Doktorsitesi.com

Kordon Kanı

Prof. Dr. Murat Yayla
Prof. Dr. Murat Yayla
3 Mart 20111118 görüntülenme
Randevu Al
Kordon Kanı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kordon Kanı Bankacılığı: Tarihsel Gelişim ve Mevcut Durum

İlk kez 1988 yılında, doku uyumlu bir kardeşin kordon kanından (göbek bağı kanı) elde edilen kök hücrelerin, Fanconi anemisi hastası olan diğer kardeşe başarıyla nakledilmesi tıp dünyasında bir dönüm noktası olmuştur. Bu gelişme ile daha önce plasenta ile birlikte atılan kordonun, hayat kurtarıcı kan kök hücreleri barındırdığı fark edilmiştir.

Günümüzde yenidoğan bebeklerden alınan kordon kanı; birçok genetik (irsi), hematolojik (kan), immünolojik (bağışıksal) ve onkolojik (kanser) hastalığın tedavisinde kullanılmak üzere saklanmaktadır. Son 20 yılda dünya genelinde yaygınlaşan bu uygulama, ticari merkezlerin de açılmasıyla dev bir sektör haline gelmiştir.

Kordon Kanı Kök Hücrelerinin Avantajları

Kordon kanından elde edilen kök hücreler, kemik iliği veya kanda dolaşan kök hücrelere kıyasla iki temel noktada üstünlük sağlamaktadır:

  1. Doku Uyumu Esnekliği: Kemik iliği nakillerinde tam doku uyumu şartken, kordon kanı nakillerinde kısmi uyum yeterli olabilmektedir. Bu durum, uygun verici bulma şansını önemli ölçüde artırır.
  2. Düşük Komplikasyon Riski: Vericideki T lenfositlerin alıcının dokularına saldırmasıyla oluşan Graft Versus Host reaksiyonu, kordon kanı nakillerinde daha az görülmektedir.

Kordon Kanı Saklama Yöntemleri

Kordon kanı bankacılığı dünya genelinde iki farklı modelle yürütülmektedir:

  • Kişisel Bankalama: İleride bebeğin kendisi veya aile bireyleri tarafından kullanılmak üzere, genellikle kar amacı güden şirketler aracılığıyla yapılan saklama işlemidir.
  • Halka Açık Bankalama: Kan bankalarına benzer şekilde, ihtiyacı olan herhangi bir hasta için kullanılmak üzere bağışlanan ve veri ağları üzerinden taranabilen sistemdir.

Bilimsel Kuruluşların Kişisel Saklama Konusundaki Uyarıları

Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Cemiyeti (ACOG) ve Amerikan Çocuk Doktorları Akademisi (AAP) gibi saygın kuruluşlar, ailelerin risk değerlendirmesi konusunda gerçekçi bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Kişisel saklamaya yönelik temel çekinceler şunlardır:

  • Kendi Hücresini Kullanma Kısıtlılığı: Kişisel depolanan hücrelerin hastanın kendisine nakledilmesine dair bilimsel veriler oldukça sınırlıdır.
  • Genetik Hastalık Riski: Mevcut bir genetik veya metabolik hastalık, kordon kanındaki kök hücrelerde de bulunabileceği için bu hücreler tedavide kullanılamaz.
  • Lösemi Tedavisi: Çocukluk çağı lösemilerinde, kordon kanı hücrelerinde de lösemiye yol açan bozukluklar saptandığı için hastanın kendi kanı tedavi için uygun değildir.
  • Düşük İhtiyaç Olasılığı: Bir kişinin kendi kordon kanına ihtiyaç duyma ihtimalinin 2.700'de 1 ile 200.000'de 1 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Uzman Kuruluşların Ortak Önerileri ve Sonuçlar

Dünya genelindeki etik kurullar ve tıp derneklerinin (RCOG, EGE, WMDA) kordon kanı bankalaması hakkındaki ortak sonuçları aşağıda özetlenmiştir:

KonuÖneri ve Standartlar
BilgilendirmeÇiftlere kişisel ve halka açık saklamanın avantaj/dezavantajları net anlatılmalıdır.
Tıbbi GereklilikAilede kök hücre ile tedavi edilecek bir hastalık yoksa kişisel saklama önerilmez.
Doğum SüreciKordon kanı alımı, doğum sonu kordon klempleme zamanlamasını değiştirmemelidir.
ŞeffaflıkSaklama şirketleri, hücrelerde saptanan anormallikleri aileye bildirmek zorundadır.
GüvenlikZor ve komplike doğumlarda kordon kanı alımı önerilmemektedir.
Etik BeyanÖneriyi yapan kişi veya kurumlar, bankalarla olan ticari bağlarını açıklamalıdır.

Etiketler

Kordon kanıGöbek bağıKan kanseriKordon kanı bankacılığıDoku reddiGraft versus host reaksiyonu

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Murat Yayla

Prof. Dr. Murat Yayla

Prof. Dr. Murat YAYLA, 1958 yılında İstanbul'da doğmuştur. İlk öğrenimini 1969 yılında İlhami Ahmed Örnekal İlkokulu'nda, orta öğrenimini ise 1977 yılında Galatasaray Lisesi'nde tamamlamış ve aynı yıl İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıp eğitimine başlamıştır. 1983 yılında mezun olmuş ve tıp doktoru unvanı almıştır.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.