Doktorsitesi.com

Bireylerde Kilo Alma Davranışı

Op. Dr. Erol Vural
Op. Dr. Erol Vural
21 Aralık 2015218 görüntülenme
Randevu Al
Bireylerde Kilo Alma Davranışı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kilo Alma Davranışı ve Verilen Kiloların Geri Alınmasının Psikolojik Temelleri

Beden kitle endeksine göre fazla kilolu olduğu tespit edilen bireylerin, genellikle benzer davranış kalıplarını kullanarak hızlı kilo verme eğiliminde oldukları görülmektedir. Bu süreçte sıklıkla yüksek kalorili gıdaların alımının aniden kesilmesi gibi yöntemlere başvurulsa da, birey verdiği kiloları kısa sürede geri almaktadır. Hatta pek çok durumda, verilen miktardan daha fazlasıyla mücadele etmek zorunda kalınmaktadır.

Birey, birkaç hafta boyunca yoğun bir çabayla diyet yapmaya çalışırken, görmezden gelmeye çalıştığı ciddi bir açlık duygusu ile karşı karşıya kalır. Bu açlık hissi, bireydeki başarısızlık temel inancı ile birleştiğinde anksiyete seviyesinin artmasına neden olur. Yükselen anksiyete ve gerilime bir noktadan sonra katlanamayan birey, eski yeme düzenine geri dönerek verilen kiloların hızla geri alınmasına yol açan bir döngüye girer.

Obezitede Düşünce Hataları ve Bariatrik Cerrahi

Kalıplaşmış davranış örüntülerini ve aynı stratejileri kullanarak farklı sonuçlar beklemek, önemli bir düşünce hatasıdır. Kilo vermenin ve bu durumu korumanın tek yolu, mevcut kısır döngüden tamamen çıkmaktır. Bu bağlamda, Bariatrik Cerrahi (Obezite Cerrahisi) ameliyatı planlayan bireylerin, operasyon sonrasında obeziteye zemin hazırlayan düşünce ve davranış kalıplarını değiştirmeleri bir zorunluluktur.

Obeziteyi Tetikleyen Fizyolojik Kısır Döngü ve Hormonlar

Obez bireylerde yağlı dokudan salgılanan çeşitli hormonlar, metabolik süreci doğrudan etkilemektedir. Bu hormonlar arasında en kritik olanı Rezistin hormonudur. Yağ doku kitlesinin artmasıyla birlikte salgılanan bu hormonlar şunlardır:

  • Rezistin: Yağ doku kitlesini artırarak insülin direncine yol açar.
  • TNF (Tümör Nekroz Faktörü): Enflamatuar süreçlerde rol oynar.
  • Visfatin ve Opelin: Metabolik dengeler üzerinde etkilidir.

Bu hormonlar içerisinde Rezistin, insülin direncine yol açarak kan şekerinin düşmesini engeller. Pankreastan salgılanan insülinin etkinliği azaldığında, vücut daha fazla insülin salgılamaya başlar. Yükselen insülin seviyeleri ise iştahı daha fazla açarak bireyin daha çok yemek yemesine, metabolizmanın yavaşlamasına ve daha az kalori yakılmasına neden olur.

Mide Hacmi ve Doygunluk Mekanizmasındaki Bozulmalar

Obezite sürecinde sadece hormonal değil, mekanik sistemlerde de bozulmalar meydana gelir. Normal kilolu bireylerde porsiyon tüketimi sonrası mide duvarı gerilerek beyne doygunluk sinyali gönderir. Ancak obez bireylerde artmış mide hacmi nedeniyle bu mekanizma işlevini yitirir.

MekanizmaNormal Kilolu BireyObez Birey
Mide Duvarı GerilimiNormal porsiyonla tetiklenirTetiklenmesi için büyük porsiyon gerekir
Doygunluk SinyaliZamanında beyne iletilirGecikmeli veya yetersiz iletilir
Porsiyon KontrolüKontrol altındadırPorsiyonlar ve öğün sayıları artış gösterir

Sonuç olarak, hem psikolojik bariyerler hem de bozulan hormonal ve mekanik dengeler, obez bireylerin bu kısır döngüyü kırmasını zorlaştırmaktadır. Unutulmamalıdır ki; değişmeyen tek şey değişimin kendisidir ve kalıcı sonuç için bu döngünün her aşamasında değişim şarttır.

Etiketler

Bireylerarası terapiObeziteden kurtulmak için tavsiyelerBireysel destekObezitenin cerrahi tedavisiBireyler arasıObezite tedavisi kilo vermeObezite nedirObezite cerrahisi doktorlarıBireysel piskoterapiBireysel travmalarBireysel terapi nedirBireysel terapi neden yapılırBireysel terapi kimlere yapılırObeziteBireylerde kilo alma davranışları

Yazar Hakkında

Op. Dr. Erol Vural

Op. Dr. Erol Vural

Op. Dr. Erol Vural, 1974 yılında Kırşehir'de dünyaya geldi. İlkokul ve ortaokul eğitimini Kırşehir Cacabey İlköğretim Okulu'nda tamamlayan Dr. Vural lise eğitimini ise Ankara Aydınlıkevler İnönü Anadolu Lisesi' nde aldı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.