Beslenme ve kanser arasındaki birliktelik Amerikan Kanser Cemiyeti ve Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından kabul edilmiştir. Tüm kanserlerin en az %35’nin beslenmeye bağlı olduğu tahmin edilmekte olup kadınlarda bu oran en az %50’ye yükselmektedir. Bu birliktelik beslenme alışkanlıkları ile belli kanserlerin görülme sıklıkları büyük insan gruplarında çalışılarak açık olarak gösterilmiştir.

Beslenme ile ilişkisi kanıtlanan kanserler; akciğer, meme, kalın barsak, pankreas, mide, yemek borusu ve rahim kanserleridir. Yaşam tarzı da ilave edildiğinde beslenme ile kanser arasındaki birlikteliğin %80’lere yükseldiği tahmin edilmektedir. Tüm toplumlarda vejetaryen tarz beslenme daha düşük riskle birliktedir.

Meme kanseri ile ilgili toplumsal çalışmalar yüksek oranda doymuş yağ oranları ve hayvansal protein içeren, lif oranı düşük bir beslenme ile pozitif bir birliktelik bulunduğunu düşündürmektedir. Besinsel lif sadece bitkisel ürünlerde bulunmakta olup sebzeler, meyveler, tahıllar ve bakliyat ürünlerinde bulunmaktadır.

Soya, büyük bir protein ve baklagillerdeki çeşitli bitkisel kimyasalların da kaynağıdır. Soyadaki genistein, daidzein ve Bowman-Birk inhibitör gibi bitkisel kimyasalların veya isoflavonların meme kanseri karşıtı etki gösterdikleri görülmektedir. Bitkisel bir östrojen olan genistein normalde östradiol denen doğal kadın hormonunun bağlanabildiği meme hücrelerinin üzerindeki reseptörlere bağlanmaktadır. Meme kanserinin kadınların yaşam boyu maruz kaldıkları östradiol miktarına bağlı olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Geç adet görmeye başlayan, çok sayıda çocuk sahibi olan ve erken menopoza giren bir kadın, dolaşımında östradiol daha sürekli olan bir kadına nazaran daha az meme kanseri riski altındadır. Genistein ve daidzein ayrıca hücre içi etkinlikleri ayarlayan enzimler olan belirli protein kinazların aktivitesini değiştirmektedirler. Soya isoflavonlarının koruyucu olduğu diğer mekanizmalar var olabilir ve araştırılmaya devam edilmektedir.

Meme kanseri tanısı konmuş durumlarda soya peyniri (tofu) veya soya proteini yemek nasıl bir farklılık yaratabilir? Bir kadını meme kanserinden koruyan besinler onu metastaz veya tümörün yayılımından da koruyacaktır. Kanser tanısı konmuş bir kadının koruyucu bitkisel faktörlerde olabildiğince çok yemesi özellikle önemlidir. Bir bitki tehlikeden kaçamadığında kendisini koruyacak güçlü kimyasallar üretmekte ve tükettiğimiz ya da kullandığımız bu kimyasallar hücrelerimizin çoğalmasını kontrol eden DNA veya hücresel yapıların hasar görmesini önleyerek hücrelerimizi korumaktadır. Kanser hücreleri planlı olarak ölmemekte, sürekli bölünerek çoğalmaktadır. Taze meyve sebzeler doğal koruyucudur.

Genetik testler kimlerde artmış meme kanseri riski olduğunu ortaya koyabilir, ancak beslenme, egzersiz ya da tütün kullanımı gibi çevresel faktörlerin bu genleri nasıl etkilediği henüz bilinmemektedir. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, soya ve diğer bakliyatlardan zengin bir sağlıklı beslenmenin tam yağlı süt ve süt ürünleri, et ve yumurta gibi hayvansal protein içeren gıdalara odaklanmış bir beslenmeden daha koruyucu olduğunu varsaymak mantıklıdır. Egzersiz, gıda seçimimizi, metabolizmamızı ve genel iyilik hissimizi etkilediğinden dolayı önemlidir. Tütün kullanımının, tütün yaprakları üzerine kontrolsüz miktarda sıkılan koruyucu veya böcek ilaçlarına bağlı olarak, birçok kanserin gelişiminde büyük bir faktör olduğu gösterilmiştir. Tüm tütün ürünlerinden sakınılmalıdır. Meme kanseri riskini arttırabildiğinden dolayı, alkol tüketimi de düşük düzeyde olmalıdır (kadınlar için en fazla günde bir bardak şarap).

Meme kanseri hastalarına önerilen takviyeler

Kemoterapi rejimine bağlı olarak bazı önemli bitkisel faktörler takviye olarak yardımcı olabilir. Örnekler; C ve E vitaminleri (alfa ve gama feroller) ile beta karoten, ksantofil ve ellajik asit gibi antioksidan bioflavonoidler (renkli bitkisel faktörler). Bunların hepsi en az on porsiyon sebze ve meyve seçilerek tüketilebilir. Birçok kişi için bu miktar gerçekçi olmadığından destekleyici preparatlar mevcuttur.

Soya proteini faydalı olabilir, ancak gerekli miktar halen tartışmalıdır. Birçok bakliyat koruyucu bitkisel kimyasallar da içerebilir ve beslenmenizin çeşitli fasulye türlerini içermesi akıllıcadır. Siyah fasulye, nohut, barbunya, börülce sağlıklı, liften zengin, folik asitten zengin bitki protein kaynaklarına örnektir. Bu tip beslenme yoğun karın gazı yapabildiğinden beta galaktosidaz gibi gaz gidericiler faydalı olabilir.

Günlük gerekli miktarları karşılayan ve antioksidanlar içeren çoğu çoklu vitamin ve mineral takviyeleri en az beş porsiyon sebze ve meyve ile en az altı porsiyon tahıl ve bakliyat yiyen bireylerde yeterlidir.

Koenzim Q10, hücre içindeki enerjinin salınımında önemli bir rol oynamaktadır. Bu durum cerrahi, kemoterapi veya tek başına kanseri tanısı gibi aşırı stresin bir sonucu olarak azalabilir. Tedavi uygulanan kanser hastalarında günlük 60-120 mg Koenzim Q10 takviyesi faydalı olabilir ve bu dozlar güvenlidir.

Selenyum, karaciğer ve vücuttaki diğer hücrelerde toksik maddelerinin uzaklaştırıldığı enzimatik faaliyetlerin ayarlanmasında önemli olan bir eser elementtir. Günlük 50-200 mikrogram takviye bazı kemoterapi ajanlarına bağlı olabilecek potansiyel eksiklikleri önleyebilir. Çoğu çoklu vitamin ve mineral ürünleri meme kanseri hastaları için kemoterpinin uygulandığı dönem hariç yeterli selenyum içermektedir ve kemoterapi sırasında ilave 50 mikrogram selenyum içeren bir antioksidan formülle doz artırımı akılcı olabilir.

Sülfür amino asitler, karaciğerden herhangi bir kemoterapi ajanının uzaklaştırılması için gerekli detoksifikasyon olgusunda önemlidir. Bu süreçte, sitokrom P450 sistemi olarak bilinen detoksifiye edici enzim sisteminin aktif formu N-asetil sistein içeren ek bir antioksidan formül alınması önerilmektedir. Günlük takviye dozu 150 mg’dır. Deve dikeni, karaciğerdeki bu detoksifikasyon işlemini destekleyen değerli bir baharattır. Kemoterapi sırasında ve kemoterapi sonrası üç hafta boyunca alınması önerilmektedir.

D vitamini de koruyucu olabilir ve güneş ışınlarının cilt üzerindeki etkilerinden oluşmaktadır. Güneşin özellikle yakıcı olmadığı sabah erken ve öğleden sonra geç saatlerde her gün en az 20 dakika dışarıda olmak önemlidir. Yüz gibi hassas bölgeler daima korunmalı, ancak kolların ve bacakların yeterli güneş alması sağlanmalıdır. Kemik erimesini önleyen önemli vitamin takviye olarak da alınmalıdır.

Balık yağı iyi bir besin kaynağı olup haftada en az üç kez yağlı balık (somon, alabalık, ton, pisi, ringa, vs) yenmesi önerilmektedir. Balık, omega-3 yağ asitleri açısından mükemmel bir kaynaktır ve anti-enflamatuar ve bağışıklık sistemini destekleyici etkilerinden dolayı da meme kanseri hastalarında faydalıdır. Balık sevmeyenler keten tohumu yağı, hodan yağı veya çuhaçiçeği yağı takviyesi alabilir. Bunlar ayrıca kandaki kadın cinsiyet hormon düzeylerinin düzenlenmesine yardımcı olabilen GLA (gama linoleik asit) adı verilen uzun zincirli yağ asitleri içermektedir.

Her gün en az bir litre su (veya aynı miktarda kafeinsiz içecekler) içilmesi unutulmamalıdır.


İstanbul Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!