Neden ve ne zaman şeker hastalığı ameliyatı olmak gerekir?

Neden ve ne zaman şeker hastalığı ameliyatı olmak gerekir?

Dünyada yaklaşık 30 yıldır obezite nedeniyle çeşitli ameliyatlar yapılmaktadır. Bu ameliyatlardan en yaygın olarak yapılanlardan bir tanesi tüp mide yada sleeve gastrektomi denen mide hacmini kısıtlayan ameliyat, diğerleri ise hem hacmi kısıtlayan hemde emilimi bozan gastrik by-pass ameliyatlarıdır.

Bu ameliyatları olan ve obeziteden kurtulan insanlarda bir müddet sonra obezite ile birlikte başta Şeker hastalığı olmak üzere hipertansiyon, dislipemi( trigliserit ve kollesterol yüksekliği), karaciğer yağlanması, uyku apnesi gibi pek çok hastalığın düzeldiği farkedilmiştir.
Bir müddet sonra bunların sadece obezitenin düzelmesine bağlı olamayacağı başka etkenlerinde bu etkiden sorumlu olabileceği düşünülmüş ve bu konuda yapılan araştırmalar; barsaklara yapılan bu yer değiştirmenin barsaklarda bir takım metabolik etkilere yol açtığını göstermiştir.

Başta diabetin düzelmesi olmak üzere;
Bu etkilerle ilgili bir çok teori ortaya atılmış ve bunlarla ilgili çalışmalar yapılmış olup sonuç olarak en çok kabul gören temel teorilerden :

1.si Bu yer değiştirme ile barsağının son kısmı olan ileumdaki L hücrelerinden salgılanan GLP-1 denen bir hormonun kendisine gelen yiyecek miktarının artması ile salgılanan miktarının artması ve artan bu hormonun aşağıdaki etkileri yapması

GLP-1 hormonu:

Pankreas' ta beta hücre sayısını çoğaltır. ( Beta hücreleri pankreasdan insülin salgılayan hücrelerdir. )
Beta hücre aktivitesini arttırır.
İnsülin üretimini arttırır.
Erken insülin cevabını güçlendirir.
Karaciğer, kaslar ve yağ dokusunda insülin direncini ortadan kaldırır. Şeker hastalığında en büyük sorun insülin direncidir. ( Hastanın kan şekerini düşürmek için normal miktarlarda salınan insülin eğer direnç varsa kan şekerini düşürmek için normalden çok daha fazla salgılanır. Obez hastalardada insülin direnci insülinin fazla salgılanmasına ve hastanın iştahının artmasına ve daha çok yemesine neden olur.)

2.si Bu ameliyatla değişen safra asitlerinin hücre içindeki FXr denen reseptorlere bağlanarak şeker hastalığının remisyonunda etkili olması

Aslinda açıklanabilecek daha çok teori var ama bundan sonrası daha çok akademik ayrıntılar olduğundan girmiyorum...

Sonuç itibari ile obezite ameliyatları özellikle emilim bozucu by-pass ameliyatları şeker hastalığı, hipertansiyon, karaciger yağlanması, dislipemi, ve uyku apnesi gibi pek çok problemi tedavi edebilmektedir. 

Bu konuda hergün 10 larca bilimsel çalışma yayınlanmaktadır. Son zamanlarda Amerikan ulusal sağlık enstitüsü bu konudaki tedavi klavuzlarını değiştirmekte ve cerrahiyi şeker hastalığının son aşamasında ( noropati son aşamada el kol kesilmesine, nefropati son aşamada dialize, karaciğer yağlanması son aşamada siroza, retinopati son aşamada körlüğe, mikro ve makrovasküler hasarlar son aşamada bir çok organda geri dönülmez hasarlara yol açar ) değilde işler medikal tedavi diet ve egzersiz tedavisi hastanın şekerini kontrol edemediği zaman düşünülebilecek tedavi alternatifleri arasında cerrahinin de yeri olmalıdır.
Bu konuda yapılan bir kaç çeşit cerrahi tedavi vardır ve hepsinin kendine özgü avantaj ve dezavantajları vardır. Biz bu noktada size tüm bu avantaj ve dezavantajları anlatmakla sorumluyuz tüm bunları değerlendirip kararı vermek size kalmıştır.

Özellikle gastrik by-pass prosedurleri ve son dönemdede özellikle mini gastrik by-pass şeker hastalığının tedavisinde öne çıkmıştır. Son dönem gastrik by-pass ameliyatlarının şeker hastalığında % 90 ın üzerinde başarı sağladığı gösterilmektedir.
Lakin emilim bozucu etkileri nedeniyle hastalar bir müddet sonra vitamin ve mineral desteğine ihtiyaç duyarlar. 
Bu konuda kararı verecek olan sizlersiniz terazinin bir kefesine şeker hastalığı yada diabet ve onla birlikte olan hipertansiyon, koroner arter hastalığı, obezite karaciğer yağlanması, uyku apnesi ... listeyi uzatmak mümkün ve bu hastalıkların ölümcül yan etkileri diğer yanda bu ameliyatların dezavantajları...
Ama emin olun bana göre avantajları ''gerçekten ciddi anlamda tip 2 diabetin normal klasik tedavileri ile kontrol altına alınamayan hastalarda'' çok fazladır.

İLEAL İNTERPOZİSYON

Acaba emilimi bozmadan barsakların yerini değiştiren bir tedavi yapabilirmiyiz?
Bu konuda yapılan çalışmalar hala deneysel aşamadadır. Emilim bozmayan ve özelliklede şeker hastalığına etkili olarak yapılan ileal interpozisyon ameliyatını ilk defa Brezilyada Aurode Paula tarafından yapılmaya başlanmıştır.
Burda hem barsağın son kısmı olan ileum ile orta kısmı olan jejenum kısmen yer değiştirilir ve gıdalar mideden çıkınca önce barsağın son kısmı olan ileumdan geçip tüm barsağı kat ederler. Sonuç olarak en ağır diabet hastalarında uygulanan bu ameliyata sadece yer değiştirme yapıldığı bir ince barsak by-pass'ı olmadığından emilim bozulmaz lakin ameliyatın kendine özgü artı ve eksileri vardır.

Dünyada özellikle ABD' de ve Avrupa' da diabet için ağırlıklı gastrik by-pass ameliyatları tercih edilmektedir. 
İleal interpozisyon ameliyatı ile çok ciddi tartısmalar vardır. Salınan bu GLP-1 hormonunun ilaçları üretilmiştir. Yani bu konuda dünyada tam bir fikir birliği yoktur.

Tüm bu ameliyatları değerlendirirken terazinin iki kefesini iyi tartmak gerekir. Bir yanda tip 2 diabet yada şeker hastalığının tam kontrol altına alınmaması sonucu oluşabilecek sıkıntılı hatta ölümcülde olabilen geri dönüşü olmayan hastalıklar, diğer yanda bu ameliyatların kendine özgü dezavantajları...

Hiçbir şey sağlığınızdan daha değerli değildir. Kaybetmeden kıymetini bilmek gerekir...

                                                                           

Bu makale 10 Mart 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Op. Dr. Erol Vural, 1974 yılında Kırşehir'de dünyaya geldi. İlkokul ve ortaokul eğitimini Kırşehir Cacabey İlköğretim Okulu'nda tamamlayan Dr. Vural lise eğitimini ise Ankara Aydınlıkevler İnönü Anadolu Lisesi' nde aldı. Tıp eğitimine 1992 yılında  Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başlayan Dr. Vural, 1998 yılında mezun olarak tıp doktoru unvanını aldı. İhtisasını Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi bölümünde sürdüren Dr. Vural, uzman doktor unvanını almasının ardından mecburi hizmetini 2004 yılında 2 yıl süreyle Erzurum Palandöken Hastanesi'nde gerçekleştirdi. Ardından İsveç Karolinska Üniversitesi'nde klinik fellowship olarak Obezite ve Metabolik Cerrahi alanında çalıştı. Sonraki mesleki yaşantısında İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi' nde ve Esenyurt Devlet Hastanesi' nde görev yapan Dr. Vural, 2 ...

Op. Dr. Erol Vural
Op. Dr. Erol Vural
İstanbul - Genel Cerrahi
Facebook Twitter Instagram Youtube