Doktorsitesi.com

METABOLİK CERRAHİ VE ŞEKER HASTALIĞI

Op. Dr. Cem Arslan
Op. Dr. Cem Arslan
1 Mart 2019178 görüntülenme
Randevu Al
METABOLİK CERRAHİ VE ŞEKER HASTALIĞI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Tip 2 Diyabet Tedavisinde Metabolik ve Bariatrik Cerrahi

Dünya genelinde her 10 saniyede bir kişi, şeker hastalığına bağlı organ hasarı nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Özellikle morbid obezite ile mücadele eden bireylerde şeker hastalığı görülme oranı %25'in üzerine çıkmaktadır. Günümüzde, Tip 2 şeker hastalığı olan obez bireyler için en efektif tedavi yöntemi metabolik ve bariatrik cerrahidir.

Bariatrik veya metabolik cerrahi operasyonu geçiren Tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık %80'i, herhangi bir ilaç kullanımına gerek duymadan hastalıktan tamamen kurtulmaktadır. Bu başarı oranı, cerrahi müdahalenin diyabet yönetimindeki kritik rolünü ortaya koymaktadır.

Cerrahi Tedavi İçin Uygunluk Kriterleri

Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF), belirli kriterleri karşılayan hastalar için bariatrik cerrahiyi önermektedir. Bu kriterler şunlardır:

  • Vücut Kitle İndeksi (BMI) > 35 olan diyabet hastaları.
  • BMI 30-35 arasında olup, mevcut ilaç tedavileri ile şeker hastalığı kontrol altına alınamayan bireyler.

Ameliyat Sonrası İyileşme ve Başarı Göstergeleri

Şeker hastalarında operasyon sonrası iyileşme, ameliyatı takip eden 2 yıllık dönemde şu kriterlere göre tanımlanır:

  1. Açlık kan şekerinin ilaçsız bir şekilde 126 mg/dl altına inmesi.
  2. HbA1c düzeyinin ilaç tedavisi olmadan %6.2 altına düşmesi.

Metabolik Sendrom Nedir?

Bir kişide metabolik sendrom tanısı konulabilmesi için aşağıdaki kriterlerden en az 3 tanesine sahip olması gerekmektedir:

KriterTanımlama
Bel ÇevresiErkeklerde >102 cm, Kadınlarda >88 cm
Trigliserid150 mg/dl veya üzerinde olması
LDL KolesterolErkeklerde <40 mg/dl, Kadınlarda <50 mg/dl
Yüksek Tansiyon>130 / >85 mmHg
Yüksek Kan Şekeri>110 mg/dl

Cerrahi Başarıyı Artıran Faktörler

Metabolik cerrahiden en iyi sonuçların alındığı durumlar şunlardır:

  • Hastalığın ilk 5 yılı içerisinde cerrahiye başvurulması.
  • Ameliyat öncesi HbA1c düzeylerinin kontrol edilebilir seviyelerde olması.
  • Hastanın sadece diyetle veya haplarla tedavi görüyor olması (insülin kullananlara oranla başarı daha yüksektir).
  • BMI > 35 üzerinde olması ve fazla kiloların %60 ve fazlasının (EWL) verilmesi.
  • Genç yaş ve C-peptid düzeyinin > 2.9 ng/ml üzerinde olması.

Şeker Metabolizması ve Hormonal Değişimler

Şeker hastalığının kontrolünde mide bypass (gastrik bypass) uygulamaları, tüp mideye oranla daha üstün sonuçlar vermektedir. Gastrik bypass sonrası iyileşme, ciddi kilo kaybı yaşanmadan önce başlar. Bu durum, düzelmenin sadece kilo kaybıyla değil, hormonal değişimlerle ilgili olduğunu kanıtlar. Operasyon sonrası insülin duyarlılığını artıran adiponektin miktarı ve insülin reseptör sayısı artar.

Bağırsaklar vücudun en büyük endokrin organıdır ve şeker metabolizmasını düzenleyen iki temel hipotez mevcuttur:

  • Hindgut Hipotezi: Besinlerin bypass sayesinde direkt ince bağırsağın son kısmına geçerek L hücrelerini uyarması ve diyabeti kontrol altına alması.
  • Foregut Hipotezi: İnce bağırsağın ilk kısmına besin geçişinin engellenerek, insülin direnci yaratan hormonların salgılanmasının durdurulması.

Kritik Hormonların Rolü: GLP-1, Ghrelin ve PYY

Metabolik cerrahi, şeker dengesini sağlayan hormonlar üzerinde köklü değişiklikler yapar:

  • GLP-1: İnsülin salınımını ve duyarlılığını artırır. Gastrik bypass sonrası 2. günden itibaren yükselir. Diyetle kilo vermede ise bu hormon düşme eğilimindedir.
  • Ghrelin: Açlık hissini artırır ve insülin salınımını azaltır. Mide bypass ve tüp mide sonrası ghrelin seviyeleri ciddi oranda azalır, bu da tokluk hissi sağlar.
  • PYY (Peptid YY): Açlığı azaltır ve insülin direncini doğrudan düzeltir. Cerrahi operasyonlar sonrasında seviyesi artarak iyileşmeyi destekler.

Etiketler

Şeker hastalığıDiabetŞekerDiyabetMetabolik cerrahi

Yazar Hakkında

Op. Dr. Cem Arslan

Op. Dr. Cem Arslan

Op. Dr. Cem ARSLAN, Bursa'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 2006 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tamamlayarak Genel Cerrahi Uzmanı olmuştur. 

Mecburi hizmetini Ağrı Devlet Hastanesi'nde tamamlayan Op. Dr. Cem ARSLAN, İstanbul Üsküdar'da bulunan Özel Yunus Emre Hastanesi'nde Obezite ve Metabolizma Cerrahisi kliniğini açarak Bariatrik Cerrahi birimini kurmuştur.

Bugüne kadar Obezite Cerrahisi alanında sayısız başarılı operasyona imza atmıştır. İstanbul Emsey Hospital'de görev yapmış olup mesleki çalışmalarına Özel Medivia Hospital Hastanesi'nde devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.