Doktorsitesi.com

Neden bazı insanlarla anlaşamıyorum?

Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış
Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış
6 Eylül 20112409 görüntülenme
Randevu Al
Neden bazı insanlarla anlaşamıyorum?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İş Yerinde İlişki Yönetimi ve Mutluluğun Temelleri

Business Network Center tarafından düzenlenen 1. Kurumsal Mutluluk Zirvesi kapsamında gerçekleştirdiğim "İş Yerinde İlişki Yönetimi" konuşmamda, modern dünyanın mutluluk paradokslarına ve ilişkilerimizin temelindeki psikolojik dinamiklere odaklandım. Günümüzde maddi imkanlar artsa da bireysel tatminin neden azaldığını anlamak, sağlıklı ilişkiler kurmanın ilk adımıdır.

Dünya genelindeki istatistikler, mutluluğun sadece ekonomik güçle açıklanamayacağını kanıtlamaktadır. Yapılan araştırmalar, yıllık kazancı 10 milyon doların üzerinde olan bireylerin mutluluk seviyesinin, ofis çalışanlarından sadece çok az bir miktar yüksek olduğunu göstermektedir. Bu durum, mutluluğun dışsal faktörlerden ziyade içsel bir denge meselesi olduğunu doğrular niteliktedir.

Modern Dünyanın Mutluluk Karnesi ve İstatistikler

Geçmişten günümüze mutluluk verilerini incelediğimizde, sahip olduğumuz imkanlar artsa da tatmin düzeyimizin düştüğü görülmektedir. İşte bu tabloyu özetleyen çarpıcı veriler:

  • Mutluluk Seviyesi Düşüşü: 1940 yılında 10 üzerinden 7.5 olan mutluluk oranı, 2000 yılında 7.2’ye gerilemiştir.
  • Estetik Operasyonlardaki Artış: Kozmetik müdahalelerde yıllık %44 artış yaşanmakta; ancak bu değişimlerin sağladığı memnuniyetin kısa süreli olduğu saptanmaktadır.
  • Depresyon Tehdidi: Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, depresyonun yetişkin nüfusun %30'unu etkileyerek dünyadaki en büyük ikinci ölüm nedeni haline gelmesi beklenmektedir.

İnsan İlişkilerinin Temel Sorusu: "Ben OK miyim?"

Yaşam boyunca hepimiz farklı yollardan geçsek de aslında özümüzde tek bir temel sorunun cevabını arıyoruz: "Ben OK miyim?" Çocuklukta annemizin temasıyla başlayan fiziksel temas ve onaylanma ihtiyacı, yetişkinlikte statü, para, kariyer ve evlilik gibi formlara bürünür. Kabul edilmek, fark edilmek ve onaylanmak, her bireyin en temel psikolojik ihtiyacıdır.

İlişkilerimizde yaşadığımız çatışmaların temelinde, kendimize ve başkalarına bakış açımız yatar. Kendinize şu soruları sormanız, farkındalığınızı artıracaktır:

  1. Ben yeterli ve değerli miyim?
  2. Başkaları beni ben olduğum için kabul ediyor mu?
  3. Ben başkalarını oldukları gibi kabul ediyor muyum?

İlişki Yönetiminde Dört Temel Psikolojik Pozisyon

İnsanların birbirleriyle olan iletişimini ve neden bazılarıyla anlaşamadığımızı anlamak için dört kadranlı psikolojik pozisyon modelini incelemek gerekir. Her birey hayata birinci kadranda başlar, ancak zamanla farklı pozisyonlara savrulabilir.

PozisyonBakış AçısıKarakteristik Özellikler
I. KadranBen OK'im - Sen OK'sinSağlıklı iletişim, karşılıklı saygı ve kabul.
II. KadranBen OK Değilim - Sen OK'sinDepresif ruh hali, kendini suçlama, değersizlik hissi.
III. KadranBen OK Değilim - Sen OK DeğilsinUmutsuzluk, yaşamdan kopma, tam bir tatminsizlik.
IV. KadranBen OK'im - Sen OK DeğilsinAgresif tavır, sürekli haklı çıkma çabası, zor kişilik.

Neden Bazı İnsanlarla Anlaşamayız?

Özellikle IV. kadranda yer alan kişilerle ilişki kurmak oldukça güçtür. Bu kişiler kendilerini "OK" hissedebilmek için çevrelerindekilere "OK değil" hissi verirler. Kendi yetersizliklerini bastırmak için defansif bir tutum sergileyerek üste çıkmaya çalışırlar. Onlarla iletişim kurarken kendinizi bir anda II. pozisyonda (değersiz ve suçlu) bulabilirsiniz. Bu durum, iş yerinde ve sosyal hayatta çatışmaların ana kaynağıdır.

Mutluluğu Seçmek ve Değişim Mümkün mü?

Mutluluk, hayata hangi pozisyondan baktığınızla doğrudan orantılıdır. Stresli anlarda farklı kadranlara geçiş yapsak da, çocuklukta verdiğimiz kararlar algımızı şekillendirir. Ancak bu bir kader değildir. Eğer değişime istekliyseniz ve özünüzle tanışmaya hazırsanız, bu kararları değiştirmeniz mümkündür. Unutmayın ki; kim olursak olalım, hepimizin yaşamaya, kabul edilmeye ve fark edilmeye hakkı vardır.

Etiketler

MutlulukOkAnlaşmakİlişki yönetimiAnlasamiyorum

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış

Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış

Uzm. Psikolog Manolya Özek Tatış 1980 İzmir doğumludur. İzmir Amerikan Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümünü kazanmış, son senesini Amsterdam School of Business’ta exchange öğrenci olarak tamamlamıştır. Avrupa ülkelerinin çoğunu gezdiği bu deneyimin ardından özel sektörde satış pazarlama alanında çalışmış, kurumsal hayatın kendisine göre olmadığını anlayınca kendi işini kurmaya karar vermiştir. 26 yaşında Pozitif Manevra Psikolojik Danışmanlık & Koçluk Merkezi’nin kurucularından olan Tatış, önce koçluk eğitimi alıp öğrenciler, aileler ve okullarla çalışmaya başlamıştır. Çocuklarla çalışırken Play Attention Dikkat eğitim programını ve 5-17 yaş aralığındaki çocuklara uygulanabilen bir bilişsel beceri değerlendirme sistemi olan CAS (Cognitive Assesment System) testini kullanmıştır. Ardından psikoterapist olarak ilerlemeye karar verince Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde yüksek lisansını tamamlamış, uzun yıllar Transaksiyonel Analiz kuramı üzerine eğitim almış, daha sonra da Transaksiyonel Analiz kuramından yeni bir kuram yaratan Richard Erskine’den Integratif Psikoterapi (IP)eğitimi almıştır. Uluslararası sertifikalı IP Psikoterapistidir. Bu eğitim esnasında bedenle çalışmanın ne kadar önemli olduğunu fark edince nefes, beden ve meditasyonu birleştiren yoga alanında da uzmanlaşmaya karar vermiş ve Zeynep Aksoy’dan Yoga Alliance onaylı Yoga eğitmenliği eğitimi almıştır. 2017 senesinde Pozitif Manevra’dan ayrılan Tatış, çocuk ve yetişkin psikoterapisinin yanı sıra PsikoYoga adını verdiği psikolojiyle yogayı birleştirdiği yoga grup dersleri ve Wellbeing eğitimlerine devam etmektedir. Dünyanın her yerinden danışanlarına online hizmet veren Tatış, hem Türkçe hem İngilizce psikoterapi hizmeti vermektedir. Evli ve bir erkek çocuk annesidir.        

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.