~~Memenin Malign (kanser olan) Neoplastik Hastalıkları:
Meme Kanseri:

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen tümördür. Hayatı boyunca her 8 kadından biri meme kanserine yakalanmaktadır. Kadın/erkek oranı ise yaklaşık 100/1’dir.

Etyoloji ve Risk Faktörleri:
Cinsiyet ve yaş: Erkeklerde çok nadir görülmesi nedeni ile cinsiyet önemli bir faktördür. Yirmi yaş altında ise çok nadirdir. 20 yaşından itibaren insidans giderek artar ve 45-55 yaşlarında belirli bir düzeye ulaşır, bu dönemde 100,000 kadın yılda 125 yeni vaka görülür. 55 yaşından sonra artış daha keskindir ve 60-65 yaşlarında 100,000 kadın yılda 153 yeni vaka görülür, 80-85 yaşlarında bu sayı 312’ye çıkar
Endokrin faktörler: İlk adetini 12 yaşından önce görenlerde 13 yaşından sonra görenlere göre meme kanseri insidansı yaklaşık iki kat daha fazladır. Doğal menapozu 45 yaşından önce olanlarda meme kanseri geliştirme rölatif riski 0.73 iken, doğal menapoz yaşı 55 olanlarda risk 1.48’dir. İlk gebeliği 30 yaş üstünde olanlarda, ilk gebeliği 18 yaş altında olanlara göre 4-5 kat fazla meme kanseri gelişme riski saptanmıştır.
Düşük doz östrojenin kısa süreli olarak postmenapozal dönemde kullanılması nispeten güvenilirdir. Kombine oral kontraseptifler reprodüktif yaşamın ortasında (yaklaşık 25-39 yaş) uzun yıllar kullanılsa bile meme kanseri riskini etkilemez. Fakat kombine oral kontraseptifler erken yaşta uzun yıllar kullanılırsa meme kanseri riskini arttırabilir

Çevresel faktör ve diyet: Diyet önemli bir faktördür. Yağ veya kollesterol alımı ile steroid hormon metabolisması arasındaki muhtemel ilişki diyetteki yağın etyolojik ajan olabileceğini düşündürmüştür. Kişi başına yağ alımı ile meme kanseri ölüm hızı arasında korelasyon mevcuttur. Alkol alımı ile meme kanseri riski arasında doza bağlı bir ilişki saptanmıştır.
Aile hikayesi ve diğer memede kanser: Annesinde meme kanseri olan kadınlarda normal popülasyona göre 2-3 kat daha fazla meme kanseri tesbit edilmiştir. Aile hikayesi olanlarda meme kanseri daha erken yaşlarda görülmektedir ve aile hikayesi olmayanlara göre daha sık bilateral meme kanseri oluşmaktadır.

Meme Kanserinde Tanı:

Hikaye: Meme kanseri erken tanısında en önemli faktör hastaların periodik olarak kendilerini muayene etmeleri ve şüpheli bulgular varlığında en kısa zamanda hekime başvurmalarıdır. İlk başvuru şikayetleri % 65.3 kitle, % 5.4 ağrı, % 1 memede büyüme, % 3.1 meme cildinde çekinti, % 2.1 meme başında çekinti, % 2 aksillada kitle, % 1.8 meme başında akıntı, % 0.8 meme cildinde kızarıklıktır.

Mammografi:
Konvansiyonal mamografi sırasında 0.1 rad’dan daha az radyasyon alınır. Bu nedenle mammografi sırasında alınan radyasyon ile meme kanseri arasında ilişki yoktur. Mamografinin amacı memesinde palpabl veya nonpalpabl lezyon olan hastaları erken dönemde semptomatik hale gelmeden tespit etmektir. Çünkü erken evrede tespit edilen hastaların prognozu daha iyidir. Mamografi rutinde 2 yönlü çekilen bir filmdir. Şüpheli kitlelerde magnifiye spotlar alınabilir. Filmlerde malign kriterler aranır. Bunlar, kitle, asimetri, stellat opasiteler veya doku distorsiyonu olabileceği gibi mikrokalsifikasyon kümesi olarak da görülebilir. Yine aksiller lenf nodu, cilt veya nipple değişiklikleri de izlenebilir. Amerikan Kanser Birliği 20 yaşından sonra her kadının kendini muayene etmesini ve 35 yaşından sonra da “base-line“ mammografi çektirmesini önermektedir. 40-50 yaş arası yılda bir mammografi çekilmelidir.

Mamografi;
Muayene ile belirlenemeyen ve neoplazm şüphesi olan lezyonların değerlendirilmesinde, Multipl kist yada biyopsi endikasyonunun kesin olmadığı kitlelerin değerlendirilmesinde. Segmental mastektomi+radyoterapi uygulanmış hastaların takibinde. Segmental yada total mastektomi yapılan hastaların kontrlateral memesinin takibinde. Semptomatik ancak memesinde palpabl kitlesi olmayan yağlı ve büyük memelerin değerlendirilmesinde. Senkron yada multisentrik lezyonların değerlendirilmesinde kullanılır.
Ultrasonografi: Gelişmiş Ultrasonografi cihazları ile kitlelerin boyutu, solid kistik ayrımı ve Ultrasonografi eşliğinde güvenilir ve zahmetsiz biyopsi yapılabilir. Biyopsi kararı tecrübeli bir radyoloğun vereceği sonuçla, hastanın kliniğini bilen cerrah tarafından verilmelidir.

Meme Kanserinde Tedavi Seçenekleri:
Meme kanserinde tedaviler bir arada ya da birbiri ardı sıra uygulanır.

1. Cerrahi tedavi: Tümörü de içerecek şekilde meme dokusunun bir kısmı ya da tüm memenin ve koltukaltındaki lenf bezlerine yayılım saptanmışsa koltukaltı lenfatiklerinin çıkarılması meme kanserinin ana tedavi yöntemidir.
Memenin tamamının çıkarılmasına mastektomi denir. Eğer tümörle birlikte çevresindeki sağlam bir miktar meme dokusu üzerindeki deriyle birlikte çıkarılıyorsa buna segmental mastektomi denir. Meme koruyucu cerrahinin en sık uygulanan yöntemidir.
Meme kanserinde prognozu belirleyen en öenmli faktör Koltukaltı (aksilla) lenf bezlerine yayılım olup olmadığıdır. Bunu anlamak için ameliyata başlarken özel boyalar ve/veya maddeler meme başı çevresinde derisine verilir ve bu boyaların belirdiği koltukaltındaki memeye en yakın ilk lenf bezleri çıkarılarak o sırada hızla incelenir. Bu yönteme sentinel lenf biyopsisi denir. Koltuklatındaki tüm lenfatiklerin çıkarılmasına aksiller lenf nodu diseksiyonu denir. Günümüzde artık sentinel lenf nodu pozitifse ya da koltukaltı bezleri muayenede saptanmış veya biyopsi ile tümör olduğu gösterilmişse uygulanmaktadır.
Temiz cerrahi sınır elde edilmek koşuluyla, bir odakta tümör varsa meme koruyucu cerrahi (MKC) uygulanabilir. Meme koruyucu tedaviye ek olarak hastaların o memeye radyoterapi alması gerekir.
MKC'nin uygun olmadığı hastalar:
Multisentrik yani memede birden fazla kadranda (dörtte birden oluşan bölgelerde) tümör varsa, Mamografide yaygı malign diffüz mikrokalsifikasyonlar varsa, tümör tipi olarak İnflamatuar tip meme kanseri varsa, ikinci ameliyattada cerrahi sınırda tümör varsa, hasta daha önce göğüs bölgesine başka nedenle radyoterapi almışsa memenin tamamının çıkarılması daha uygundur.

2. Kemoterapi: Tümör hücrelerinin yayılmasını önlemeye yönelik olarak çeşitli ilaçlar verilmek suretiyle meme kanseri tedavisi tamamlanır.

3. Radyoterapi: Meme koruyucu (yani memenin bir kısmının çıkarıldığı) cerrahi sonrası ya da tümörün büyük olduğu ya da koltukaltına yayıldığı durumlarda cerrahiye ek olarak yerel tümör kontrolü amacıyla ilgili bölgelere ışın uygulanmasıdır.

4. Hormonoterapi: Başta östrojen olmak üzere çeşitli hormonların tümör gelişiminde ve yayılmasında etkileri vardır. Bu hormonların etkilerini önlemek amacıyla özellikle antiöstrojen ilaçlar (Tamoksifen vb) 5 yıl süreyle kullanılır

Meme Kanseri Tedavisinin Komplikasyonları

Meme ameliyatları genelde diğer cerrahi işlemlere göre daha az soruna (komplikasyona) neden olur. En sık seroma dediğimiz ameliyat bölgesinde doku arası sızan sıvıların birikmesi görülür ki bu durum tekrarlayan aspirasyonlarla iyileştirilir. Koltukaltı lenf bezlerinin temizlendiği ameliyatlarda daha sık görülür.
Kanama her ameliyat sonrası görülebilecek bir komplikasyondur. Meme ameliyatları sonrası da görülebilir ancak diğer ameliyatlara göre daha nadirdir. Dikkatli bir kanama kontrolüyle görülme ihtimali çok düşük düzeylere çekilmiştir.
Lenfödem, ameliyat yapılan tarafta kolun şişmesidir. Özellikle koltukaltı lenf bezlerinin temizlendiği girişimler sonrası gelişir. Radyoterapi alanlrda daha da sıktır. Enfeksiyondan korunma önemlidir. Lenfödem gelişmişse kola fizik egzersizler yapılarak kontrol altında tutulmaya çalışılır.
Ayrıca omuz ekleminde hareket kısıtlılığı da önemli bir sorundur. Meme ameliyatlarından sonra bir süre kolun fazla harelet ettirilmemesi gerekir. Bu da omuzda hareket kısıtlılığı ile sonuçlanır. Etkin fizik tedaviyle genellikle tamamen düzelir.
Meme rekonstrüksiyonu mastektomi sırasında hemen veya sonrasında aylar veya yıllar sonra geç dönemde yapılabilir. Hemen ameliyat sırasında yapılan rekonstrüksiyonda estetik sonuçlar daha iyi olmakla birlikte, radyoterapi ve kemoterapi gereken durumlarda geç dönemde rekonstrüksiyon yapılır.


Ankara Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!