Meme kanseri kadınlarda görülen kanser tipleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Hayat boyu her 8 kadından birinin kansere yakalanma riski vardır.

Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerden gelişen kanserlerdir.

Meme Kanserinde Riski Arttıran Nedenler:

1. Cinsiyet: Erkeklerde de meme kanseri görülmekle birlikte, kadınlarda meme kanseri riski 100 misli daha fazladır.

2. Yaşlanma: 50 yaşından sonra meme kanseri sıklığı artar.

3. Genetik Faktörler ve Aile Hikayesi: 1. derece yakınlarında ( anne, baba, kardeş, çocuk) meme kanseri olanlarda risk yüksektir. Meme kanserinin 1/3’ü genetik geçiş gösterir.

4. Kişisel Kanser Hikayesi: Rahim, yumurtalık, tiroid kanseri geçirmiş kişilerde meme kanserine yakalanma riski yüksektir. Daha önce meme kanserine yakalanmış kişilerde diğer memede kanser gelişme riski yüksektir.

5. Hormonlar: Erken adet görme veya geç menapoza girme ( 55 yaşından sonra) durumunda uzun süre östrojen hormonuna maruz kalındığından dolayı meme kanseri riski artar. Uzun süre östrojen, progesteron hormonu içeren ilaçlar kullanmak da meme kanseri riskini arttırır. Geç yaşta doğum yapmak, ezirme süresinin kısa olması, çocuk doğurmamak da riski arttıran faktörlerdendir.

6. Diğer Faktörler: Alkol, sigara, aşırı kilo alma( yağ dokusu arttıkça östrojen salgısı artar) göğüs bölgesinin radyasyona maruz kalması riski arttıran diğer faktörlerdir. Uzun boylu kadınlarda meme kanseri riski artmaktadır. Bunun nedeni bilinmemektedir. Benzer şekilde bu kadınlarda kalın bağırsak kanseri riski de yüksek saptanmıştır. Menopoz öncesi dönemde aşırı zayıf kadınlarla, menopozdan sonra idealin üzerinde kilosu olan kadınlarda meme kanseri riski artmaktadır. Menopoz sonrası dönemde aşırı kilo (özellikle yağ dokusunun fazla olması) fazla miktarda östrojen hormonu yapımına neden olmaktadır.

Meme Kanseri Önlenebilir mi?:

Meme kanseri erken yakaşandığında tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak henüz meme kanserini önleyecek bir ilaç, tedavi şekli veya yaşam tarzı bilinmemektedir. Ancak değiştiri,lebilir risk faktörleri ortadan kaldırıldığında meme kanseri riski azaltılabilir. Obesitenin engellenmesi, emzirme süresinin uzatılması, yaşam modelinin değiştirilmesi, fiziksel aktivitenin arttırılması , hormon kullanımının kısıtlanması gibi durumlar sağlanırsa risk azaltılabilir. Ayrıca genetik yatkınlığın belirlenmesi ( BRCA 1 ve 2 genleri) ile yüksek riskli hastalarda önleyici cerrahi uygulanabilir.

Meme Kanserinin Belirtileri: Meme kanserinin en sık rastlanan belirtisi memede sert bir kitlenin ele gelmesidir. Hastaların çok azında ağrı da olabilir. Daha nadir olarak memede çekinti, meme derisinde kalınlaşma, meme başında hassaslaşma ya da içe çökmegibi belirtiler görülebilir. Çok nadiren bazı hastalarda kanlı meme başı akıntısı da görülebilir.

Meme Kanserinde Tanı: Erken evre meme kanserinde herhangi bir belirti olmayabilir. Erken teşhiste en önemli faktör kişinin bu konuda bilinçlendirilmesidir. Bu nedenle, meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamanız çok önemlidir. Meme kanserine erken evrede tanı konması, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını arttırır. Erken tanı için üç temel yöntem uygulanabilir:

1. Evde kendi kendine yapılan meme muayenesi: 20 yaşından sonra tüm kadınların kendi kendilerini meme muayenesi yapması önerilmektedir. Detaylı bilgi için tıklayınız...

2. Doktor tarafından yapılan meme muayenesi: Herhangi bir şikayetiniz olmasa bile 20 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra yılda bir kez meme muayenesi olmalısınız.

Bu şekilde düzenli olarak takip edilen kadınlarda kanserin çok erken dönemlerde yakalanabildiği ve meme kanserine bağlı ölümlerde %30 oranında azalma sağlandığı saptanmıştır.

Tedavi:

Meme kanseri tedavisi bir ekip işidir ve bu ekip içinde meme cerrahı, tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğunun yer aldığı bir ekip tarafından yapılmalıdır. Meme kanserinin temel tedavisi cerrahidir. Cerrahi tedavide meme dokusunun tamamen çıkarıldığı mastektomi ameliyatı veya kanserli dokunun bir miktar sağlam meme dokusu ile beraber çıkarıldığı meme koruyucu cerrahiler uygulanmaktadır. Meme koruyucu cerrahi yapılan hastalarda hastalığın tekrar oluşmasını önlemek için kalan meme dokusuna radyoterapi uygulaması mutlaka gereklidir.

Yapılan çalışmalar sonucunda meme koruyucu cerrahi uygulanan hastalar ile mastektomi uygulanan hastalarda hastalığın tekrarlaması ve sağkalım oranlarının benzer olduğu bulunmuştur.

Cerrahi tedavi öncesi ve cerrahi sırasında (sentinal (bekçi) lenf nodu incelenmesi) koltuk altı lenf bezlerinin durumu değerlendirilerek cerrahi tedaviye koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması da eklenmelidir. Cerrahi tedavi bittikten sonra gerekli olan hastalara kemoterapi, hormonoterapi ve radyoterapi uygulanmaktadır.

Tedavi stratejisinin belirlenmesinde tümörün büyüklüğü, koltuk altı lenf bezlerine yayılım olup olmaması, tümörün hormon bağımlılık durumu, Her2 (c-erb-B2) adı verilen kanser geninin varlığı gibi faktörler önemlidir. Tümörün büyük olduğu durumlarda tedaviye önce kemoterapi ile başlanıp tümörün küçültülüp cerrahiye uygun hale getirilmesi gerekebilir. Bu tedavilere doktorunuz karar verip sizi yönlendirecektir.


Antalya Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!