Anlam Bulma Becerisi

Emekli bir bireyin, tüm zamanını dinlenerek geçirmek yerine hasta insanlara refakat ederek geçirmesi, hayatın anlamını başkalarına yardım etmekte bulduğunun en somut örneğidir. Bu kişi, bir hastası iyileştiğinde diğerine yönelerek hayatını anlamlı kılmaya devam eder. Eğer bir insan hayatının anlamını görebiliyorsa, bir gün ölecek olması onun huzurunu bozmaz.

Anlamlı bir hayat yaşayan birey için ölüm, kaçınılması gereken bir korku değil, huzurla karşılanabilecek bir sondur. Sokağa çıkma yasakları veya benzeri kısıtlamalar, anlamlı bir yaşam sürmeye engel değildir. Hatta bu tür zorlayıcı dönemlerde, anlamı görme becerisi daha da kritik bir önem kazanır. Bir toplama kampında dahi anlam bulunabiliyorsa, günlük kısıtlamalar içinde keşfedilecek pek çok değer mevcuttur.

Sonuç: Ölüme Meydan Okumak

İnsan, hayatındaki anlamı fark ettiğinde yaşadığı her an değerlenir ve büyür. Bu farkındalık, bireyin ölüme meydan okumasını sağlar. Mademki bir gün öleceğiz, o halde bugünü anlamı fark ederek ve gerçekleştirerek yaşamalıyız. Hayat, tüm coşkusuyla yaşanmaya değerdir. Kendi anlamınızı keşfettiğiniz, uzun ve bilinçli bir yaşam sürmeniz dileğiyle.

Etiketler

MutlulukÖlümHuzurYaşamBaşarıhayatınanlamıkayıplar

Yazar Hakkında

Psk. Beria Bilge Şener

Psk. Beria Bilge Şener

Psikolog Beria Bilge Şener 1954 yılında Bursa’da doğdu. 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Ana bilim dalından mezun oldu. Bir müddet Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda Felsefe, Psikoloji öğretmenliği ve rehber öğretmenlik yaptıktan sonra çeşitli kurumlarda psikolog olarak görev yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilerek PSİKOLOJİ DERS KİTABININ yazılmasında yazar, komisyon başkanı ve resimlerinin çizimini yapan kişi olarak görev yaptı. Talim terbiye kurulunun onayından geçen ders kitabı altı sene boyunca Türkiye’deki okullarda okutuldu. Bir danışmanlık firması bünyesinde Eskişehir Odunpazarı Milli eğitim müdürlüğüne bağlı okulların öğretmenlerine üç yıl süreyle stresle baş etme, kriz yönetimi, zor çocuklarla çalışma eğitimleri verdi. Bursa ve Malatya OÇEM öğretmenlerine, Bursa AİLE VE SOSYAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜNE e bağlı anaokullarının öğretmenlerine, Bursa AİLE VE SOSYAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ personeline eğitimler verdi. Kendi atölyesinde 1995 ten 2010 a kadar sanat terapisi ve çocuklarda yaratıcılık geliştirme eğitimleri verdi. 
Türk Psikologlar Derneği Bursa şubesinin iki dönem başkanlığını yaptı ve bu dönemde meydana gelen 1999 Marmara depreminde bölgede çalıştı. Bursa Valiliği bünyesinde sokakta çalışan çocukların rehabilitasyonunda çalıştı ve merkezin kurulmasında katkıda bulundu. 
Halen kendi ofisinde danışanlarına LOGOTERAPİ, GEŞTALT TERAPİ, BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİLER uygulamakta, LOGOTERAPİ EĞİTİMLERİ vermektedir

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.