İnternet veya medya aracılığıyla moda çok hızlı değişen bir konu olmaya başladı. Bir defa gördüğünüz bir şeyle çok hızlı bir şekilde tekrar tekrar karşılaşıyoruz ve bu da her konuyu hızlı tüketmemize sebep oluyor. Hızlı tükenen konu kıyafet, makyaj, saç modelleri veya bunlar gibi satın alabileceğimiz bir şeyler olduğunda sonuç çok dramatik olmuyor. Bunun yanında konu sağlığımız olduğunda moda daha acımasız sonuçlar doğurabiliyor.

Diyet konusunun sağlığımız ile ilgili olduğu artık tartışmasız bir gerçek. Hangi konuda doktora başvursanız doktor önce olması gereken fazla kilonuz varsa bunu vermenizi beraberinde hastalığınız ile ilgili tedaviye devam etmenizi öneriyordur. Durum böyle olunca kilo ile baş ederken anlık öneriler, genel tüm herkes için yapılan öneriler bir yerde yetersiz kalıyor. Öncelikle adım adım gündemdeki moda kilo verme yöntemlerini inceleyelim.
intermittent Fasting Diyeti: "IF" ya da Aralıklı Oruç Tutma Diyeti'nin mantığı fazlasıyla basit günün büyük bölümünde aç kalıp gerisinde besleniyorsunuz. Bu diyette amaç vücudu aç bırakarak daha sağlıklı daha performansı yüksek hale getirmek. Önemli kural şu, aç kaldığınız süre yemek yediğiniz total süreden uzun olmalı böylece vücut açlık sırasında depo yağlarını yakıyor. Gerçekten durum böyle mi? Uzun süreli açlık sonrasında aşırı yeme durumunun nasıl önüne geçebilirsiniz? Bir gün iki gün önüne geçseniz bile sonunda aşırı yiyerek kilo verimini engelliyor kişi. Bu durumda kalıcı kilo kaybı için doğru bir yöntem olmamış oluyor.

Paleo Diyeti: Bu beslenme planında az veya hiç işlem görmemiş gıdalar tüketilmesi öneriliyor. 10.000 yıl öncesinde yaşayan atalarımızın beslendikleri gibi beslenmemiz gerektiğini savunan bir öğreti diyebiliriz. Bu diyet planına göre yüksek protein ve lif alımı ile kalori kısıtlamadan da kilo verilebilir. Etin bu kadar ön planda olup tahıl, kurubaklagil, meyve ve süt ürünlerini tüketmemek sürdürülebilir bir durum değildir. Düşük karbonhidrat ve düşük kalori alımı kilo vermede yardımcı olabilir ama bunun yolu tamamen et odaklı beslenmek olmamalı. Bu kadar et ve et ürünleri tüketmek sizi baş ağrılarına, baş dönmelerine, halsizlik mutsuzluk gibi duygu durumu bozukluklarına, kabızlık ve konsantrasyon eksikliklerine sevk edecektir. En önemlisi aşırı et tüketiminin kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerinin görülme ihtimalini arttırdığı çalışmalarla gösterilmiştir. Mecbur olunduğu zamanlarda sadece et ve türevlerini tüketmekte sorun yoktu ama şimdiki yüzyılda fazlasıyla çeşitli yiyeceğe ulaşabiliyoruz neden ete mahkum olalım?

Ketojenik diyet: Ketojenik diyet mantığında yüksek yağ tüketimi orta derecede protein alımı ve aşırı düşük seviyede karbonhidrat tüketimi vardır. Tam oranlarla belirtmek gerekirse %75 yağ, %20 protein ve yalnızca %5 karbonhidrat alımını önerir. Bu diyeti ciddi bir beslenme bilgisi olmadan tek başına uygulamanız çok zordur. Normalde ketojenik diyet epilepsi gibi bazı sinir sistemi hastalıklarında ve bazı kanser türlerinin tedavisini desteklemek adına uygulanmaktadır. Ortalama 4-5 güm içinde yağ yakılmaya başlandığı da kanıtlanmıştır. En büyük eksikliği tüketilen yiyeceklerin lif, vitamin ve minerallerden fakir olmasıdır. Bilimsel olarak zayıflama adına kullanılmasını öneren bir bağımsız çalışma yoktur. Verilen kiloların diyet uygulanması bittiği anda geri alınmaya başlaması da bunun kanıtları arasındadır. Bu arada böbrek, karaciğer veya kalbinize zarar vermeden diyeti bitirdiyseniz şanslılar arasında sayabilirsiniz kendinizi.

Raw food (çiğ besleneme ): Son yıllarda moda hale gelen doğal beslenme akımı olan Raw Food, sebze, meyve, kuruyemiş, yağlı tohum ve filizlenmiş tahıllar kesinlikle çiğ veya en fazla 40 derecelik ısıl işlem ile tüketiliyor. Et ürünleri bu şekilde tüketilemeyeceğinden hayvansal ürünler kullanılamıyor. Özellikle türk mutfağının böyle bir beslenme programı ile sürekli tüketilir hale getirilmesi imkansıza yakındır. Bu yüzden kilo verme süreci için mantıklı bir program olmaktan eleniyor. Belki kısa süreli detox süreçlerinde kullanılabilir.

Benim en çok sorular aldığım beslenme planları bunlar gelelim bu işin kalıcı haline. Ben bu programa Telafi Diyeti diyorum. Gerçekçi olmak gerekirse lahmacun, dolma, içli köfte, kebap, tatlılar, mantı ve daha bu yazıya sığdıramayacağım kadar çok güzellikler barındıran bir mutfağa sahibiz. Bugün itibari ile elinde detoks şişeleri, ayağında spor ayakkabısı ile sürekli sağlıklı beslenmeyi düşünen bir insan haline gelemeyecekseniz ve bunun yanında da artık olduğunuz kilodan aşağı inmeye karar verdiyseniz sizin isteklerinizi net olarak dinleyecek diyet programınızda bu yiyecekleri mantıklı seviyelerde bulundurabilecek bir diyetisyene ihtiyacınız var. Tabi ki gözünüzün gördüğü her şeyi isteme hakkınız olamaz ki bu durum eskisinden farklı bir plan yaratmayacağı için kilo kaybı mümkün olmayacaktır. Sosyal hayatınızın daha sakin olduğu haftanın günlerini daha sıkı (tabi ki hayatınıza uygun) bir programla geçirip, arkadaş gruplarıyla yemek yiyeceğiniz zamanları mantıklı serbestlikle geçerseniz sürekli arkanıza dönüp kaç gün geçti ben kaç kilo verdim ne zaman bitecek bu diyet diye sormadığınızı göreceksiniz. Konfor iki türlüdür bazen istediğini giyinebilme seviyesinde, bazen çorabını giyebilmek seviyesinde olabilir kilo ama hayat standartlarınızı düşürüyorsa bunun bedeli olarak yaptığınız diyet her an vazgeçilecektir. Sosyal aktivitelerinize devam ederken diyet yapabilirsiniz. Aklınızı yoran her diyet bir gün bitmeye mahkumdur. Siz hayatınızı yaşamaya devam ederken yanınızda yürüyebilecek bir programı oluşturmak Telafi Diyeti ile mümkündür. Her hatanın bir telafisi olsa hata diye bir şey kalmazdı bir de diyete bu mantıkla bakın belki daha içinden çıkılır bir hal alacaktır sizin için de.


Adana Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!