Doktorsitesi.com

Koronavirüs’ün Psikolojik Etkileri

Dr. Fatma Özdemir
Dr. Fatma Özdemir
20 Nisan 2022132 görüntülenme
Randevu Al
Koronavirüs’ün Psikolojik Etkileri
Koronavirüs’ün Psikolojik Etkileri
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Koronavirüs Sürecinde Ruh Sağlığı ve Belirsizlikle Mücadele

Çin’de başlayarak küresel bir salgın haline gelen Koronavirüs, ülkemizde de hem fiziksel sağlık hem de ruhsal bütünlük üzerinde ciddi etkiler yaratan bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Virüsün yayılma hızının yüksek olması ve beraberinde getirdiği belirsizlik, toplumsal korkunun artmasına neden olmaktadır. MSc. Uzm. Klinik Psikolog ve Psikoterapist Dr. Fatma Özdemir ile Koronavirüs’ün psikolojik etkilerini ve bu süreçte ruhsal dayanıklılığımızı nasıl korumamız gerektiğini detaylandırdık.

Çalışma hayatı, eğitim ve sosyal yaşantıya getirilen kısıtlamalar, bireylerdeki endişe düzeyini doğrudan yükseltmektedir. Geçmişte toplu ölümlere yol açan salgın hastalıkların yarattığı tarihsel bellek, günümüzdeki korkunun temelini beslemektedir. Özellikle medya organları ve sanal platformlar üzerinden yayılan yoğun bilgi akışı, belirsizliği tetikleyerek panik ve depresif bir ruh halinin oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Koronavirüsün Çocuklar Üzerindeki Psikolojik Etkileri

Ortak kullanım alanlarının birer tehdit unsuru olarak algılanması, insanların yaşam alanlarını kısıtlamasına ve bu durumun ruhsal bütünlüğü kontrol altına almasına neden olmaktadır. Henüz net bir tedavinin veya ilacın bulunmaması, "hayatın tehdit altında olduğu" algısını güçlendirmektedir. Bu süreçte ebeveynlerin en çok merak ettiği konuların başında ise çocukların psikolojik sağlığı gelmektedir.

Çocuklar, yapıları gereği meraklıdır ve çevrelerinde olup bitenleri anlamlandırmak isterler. Aile içerisindeki panik havası, çocuklar tarafından kolayca model alınabilir. Bu nedenle ebeveynlerin sergileyeceği tutum, çocukların ruhsal sağlığı açısından belirleyici bir rol oynamaktadır.

Ebeveynler İçin Stratejik Öneriler

Çocukların bu süreci en az hasarla atlatabilmesi için ebeveynlerin şu adımları izlemesi kritik önem taşımaktadır:

  • Doğru İletişim: Çocukların soruları, onların yaş ve gelişim düzeylerine uygun, anlayabilecekleri bir dille yanıtlanmalıdır.
  • Duygusal Destek: Korku ve endişe duyan çocuklara yalnız olmadıkları hissettirilmeli ve bu tepkilerin doğal olduğu açıklanmalıdır.
  • Medya Sınırlandırması: Teknolojik aletler ve medya araçlarıyla geçirilen vakit kısıtlanarak, bilgi kirliliğine maruz kalma oranı düşürülmelidir.
  • Rutinlere Dönüş: Eğitim hayatı tekrar başladığında, çocukların eski rutinlerine adaptasyon sağlamaları için destek olunmalıdır.

Uzaktan Eğitim ve Toplumsal Önlemler

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), koronavirüs tedbirleri kapsamında uzaktan eğitim sürecini 30 Nisan'a kadar uzatmıştır. Virüsün ortaya çıktığı ilk günden itibaren alınan bu güvenilir ve ciddi tedbirler, toplum sağlığının korunması adına hayati bir öneme sahiptir.

KonuDurum/Önlem
Eğitim ModeliUzaktan Eğitim (30 Nisan'a kadar)
ÖncelikYaşama Hakkı (Eğitim hakkından önce gelir)
Süreç TanımıBu bir tatil değil, bir önlemdir

Sonuç olarak, tehlikenin farkında olmak ve resmi uyarıları ciddiye almak toplumsal bir sorumluluktur. Unutulmamalıdır ki; yaşama hakkı, eğitim hakkından önce gelir. Bu süreci bir tatil olarak değil, bir korunma ve önlem dönemi olarak değerlendirmek gerekmektedir.

Etiketler

koronavirus

Yazar Hakkında

Dr. Fatma Özdemir

Dr. Fatma Özdemir

Avrupa Yabancı Diller İngiliz Dil Akademisi Okulu  Londra mezunudur.  İkinci Lisans Eğitimini  Kanada 'da Psikoloji üzerine tamamladı. Yüksek Lisans Eğitimini İngiltere'de  Klinik Psikoloji olarak tamamlayan Fatma ÖZDEMİR, Doctoral program olarak Londra'da  Klinik Psikoloji olarak öğrenimini tamamlamıştır. Bu Eğitimleri desteklemek amaçlı pek çok mesleki eğitimlere katılarak DBE ( Davranış Bilimleri  Enstitüsü) Emdr eğitimini alarak alanında uzmanlar tarafından destek vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.