Doktorsitesi.com

Malnütrisyon Nedir?

Dyt. Cevşen Bul
Dyt. Cevşen Bul
9 Kasım 2020336 görüntülenme
Randevu Al
Malnütrisyon Nedir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Beslenme ve Malnütrisyon Kavramı

Beslenme, sağlığı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla vücudun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini yeterli miktarlarda ve doğru zamanlarda alma davranışıdır. Bu sürecin herhangi bir aşamasında yaşanan aksaklıklar, bireyin genel sağlık durumunu doğrudan etkileyen malnütrisyon tablosunun ortaya çıkmasına neden olabilir. Malnütrisyon, günümüzde hem toplumda hem de klinik ortamlarda ciddi bir sağlık sorunu olarak kabul edilmektedir.

ESPEN Tanımına Göre Malnütrisyon Nedir?

Avrupa Klinik Nütrisyon ve Metabolizma Derneği (ESPEN), malnütrisyonu enerji, protein ve diğer besin öğelerinin yetersiz veya aşırı alımı sonucunda oluşan bir durum olarak tanımlar. Bu dengesizlik; klinik seyirde, doku ve vücut yapısında (şekil, büyüklük, kompozisyon) ve fonksiyonlarda ölçülebilir olumsuz etkilere yol açar.

Uzun dönemli yetersiz beslenme, yalnızca protein-enerji malnütrisyonunu değil, aynı zamanda mikronütrient (vitamin ve mineral) eksikliklerini de kapsamaktadır. İstatistiksel verilere göre bu önemli halk sağlığı sorununun görülme oranları şu şekildedir:

PopülasyonGörülme Oranı
Toplum Genelinde%5 - %15
Hastanede Yatan Hastalarda%40

Oluşum Nedenlerine Göre Malnütrisyon Sınıflandırması

Yetersiz beslenme, temel olarak oluşum mekanizmalarına göre iki ana grupta incelenmektedir. Her iki türde de ortak nokta, besin alımının vücudun gereksinimlerini karşılayamamasıdır.

1. Primer (Ekzojen) Malnütrisyon

Bu tablo, besin öğelerinin dışarıdan yeterli ölçüde vücuda alınmaması durumunda meydana gelir. Temel sorun, doğrudan gıda alımındaki eksikliktir.

2. Sekonder (Endojen) Malnütrisyon

Sindirim, emilim ve metabolizma normal olsa dahi; iştahsızlık, yutma güçlüğü, kusma, ishal, kanser veya pankreas yetmezliği gibi nedenlerle ortaya çıkar. Ayrıca kanama ve fistül gibi durumlarda kayıpların artması; travma, ateş, yanık ve laktasyon gibi gereksinmenin arttığı hallerde de sekonder malnütrisyon gelişebilir.

Yetersiz Beslenmeyle İlişkili Temel Faktörler

Malnütrisyonun gelişiminde biyolojik ve fizyolojik birçok etken rol oynamaktadır. Bu faktörler vücudun besin dengesini şu şekilde bozabilir:

  • Hastalıklar ve Yetersiz Alım: Anoreksi, tat algısında bozukluk, bulantı, kusma ve tedavilerin yan etkileri.
  • Sindirim ve Emilim Sorunları: Özellikle gastrointestinal sistem hastalıklarına bağlı gelişen bozukluklar.
  • Artan Gereksinimler: Sepsis, travma ve endokrin hastalıklar nedeniyle vücudun daha fazla besine ihtiyaç duyması.
  • Artan Kayıplar ve Katabolizma: Malabsorbsiyon (emilim bozukluğu), intestinal kayıplar ve açık yaralar.

Sosyal ve Psikolojik Etkenler

Beslenme durumu sadece fiziksel sağlıkla değil, aynı zamanda bireyin sosyal ve psikolojik çevresiyle de yakından ilişkilidir. Süreci olumsuz etkileyen başlıca unsurlar şunlardır:

  • Psikolojik Durum: Anksiyete, depresyon ve anoreksi nevroza gibi bozukluklar.
  • Sosyo-Ekonomik Şartlar: Yoksulluk ve besinlerin hazırlanmasıyla ilgili yaşanan teknik sorunlar.
  • Çevresel ve Kalite Faktörleri: Uygun olmayan besin kıvamı/lezzeti, bakıcı faktörü ve açlık grevleri gibi durumlar.

Bu faktörlerin her biri, bireyin beslenme durumunu bozarak yaşam kalitesini düşüren yetersiz beslenme döngüsünü tetikleyebilir.

Etiketler

Malnütrisyonun nedenlerimalnütrisyon nedir?malnütrisyon

Yazar Hakkında

Dyt. Cevşen Bul

Dyt. Cevşen Bul

Dyt. Cevşen BUL, Acıbadem Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik bölümünde başladığı eğitimini başarıyla tamamlayarak “Diyetisyen” unvanını almıştır. Yetişkin hastalıklarında beslenme tedavilerinde uzman olup özellikle onkolojide beslenme ve beslenme destek sistemleri (Enteral & Parenteral Beslenme) alanlarında çalışmaktadır.

Dyt. Cevşen BUL, mesleki çalışmalarına ise, Online Terapi ile devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.