Doktorsitesi.com

OBEZİTEYİ NASIL TANIMLAYALIM ve KONTROL ALTINDA TUTALIM

Prof. Dr. Erol Bolu
Prof. Dr. Erol Bolu
12 Ocak 202612 görüntülenme
Randevu Al
OBEZİTEYİ NASIL TANIMLAYALIM ve KONTROL ALTINDA TUTALIM Obezite artık nasıl tanımlanıyor? Obezite artık sadece kilo fazlalığı değil, “aşırı yağ dokusunun organların çalışmasını bozmasıyla ortaya çıkan kronik bir hastalık” olarak tanımlanıyor.​
OBEZİTEYİ NASIL TANIMLAYALIM ve KONTROL ALTINDA TUTALIM

OBEZİTEYİ NASIL TANIMLAYALIM ve KONTROL ALTINDA TUTALIM

Obezite artık nasıl tanımlanıyor?

Obezite artık sadece kilo fazlalığı değil, “aşırı yağ dokusunun organların çalışmasını bozmasıyla ortaya çıkan kronik bir hastalık” olarak tanımlanıyor.​

Yağ fazlalığı olan herkes hasta kabul edilmiyor; organlar ve günlük yaşam etkilenmişse “klinik obezite”, etkilenmemişse “klinik öncesi obezite” deniliyor

Faz 1 – Tarama (BKİ)

Vücut kitle indeksi (BKİ) hâlâ ilk tarama aracı ama tek başına tanı koymak için yeterli değil.​

Faz 2 – Yağ fazlalığını doğrula          

Bel çevresi ölçümü.​

Bel/kalça oranı.

Boya göre bel çevresi veya cihazla vücut yağı ölçümü (BIA, DEXA vb.)

Ayırıcı tanımlama  

“Klinik öncesi obezite”: Yağ fazlalığı var ama kalp, akciğer, karaciğer, eklemler gibi organların işlevi korunmuş.​

“Klinik obezite”: Yağ fazlalığına ek olarak organ işlev bozukluğu (ör. tansiyon, nefes darlığı, karaciğer hasarı) veya günlük aktivitelerde belirgin kısıtlılık var.​

Tedavi hedefi

Klinik öncesi: risk azaltma, sağlıklı yaşam tarzı, gerektiğinde önleyici tedavi.​

Klinik obezite: belirtileri düzeltmek, organ hasarını durdurmak veya geriletmek, yaşam kalitesini artırmak

Klinik obezitenin organlara etkisi

Kalp–damar sistemi

Yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, ritim bozukluğu, damar tıkanıklığı riski artıyor.​

Klinik olarak ne hissedilebilir?

Merdiven çıkarken hemen yorulma, çarpıntı, nefes nefese kalma.

Bacaklarda özellikle akşama doğru şişlik, ayakkabının dar gelmesi, gece nefes darlığı ile uyanma.

Laboratuvar ve ölçümler ne gösterir?

Tansiyon ölçümlerinde sürekli yüksek değerler (hipertansiyon).

Ekokardiyografi ile kalpte kasılma veya gevşeme bozukluğu (kalp yetmezliği; ejeksiyon fraksiyonu düşük veya korunmuş).

Bacak damarlarında pıhtı (derin ven trombozu) veya akciğere pıhtı atması (pulmoner emboli) öyküsü.

Bu bulgular, fazla yağ dokusunun kalbe ve damarlara yük bindirdiğini ve klinik obezitenin bir parçası olabileceğini gösterir.

Solunum sistemi

Uykuda nefes durması (uyku apnesi), çabuk nefes daralması, akciğer kapasitesinde azalma görülebiliyor.​

Klinik olarak ne hissedilebilir?

Az hareketle dahi nefes nefese kalma, göğüste baskı hissi, hırıltılı solunum.

Uykuda horlama, nefes durması (eşin “gece nefesin kesiliyor” demesi), sabah yorgun uyanma ve gün boyu uyuklama.

Laboratuvar ve testler ne gösterir?

Uyku testi (polisomnografi) ile uykuda nefes durma–azalma ataklarının (apne–hipopne) görülmesi.

Solunum fonksiyon testlerinde akciğer kapasitesinde azalma.

Bu durumlar, göğüs kafesi ve diyaframa binen yük nedeniyle akciğerlerin rahat çalışamadığını ve klinik obezitenin solunum sistemi etkisini gösterir.

Metabolizma (kan şekeri ve yağları)

Kan şekeri yüksekliği, trigliserit artışı, HDL düşüklüğü.

Klinik olarak ne hissedilebilir?

Aşırı susama, sık idrara çıkma, özellikle yemeklerden sonra ani yorgunluk ve uyku hali.

Laboratuvar olarak ne bakılır?

Açlık kan şekeri ve/veya HbA1c’de yüksek değerler (kan şekerinin sürekli yüksek seyretmesi).

Trigliserid yüksek, HDL (iyi kolesterol) düşük olduğunda “metabolik bozulma kümesi”nin varlığı.

Bu üçlü bozulma (yüksek şeker, yüksek trigliserid, düşük HDL), yağ fazlalığının vücut şeker–yağ dengesini bozduğunu ve klinik obezite tanısında önemli bir kriter olduğunu gösterir

Karaciğer

Yağlı karaciğer ile karaciğer fibrozisi gelişebiliyor.

Klinik olarak ne hissedilebilir?

Genellikle sessiz seyreder; bazı hastalarda sağ üst karında dolgunluk, şişkinlik veya çabuk yorulma olabilir.

Laboratuvar ve görüntüleme bulguları

Karaciğer testlerinde (AST, ALT) yükselme.

Ultrason veya ileri görüntüleme ile yağlı karaciğer ve buna eşlik eden fibroz (karaciğer sertleşmesi) bulguları.

Yağlı karaciğer ve fibroz, fazla yağın karaciğere yerleştiğini ve organın sessizce zarar gördüğünü, bunun da klinik obezite kapsamına girdiğini gösterir.

Böbrek ve idrar sistemi.

İdrarda protein kaçağı (mikroalbüminüri), böbrek fonksiyonlarında azalma, idrar kaçırma şikayetleri.

Klinik olarak ne hissedilebilir?

Bacaklarda kronik şişlik, sık tuvalete gitme, ani idrar kaçırma atakları.

Laboratuvar bulguları

İdrar tahlilinde “mikroalbüminüri” (idrarda normalde olmaması gereken düzeyde protein kaçağı).

Kan testlerinde kreatinin yüksekliği, eGFR değerinde düşme (böbrek süzme fonksiyonunda azalma).

Bu bulgular, yağ fazlalığının böbrek damarlarını ve idrar kontrolünü etkileyerek klinik obezitenin parçası olabileceğini gösterir.

Hormonlar ve üreme.

Kadınlarda adet düzensizliği, Polikistik over.

Erkeklerde testosteron düşüklüğü. Libido azalması. Erektil disfonksiyon.

Kadınlar için klinik bulgular

Adet gecikmeleri, seyrek adet görme (oligomenore), hiç adet görmeme, tüylenme artışı, sivilcelenme.

Polikistik over sendromu (ultrason ve hormon testleri ile).

Erkekler için klinik bulgular

Cinsel istekte azalma, sabah sertliklerinde belirgin azalma, halsizlik.

Laboratuvar bulguları

Kadında kadın–erkek hormon dengelerinde bozulma (FSH, LH, testosteron, östrojen, prolaktin).

Erkekte testosteron düşüklüğü, buna eşlik eden diğer hormon dengesizlikleri.

Bu değişiklikler, fazla yağ dokusunun hormon üretimini etkileyerek üreme sisteminde bozulmaya yol açtığını ve klinik obezitenin tanısına katkı sağladığını gösterir.

Kas iskelet sistemi

Diz ve kalça ağrısı. Eklem kısıtlılıkları. Eklem dejenerasyonları.

 Klinik olarak ne hissedilebilir?

Özellikle diz ve kalçada sürekli ağrı, sabah tutukluğu, merdiven çıkarken şiddetlenen ağrı, hareket kısıtlılığı.

Bacaklarda ağırlaşma, sertlik ve ayakta durmakta zorlanma, bacaklarda lenfödem (şişlik ve gerginlik).

Muayenede eklem hareket açıklığında azalma, röntgen veya MR’da kıkırdak aşınması, dejeneratif değişiklikler.

Sinir sistemi ve günlük yaşam aktiviteleriKlinik olarak ne hissedilebilir?

Tekrarlayan baş ağrıları, özellikle sabahları artan baş ağrısı; görme bulanıklığı, kısa süreli görme kayıpları.

Yürüme, merdiven çıkma, banyo yapma, giyinme, tuvalete gitme gibi temel işlerde yaşıtlarına göre belirgin zorlanma.

Laboratuvar / görüntüleme

Gerekli olduğunda beyin görüntülemesi ve göz dibi muayenesi ile yüksek kafa içi basınç bulguları..

Bu belirtiler, hem sinir sisteminin etkilenebileceğini hem de fazla kilonun günlük yaşamı kısıtlayacak düzeyde işlev bozukluğu yarattığını ve klinik obezite tanısı için temel kriterleri karşıladığını gösterir.

Bu bulgulardan en az biri doğrulanmış yağ fazlalığı ile birlikte olduğunda. Klinik obezite tanısı koyarız.

Artık alarm zilleri çalmaktadır..

Hastaya yönelik mesajlar  

Fazla kilolu olmak kişinin karakter ya da irade zayıflığı değil; genetik, çevresel, hormonal ve psikolojik faktörlerin birlikte rol aldığı biyolojik bir durum.​

Tedavi, diyabet veya hipertansiyon tedavisi gibi, uzun soluklu ve bilimsel yöntemlere dayanmalıdır.

Suçlama, utandırma ve damgalama hem sağlığa hem tedavi başarısına zarar verir.

Klinik öncesi ve klinik obezite için tedavi yaklaşımı

Klinik öncesi obezite

Düzenli takip, sağlıklı beslenme ve hareket planı, gerekirse risk yüksekse ilaç tedavisi.

Klinik obezite

Çok bileşenli tedavi: tıbbi beslenme, hareket, davranışsal destek, gerekli durumlarda ilaç ve bariatrik/metabolik cerrahi;

Kaynakça:

Lancet Diabetes Endocrinol. 2025 Mar;13(3):221-262. Definition and diagnostic criteria of clinical obesity

UNUTMAYIN TEK amaç sadece kilo vermek değil, organ fonksiyonlarını düzeltmektir.

Etiketler

Obezite tedavisiObezitenin zararlarıObezite tanısı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Erol Bolu

Prof. Dr. Erol Bolu

Prof. Dr. Şinasi Erol Bolu, 15 Mayıs 1960 doğumlu, evli ve İngilizce bilen, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları ile İç Hastalıkları uzmanı bir tıp profesörüdür; eğitimini 1978-1983 yılları arasında İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde ve 1983-1984’te Gülhane Askeri Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra, 1985-87 yıllarında Çorlu’da sağlık şube müdürlüğü ve pratisyen hekimlik, 1987-92 GATA İç Hastalıkları, 1992-96 GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları bölümlerinde uzmanlık eğitimi almış, 1995-96 yıllarında University of Texas Southwestern Medical Center (Dallas, ABD)’da post-doktoral çalışmada bulunmuştur; 1998’de doçent, 1999-2013 arası ve 2009’dan itibaren profesör olarak GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapmış, 2003-2013 arasında Ankara’da özel muayenehane çalıştırmış, 2013-2023 arasında Özel Memorial Ataşehir Hastanesi, 2023-2025 arasında Özel Medicana Kadıköy Hastanesi’nde çalışmış ve 2025’ten itibaren İstanbul Caddebostan’da özel muayenehane hekimliği yapmaktadır; GATA Araştırma Bilimsel Kurulu Sekreteri, GATA Tiroid Kanseri Konseyi Sekreteri, TEMD Adrenal Gonad Çalışma Grubu Başkanı, TEMD Yönetim Kurulu ve Yeterlilik Sınav Komisyonu üyesi olarak çeşitli bilimsel görevlerde bulunmuş, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Diyabet Vakfı, The Endocrine Society ve European Society of Endocrinology gibi ulusal ve uluslararası kuruluşa üyedir; başta tiroid ve tiroid kanseri, diyabetes mellitus, obezite, nöroendokrin, adrenal ve gonad hastalıkları ile metabolik kemik hastalıkları olmak üzere geniş bir ilgi alanına sahiptir ve ulusal/uluslararası dergilerde yayınlar, kongre konuşmaları, bildiri sunumları ile sekiz kitap bölümüne imza atmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.

Benzer Makaleler