Doktorsitesi.com

Kırma kusurlarında lazer girişimleri

Prof. Dr. Kadircan Keskinbora
Prof. Dr. Kadircan Keskinbora
26 Haziran 2015258 görüntülenme
Randevu Al
Kırma kusurlarında lazer girişimleri
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Refraktif Cerrahi ve Gözün Lazerle Şekillendirilmesi

Refraktif cerrahi, gözlük veya kontakt lens kullanmayan ya da çeşitli nedenlerle kullanamayan bireylerin tercih ettiği cerrahi girişimlerin bütünüdür. Halk arasında “gözün lazerle çizilmesi” olarak bilinen bu işlemler, tıp tarihinde ilk kez tüketim pazarına sunulan ve geri dönüşümü olmayan operasyonlardır. Bu girişimler; glokom, retina dekolmanı veya katarakt gibi körlükle sonuçlanabilecek hastalıkların tedavisinden temel bir noktada ayrılmaktadır.

LASIK Yöntemi Nedir ve Nasıl Uygulanır?

LASIK terimi, "Laser in situ keratomileusis" ifadesinin kısaltmasıdır ve gözün en önündeki saydam tabaka olan korneaya uygulanır. Bu teknikte, 193 nm dalga boyundaki Excimer Laser kullanılarak kornea üzerinde bir tür tıraşlama ve şekillendirme işlemi gerçekleştirilir. İşlemin aşamaları şu şekilde ilerlemektedir:

  • Mikrokeratom adı verilen özel bir bıçak yardımıyla korneadan yüzeysel bir kapak (flep) kaldırılır.
  • Saydam tabakanın orta katmanları lazer ışınları ile yeniden şekillendirilir.
  • Şekillendirme tamamlandıktan sonra kaldırılan kapak tekrar kapatılarak işlem sonlandırılır.

PRK Yöntemi ve LASIK ile Arasındaki Farklar

PRK (Fotorefraktif Keratektomi), korneanın şekillendirilmesine dayanan bir diğer önemli yöntemdir. LASIK yönteminden en büyük farkı, işlem sırasında herhangi bir özel kesici veya bıçak kullanılmamasıdır. PRK tekniğinde lazer, kornea ön yüzeyine doğrudan uygulanarak kırma kusuru giderilmeye çalışılır.

ÖzellikLASIKPRK
AçılımıLaser in situ keratomileusisFotorefraktif Keratektomi
YöntemKapak (flep) kaldırılarak uygulanırDoğrudan yüzeye uygulanır
AraçMikrokeratom bıçağı kullanılırKesici kullanılmaz
KalıcılıkGeri dönüşümsüzdürGeri dönüşümsüzdür

Kırma Kusuru Bir Hastalık mıdır?

Refraktif cerrahiyi tercih eden bireyler aslında birer "hasta" değil, gözünde kırma kusuru (ametropi) olan kişilerdir. Refraktif cerrahi, mevcut ametropiyi kornea üzerinde cerrahi değişim yaparak düzeltmeyi amaçlar. Ortada bir hastalık bulunmadığı için yapılan işlem de zorunlu bir tedavi değil, bir tercihtir. Kişiler; gözlük, kontakt lens veya cerrahi seçenekleri arasında kendi özgür kararları ve bilinçli onayları ile seçim yapmaktadırlar.

Reklamlardaki "Kartal Gözü" Söylemi ve Gerçekler

Günümüzde bazı reklamlar ve TV programları, operasyon sonrası "kartal gözü" gibi bir görüşe sahip olunacağını iddia etmektedir. Ancak tıbbi ve fizyolojik açıdan bakıldığında, göze ne tür bir operasyon yapılırsa yapılsın, bir insanın kartal gözü fonksiyonlarını kazanması mümkün görünmemektedir. Bu tür söylemlerin, modern tüketim toplumunun ve küresel pazar ekonomisinin bir parçası olduğu unutulmamalıdır.

Etik Yaklaşım ve Bilinçli Karar Verme Süreci

Refraktif cerrahi süreçlerinde etik yaklaşım, kişinin bilinçli onay ve karar verme hakkını merkezine almalıdır. Operasyonun riskleri ve yararları hekim tarafından ayrıntılı olarak tartışılmalı; bireyin ihtiyaçları ve davranışları göz önünde bulundurulmalıdır. Karar verme aşamasının son anına kadar kişinin sürece aktif katılımı sağlanmalı, hekim ise bu süreçte sadece bir kılavuz rolü üstlenmelidir.

Etiketler

Lasik nedirRefraktif cerrahi nedirRefraktif cerrahide neler yapılırLasik nasıl yapılırPrk nedirPrk neden yapılırGöz ameliyatları hakkında

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Kadircan Keskinbora

Prof. Dr. Kadircan Keskinbora

Prof. Dr. Kadircan KESKİNBORA, 6 Nisan 1959 tarihinde Mardin’de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerini Mardin'de bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1982 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise SSK İstanbul Hastanesi Göz Kliniği'nde yapmış ve 1987 yılında Göz Hastalıkları Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.