Doktorsitesi.com

MİSOFONİ:(SESLERDEN RAHATSIZ OLMA HASTALIĞI)

Uzm. Dr. Necati Çobanoğlu
Uzm. Dr. Necati Çobanoğlu
17 Nisan 20171327 görüntülenme
Randevu Al
MİSOFONİ:(SESLERDEN RAHATSIZ OLMA HASTALIĞI)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Misofoni: Seslere Karşı Duyulan Aşırı Hassasiyetin Ötesi

Günlük hayatta hepimiz zaman zaman gürültüden rahatsız olabiliriz; ancak bazı bireyler için belirli sesler, özellikle de insan kaynaklı olanlar, katlanılamaz bir tiksinti ve öfke kaynağıdır. Misofoni olarak adlandırılan bu durum, bireylerin belirli seslere karşı normalin çok üzerinde, obsesif düzeyde bir tepki vermesiyle karakterizedir. Bu içerikte, misofoninin belirtilerini, nedenlerini ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini profesyonel bir bakış açısıyla inceleyeceğiz.

Misofoniyi Tetikleyen Yaygın Sesler ve Sosyal Etkileri

Misofonik bireyler, çevrelerindeki insanların çıkardığı doğal seslere karşı yoğun bir "gıcık olma" hissi yaşarlar. Bu durum sadece basit bir rahatsızlık değil, kişiyi çılgına çevirebilecek boyutta bir huzursuzluktur. Misofoni belirtilerini tetikleyen en yaygın sesler şunlardır:

  • Ağız şapırtısı ve yemek yerken çıkan sesler,
  • Çay veya kahve içerken oluşan höpürdetme sesi,
  • Tırnak kesme veya tırnakların sert zeminde çıkardığı tıkırtılar,
  • Elma ısırma, çekirdek çitleme veya galeta gibi kıtırtılı yiyeceklerin tüketilmesi,
  • Nefes alma, horlama veya sakız çiğneme sesleri.

Bu sesler nedeniyle bireyler; aileleriyle sofraya oturmaktan kaçınır, sosyal ortamlardan uzaklaşır ve sürekli çevresindekilere müdahale etme ihtiyacı duyarlar. Bu durum, zamanla sosyal izolasyona, aile içi huzursuzluklara ve ciddi ilişki problemlerine yol açar.

Bilimsel Açıdan Misofoni: Bir Kişilik Özelliği mi, Hastalık mı?

İlk kez 2000 yılında Jastreboff tarafından tanımlanan misofoni, başlangıçta bir işitme bozukluğu sanılsa da günümüzde psikolojik bir semptom olarak kabul edilmektedir. Beyin görüntüleme araştırmaları, misofonik bireylerin anterior insular korteks bölgesinde anormal bir aktivasyon olduğunu saptamıştır. Bu durum, bireylerin çevresel sesleri işleme ve duygusal yanıt verme süreçlerinin diğer insanlardan farklı işlediğini kanıtlamaktadır.

Misofoni ile İlişkili Diğer Psikiyatrik Durumlar

Misofoni bazen tek başına bir tablo olarak ortaya çıkarken, bazen de şu rahatsızlıklarla birlikte görülebilir:

  • Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)
  • Depresyon
  • Yeme bozuklukları

Misofoni Tanı Kriterleri Nelerdir?

Bir bireye misofoni tanısı konulabilmesi için belirli kriterlerin karşılanması gerekir. Bu kriterler, durumun ciddiyetini ve klinik boyutunu belirler:

Kriter NoTanı Ölçütü
1İnsan kaynaklı spesifik seslere karşı aşırı tiksinti ve öfke duyma.
2Seslerin duyulmasıyla kontrolü kaybedecek düzeyde öfke patlamaları yaşama.
3Verilen tepkinin aşırı ve mantıksız olduğunun birey tarafından fark edilmesi.
4Seslerden kaçınma eğilimi veya kaçılamayan durumlarda yoğun sıkıntı hissi.
5Günlük yaşamın, sosyal ilişkilerin ve sorumlulukların olumsuz etkilenmesi.
6Belirtilerin başka bir psikiyatrik bozuklukla (OKB, Travma Sonrası Stres Bozukluğu vb.) açıklanamaması.

Tedavi Yöntemleri ve Yaşam Kalitesini Artırma

Misofoni genellikle ergenlik döneminde başlar ancak tanı konulması genellikle 30'lu yaşları bulur. Bireyler genellikle bu durumu bir hastalık olarak görmedikleri için doktora başvurmak yerine; yüksek sesle müzik dinlemek, kulaklık kullanmak veya sesleri taklit etmek gibi geçici baş etme yöntemleri geliştirirler. Ancak bu süreçte alkol kullanımı gibi riskli alışkanlıklara yönelme ihtimali de mevcuttur.

Uygulanan Tedavi Yaklaşımları

Misofoni, kişinin yaşam kalitesini ve sosyal işlevselliğini bozuyorsa mutlaka tedavi edilmelidir. Güncel tedavi yaklaşımları şunları içerir:

  1. Farmakoterapi: İlaç desteği ile semptomların kontrol altına alınması.
  2. Psikoterapi: Davranışsal yaklaşımlarla seslere verilen tepkilerin yönetilmesi.
  3. Hipnoterapi: Bilinçaltı düzeyde ses algısının yeniden düzenlenmesi (başarılı sonuçlar alınan bir yöntemdir).

Tedavi süreciyle birlikte bireyler, sosyal işlevselliklerini geri kazanarak çok daha kaliteli bir yaşam sürme imkanına kavuşabilirler.

Psikiyatrist Necati Çobanoğlu

Etiketler

PsikoterapiFarmakoterapiÖfkeSeslerden rahatsız olmaHipnoterapiMisofoni

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Necati Çobanoğlu

Uzm. Dr. Necati Çobanoğlu

Uzm. Dr. Necati Çobanoğlu, Erzincan’da 1970 yılında dünyaya gelmiştir. İlköğretim ve lise öğrenim hayatını Erzincan'da tamamlamıştır ve ardından 1996 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Tıp Fakültesi’nden mezun olarak tıp doktoru unvanı almıştır. GATA Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nde 1998 yılında  başlamış olduğu ihtisas eğitimini 2002 yılında tamamlamış ve uzmanlığını almıştır. Uzmanlık eğitimi sırasında  hipnoz eğitimi de almış ve tezini de Hipnotik İndüksiyon Profilinin Türkçe Geçerlilik ve Güvenirlik Çalışması üzerine yapmıştır. Ayrıca Posttravmatik stres bozukluğu ve dissosiyatif bozukluklarla ilgili çalışmalar da yapmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.