Doktorsitesi.com

Neden kadın süslenir?

Uzm. Dr. Zeynep Pınar
Uzm. Dr. Zeynep Pınar
22 Aralık 201411205 görüntülenme
Randevu Al
Neden kadın süslenir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Doğadan İnsana Süslenme İçgüdüsü ve Tarihsel Kökenler

Doğadaki pek çok canlı türünde erkekler daha gösterişli ve süslü bir yapıya sahipken, insanoğlunda bu durumun tam tersi bir seyir izlediği görülmektedir. Müzelerdeki tarihi eserler incelendiğinde; savaş aletleri ve mutfak gereçlerinin yanı sıra kadın süs eşyalarının yoğunluğu dikkat çeker. Bu durum, süslenmenin hem tarihsel bir geçmişi hem de derin bir içgüdüsel temeli olduğunu kanıtlar. Kolektif hafızamıza öyle işlemiştir ki, bir kız bebeği henüz annesi tarafından süslenmemiş olsa bile bakış ve davranışlarından bir erkek bebekten ayırt edebiliriz.

Modern Dünyada Kadın Olmak: Bakımlı Olma Mecburiyeti

Kadının özgüvenini artıran süslenme eylemi, günümüz modern kadını için adeta bir eziyete dönüşmüş durumdadır. Trafikte tırnaklarını törpüleyen ya da araç içinde makyajını yetiştirmeye çalışan kadın manzaraları, bu toplumsal baskının günlük hayata yansımasıdır. İş dünyasında ve sosyal yaşamda, yazılı olmayan bir yasa hükmünde olan bakımlı olma mecburiyeti, kadının işini veya eşini kaybetme korkusuyla beslenmektedir. Medyada yaşlı erkek spikerler yerini korurken, yaşlanan kadınların hızla ekranlardan uzaklaştırılması bu çifte standardın en somut örneğidir.

Kültürel Farklılıklar ve Yaşlanma Algısı

Anadolu kültüründe eskiden yaşlanan kadın, menopozla birlikte bir nevi özgürleşir ve aile içinde erk (güç) sahibi olurdu. Ancak modern dünyada menopoz; gençliğin, kadınlığın ve doğurganlığın bitişi olarak görülüp bir depresyon sebebi haline getirilmiştir. 50 yaşındaki bir erkeğe "zıpkın gibi" denilirken, aynı yaştaki kadına "ununu elemiş" gözüyle bakılması toplumsal bir adaletsizliği temsil eder.

Güzellik, Simetri ve Bilinçaltındaki Yanılsamalar

Güzellik kavramı aslında simetri, oran ve sağlık demektir; bu bilgiler alt beynimize genetik olarak kodlanmıştır. Masallar ve sinema sektörü de bu algıyı pekiştirir:

  • Pamuk Prenses: Hem eşsiz bir güzelliğe hem de iyi bir kalbe sahiptir.
  • Kötü Üvey Anne: Genellikle karga burunlu ve çirkin resmedilir.
  • Türk Filmleri: İyi karakterler güzel, kötü karakterler ise genellikle çirkin ve iticidir.

Oysa gerçek hayatta dış görünüş yanıltıcı olabilir. Şeytanın tasvir edildiği gibi korkunç değil; aksine güler yüzlü, tatlı dilli ve egoyu okşayan bir cazibeye sahip olabileceği unutulmamalıdır.

Kapitalizm, Medya ve Kadın Rekabeti

Kapitalist sistem ve medya, kadının güzelleşme arzusunu ticari bir meta haline getirmiştir. Makyaj malzemeleri, kıyafetler ve kuaför masrafları kadınlar için ciddi bir ekonomik yük oluşturur. Özellikle görsel medyada var olabilmenin yolu, yıllarca kıyafet ve makyaj üzerinden pazarlanmıştır. Bu süreçte kullanılan pek çok kozmetik ürünün kanserojen etkileri ise göz ardı edilmektedir.

İlişkilerde Rekabet ve "Bağ Bozumu Erkeği"

Orta yaş döneminde, yıllarca hem evde hem iş yerinde emek veren kadınlar, "bağ bozumu erkeği" olarak adlandırılan ve maddi refaha ulaştıktan sonra yönünü genç kadınlara çeviren erkeklerin yarattığı krizlerle karşı karşıya kalmaktadır. Kadınlar arasındaki rekabet, maalesef erkekler tarafından hizmet kalitesini artıran bir unsur olarak kullanılmaktadır. Erkekler arasında "yenge" kültürü ve sessiz bir dayanışma varken, kadınlar arasında hısımlık bağı bile bazen rekabetin önüne geçememektedir.

Toplumsal Adalet ve Aile Kurumunun Korunması

Günümüzde metropol yaşamı, çevre baskısı ve kamu vicdanı aile kurumunu korumakta yetersiz kalmaktadır. Aldatılan kadının yaşadığı çaresizlik, çoğu zaman ekonomik bağımlılık ve annelik içgüdüsüyle birleşerek sessiz bir drama dönüşür.

TaraflarBeklentiler ve Riskler
Evdeki EşÇocukların geleceği, düzenin korunması, ekonomik güvenlik
Ayartan TarafPrestij, esnek mesai, maddi kazanç, flört heyecanı
Aldatan ErkekYeniden gençlik hissi, sorumluluktan kaçış, çift yönlü ikna süreci

Sonuç olarak; aile yapısını dinamitleyen bu süreçlerde, sadece aldatan tarafların değil, süreci provoke eden üçüncü kişilerin de yüksek tazminat cezaları ile sorumlu tutulması, babalarının manevi varlığını kaybeden çocukların en azından maddi haklarını korumak adına bir zorunluluktur.

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Zeynep Pınar

Uzm. Dr. Zeynep Pınar

Uzm. Dr. Zeynep Pınar, ilköğretim öğrenimini Manisa'nın Alaşehir ilçesinde, lise öğrenimini ise İzmir Kız Lisesi’nde tamamladı. Tıp eğitimini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde sürdüren Dr. Pınar 1986 yılında mezun olarak tıp doktoru unvanını aldı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.