Doktorsitesi.com

Korona (Covid-19 ) ve Böbrek

Prof. Dr. Hakkı Perk
Prof. Dr. Hakkı Perk
6 Ağustos 2021207 görüntülenme
Randevu Al
Korona (Covid-19 ) ve Böbrek
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

COVID-19’un Organ Sistemleri ve Böbrekler Üzerindeki Etkisi

Kalp, akciğerler, karaciğer ve böbrekler gibi hayati organ sistemleri, işlevsel olarak birbirlerine bağımlı bir yapı sergiler. Bu entegre çalışma prensibi nedeniyle, COVID-19 bir organda hasara yol açtığında diğer sistemler de doğrudan risk altına girmektedir. Böbreklerin temel fonksiyonlarının kalp ve akciğerler üzerindeki kritik etkisi göz önüne alındığında, COVID-19 hastalarında saptanan böbrek hasarı, hastalığın ciddi veya ölümcül seyredebileceğine dair önemli bir uyarı işareti olarak kabul edilmektedir.

Küresel bir pandemiye neden olan koronavirüsün öncelikle akciğerlere zarar verdiği bilinse de güncel veriler, virüsün akciğer dışındaki birçok organın fonksiyonlarını da olumsuz etkilediğini göstermektedir. Hastalıkla ilgili klinik tecrübeler arttıkça, koronavirüsün kalp ve böbrekler dahil olmak üzere birçok sistemde ciddi ve kalıcı hasarlar bırakabildiği netleşmiştir.

COVID-19 Hastalarında Böbrek Hasarı Belirtileri

Şiddetli COVID-19 vakalarında, daha önce herhangi bir böbrek sorunu yaşamayan hastalarda dahi böbrek hasarı bulgularına rastlanabilmektedir. Klinik raporlar, COVID-19 nedeniyle hastaneye yatırılan hastaların yaklaşık %30'unda orta veya şiddetli böbrek hasarı geliştiğini ortaya koymaktadır. Bu süreçte en sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • İdrarda yüksek düzeyde protein saptanması,
  • İdrarda kan görülmesi (hematüri),
  • Kan üre ve kreatinin seviyelerinde artış,
  • Hipertansiyon (yüksek tansiyon),
  • Böbrek yetmezliği bulguları.

Bazı vakalarda, diyaliz ihtiyacı doğuracak düzeyde geçici veya kalıcı böbrek yetmezliği gelişebilmektedir. Hastalar tarafından ifade edilen genel böbrek ağrısı subjektif bir bulgu olsa da böbrek fonksiyonlarının kontrol edilmesi açısından önemli bir işaret kabul edilmelidir.

COVID-19 İçin Yüksek Risk Grupları

Kronik hastalığı olan bireylerin COVID-19'u daha ağır geçirme riski, sağlıklı bireylere oranla daha yüksektir. Mevcut kronik rahatsızlıklar virüse yakalanma riskini doğrudan artırmasa da hastalığın seyrini ağırlaştırmaktadır. Ağır hastalık riski taşıyan gruplar şunlardır:

  • İleri yaştaki bireyler,
  • KOAH gibi kronik akciğer hastaları,
  • Hipertansiyon ve kalp-damar hastaları,
  • Şeker hastalığı (diyabet) olanlar,
  • Akut ve kronik böbrek yetmezliği olanlar,
  • Diyaliz hastaları ve böbrek nakli yapılanlar,
  • Otoimmün hastalığı (Vaskülit, skleroderma vb.) olanlar,
  • Kanser tedavisi gören hastalar.

Özellikle böbrek nakli yapılan hastalar, bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kullandıkları için enfeksiyonu daha ağır geçirme riski altındadır. Diyaliz hastaları ise tedavi süreçleri gereği sosyal izolasyonu sağlamakta zorlandıkları için yüksek bulaş riskiyle karşı karşıyadır.

Koronavirüs Böbreklere Nasıl Zarar Verir?

COVID-19'un böbrek dokusu üzerindeki hasar mekanizmaları tam olarak aydınlatılmaya çalışılsa da dört temel olasılık üzerinde durulmaktadır:

  1. Doğrudan Hücresel İstila: Virüs, böbrek hücrelerinde bulunan özel reseptörlere bağlanarak dokuyu doğrudan enfekte edebilir ve hücre içinde çoğalarak hasara yol açabilir.
  2. Oksijen Yetersizliği (Hipoksi): Şiddetli zatürre nedeniyle kandaki oksijen seviyesinin düşmesi, böbrek dokusunun beslenmesini bozarak hasara neden olabilir.
  3. Sitokin Fırtınası: Bağışıklık sisteminin enfeksiyona verdiği aşırı tepki sonucu salınan sitokinler, vücudun kendi sağlıklı dokularına saldırarak böbreklerde inflamasyon ve yıkım oluşturabilir.
  4. Kan Pıhtılaşması: COVID-19 kan dolaşımında mikro pıhtılar oluşturabilir. Bu pıhtılar, böbreğin süzme işlevini yapan en küçük kan damarlarını tıkayarak organ fonksiyonlarını bozabilir.

İyileşme Süreci ve Fonksiyonların Geri Kazanımı

COVID-19 kaynaklı böbrek hasarı sonrası tam iyileşme oranları henüz kesinlik kazanmamıştır. Diyaliz gerektirmeyen akut böbrek hasarı vakalarında iyileşme beklentisi daha yüksektir. Yoğun bakım sürecinde diyalize ihtiyaç duyan bazı hastalar fonksiyonlarını geri kazanabilse de bu hastaların daha büyük risk altında olduğu bir gerçektir. Birçok hastada, taburcu olduktan sonra da böbrek fonksiyonlarındaki düşüklük devam edebilmektedir.

COVID-19 Sürecinde İlaç Kullanımı ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hipertansiyon, böbrek hasarının hem nedeni hem de sonucu olabilen kritik bir durumdur. COVID-19 sürecinde tansiyon ilaçlarının kullanımıyla ilgili şu hususlar hayati önem taşır:

İlaç Grubu / TürüÖneri ve Uyarılar
ACE İnhibitörleri ve ARB'lerBilimsel dernekler bu ilaçların kesilmemesini, aksine kalp ve böbreği koruyabileceğini belirtmektedir.
NSAİİ (İbuprofen, Naproksen vb.)Kan basıncını yükseltip böbrek yükünü artırabileceği için bu ilaçlardan uzak durulmalıdır.
Rutin COVID-19 İlaçlarıBöbrek rezervi düşük hastalarda doz ayarı mutlaka hekim tarafından yapılmalıdır.

Böbrek Hastaları İçin Genel Yaklaşım ve Korunma

Böbrek hastası olmak, hastalığın mutlaka ağır geçeceği anlamına gelmez; ancak bu hastaların kan ve idrar değerlerinin yakından takip edilmesi elzemdir. Tedavi süreci, hastanın semptomlarına göre kişiselleştirilmelidir.

Böbrek yetmezliği olan veya diyaliz alan hastalar, COVID-19 pozitif olmaları durumunda diyaliz merkezlerini bilgilendirmeli ve tedavilerini asla aksatmamalıdır. İlaç dozajları ve tedavi planı yalnızca uzman hekimler tarafından değiştirilmelidir. Korunma amacıyla aşı, maske, mesafe ve hijyen kurallarına sadık kalınması, özellikle risk grubundaki bireyler için hayati bir sorumluluktur.

Etiketler

BöbrekKoronaBel soğukluğucovidcovid 19kovid 19

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Hakkı Perk

Prof. Dr. Hakkı Perk

Prof. Dr. Hakkı Perk, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1986 yılında mezun olmuş, 1990 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Üroloji ihtisasını tamamlamıştır. Akademik kariyerine Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde devam etmiş, burada 2004-2008 yılları arasında doçentlik ve profesörlük unvanlarını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.