Obezite Cerrahisi ve Kaygı Bozukluğu

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Gece Yeme Sendromu (NES) ve Obezite Cerrahisi İlişkisi
Obezite cerrahisi öncesinde gerçekleştirilen klinik görüşmeler, birçok hastanın Gece Yeme Sendromu (Night Eating Syndrome - NES) ile mücadele ettiğini göstermektedir. Danışanlar genellikle geceleri aniden uyanarak kontrolsüz bir şekilde yemek yediklerini ve sabahları yoğun bir mide yanmasıyla uyandıklarını ifade ederler. Bu durum, bireylerde sadece fiziksel rahatsızlıklara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda diyet motivasyonunu kırarak kontrolsüz besin tüketimini tetikler.
Gece Yeme Sendromu (NES) Nedir?
Gece Yeme Sendromu, bir kişinin günlük toplam kalori alımının %56'sını akşam saat 18.00'dan sonra, özellikle de gece 20.00 ile sabah 06.00 arasında tüketmesi olarak tanımlanır. Bu sendroma sahip bireyler, gece yemelerinde genellikle yüksek karbonhidratlı besinlere yönelirler. NES, sadece bir beslenme sorunu değil, aynı zamanda uyku kalitesini ve genel yaşam standardını düşüren ciddi bir durumdur.
Gece Yeme Sendromunun Belirtileri Nelerdir?
NES yaşayan bireylerde görülen temel davranışsal ve fiziksel belirtiler şunlardır:
- Gece Uyanmaları: Kişiler gece uykularından uyanarak yemek yerler; bazı durumlarda bu anları sabah hatırlamayabilirler.
- Sabah Anoreksisi: Gece aşırı besin tüketildiği için sabahları açlık hissedilmez ve kahvaltı yapma isteği oluşmaz.
- Öğle Vaktine Kadar Açlık: Günün ilk yarısı genellikle hiçbir besin tüketilmeden geçirilir.
- Uyku Kalitesizliği: Dinlendirmeyen uykular ve mide yanmalarıyla güne başlanır.
NES ve Psikolojik Rahatsızlıkların Bağlantısı
Gece Yeme Sendromu ve Tepkisel Aşırı Yeme Bozukluğu, genellikle çeşitli psikolojik faktörlerle birlikte seyreder. Bu durumların kökeninde yatan sebepler hala araştırılmakla birlikte, aşağıdaki bozukluklarla ilişkili olduğu bilinmektedir:
- Duygudurum Bozuklukları: Depresyon ve kaygı bozuklukları.
- Dürtü Kontrol Bozuklukları: Alkol, madde, kumar, alışveriş bağımlılığı ve kleptomani.
- Kişilik Özellikleri: Özgüven eksikliği, öfke, stres ve kronik üzüntü.
Özellikle kaygı bozuklukları ile NES arasında çift yönlü bir ilişki vardır; kaygı yeme bozukluğunu tetikleyebileceği gibi, yeme bozukluğu da kaygı seviyesini artırabilir. Bu nedenle tedavi sürecinde, geçerliliği kanıtlanmış ölçekler kullanılarak ayrıntılı bir anemnez alınması kritiktir.
Kaygı (Anksiyete) Nedir?
Kaygı, bireyin iç veya dış dünyadan gelen bir uyarana karşı verdiği bedensel, zihinsel ve duygusal tepkiler bütünüdür. Kişinin engellemekte zorlandığı aşırı endişe ve uyarılmışlık halini temsil eder. Hafif düzeydeki kaygı, motivasyon ve performans için faydalı olsa da; aşırı yüksek veya hiç olmayan kaygı seviyesi performansı olumsuz etkiler.
| Kavram | Kaynak | Şiddet | Süre |
|---|---|---|---|
| Korku | Belirlidir | Şiddetlidir | Kısa sürelidir |
| Kaygı | Belirsizdir | Değişkendir | Uzun süreli olabilir |
Kaygı Bozukluğunun Belirtileri
Kaygı bozukluğu kendini dört ana kategoride gösterir:
- Zihinsel Belirtiler: Felaket yorumları, olumsuz düşünceler, unutkanlık ve konsantrasyon güçlüğü.
- Fizyolojik Belirtiler: Kalp çarpıntısı, hızlı nefes alma, kas gerginliği, terleme, titreme, mide bulantısı ve cinsel sorunlar.
- Duygusal Belirtiler: Gerginlik, panik, kontrolü yitirme hissi, çaresizlik ve umutsuzluk.
- Davranışsal Belirtiler: Kaçma ve kaçınma davranışları.
Kaygı ile Başa Çıkma Yöntemleri
Kaygı şikayetlerini hafifletmek ve yaşam kalitesini artırmak için şu stratejiler uygulanabilir:
- Düşünce Yapısını Değiştirmek: Gerçek dışı olumsuz düşünceler yerine gerçekçi olanlara odaklanmak.
- Yüzleşme: Kaygılardan kaçmak yerine kademeli olarak üzerine gitmek.
- Hedef Belirleme: Ulaşılabilir ve gerçekçi hedefler koyarak başarılara odaklanmak.
- Anı Yaşamak: Geçmiş veya gelecek kaygısı yerine "şimdi"ye odaklanmak.
- Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Kafeinden uzak durmak, düzenli spor yapmak, hobi edinmek ve nefes/gevşeme egzersizleri uygulamak.



