Doktorsitesi.com

Keloid ve Hipertrofik Nedbe

Op. Dr. Türker Özyiğit
Op. Dr. Türker Özyiğit
10 Eylül 20122941 görüntülenme
Randevu Al
Keloid ve Hipertrofik Nedbe
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Anormal Yara İyileşmesi Durumları

Vücudun yaralanmalara verdiği tepkiler bazen beklenen iyileşme sürecinin dışına çıkarak anormal yara iyileşmesi durumlarını tetikleyebilir. Bu süreçte en sık karşılaşılan klinik tablolar keloid ve hipertrofik nedbe (skar) olarak adlandırılır. Her iki durum da doku onarımı sırasında gelişen aşırı tepkilerdir ancak karakteristik özellikleri ve tedavi yaklaşımları bakımından birbirlerinden ayrılırlar.

Hipertrofik Nedbe (Skar) Nedir?

Hipertrofik nedbe, genellikle yaralanmalar, cerrahi operasyonlar ve yanıklardan sonra ortaya çıkan bir yara iyileşmesi bozukluğudur. Ancak bu durum sadece büyük travmalarla sınırlı kalmayıp; böcek ısırmaları, dövmeler ve saç ekimi gibi beklenmedik müdahaleler sonrasında da görülebilmektedir.

Hipertrofik skarı keloidden ayıran en temel özellik, dokunun deriden yüksek olmasına rağmen yara sınırları dışına taşmamasıdır. Bu durumun oluşumundaki en kritik faktörler şunlardır:

  • Genetik yatkınlık: Kişinin ailevi ve yapısal özellikleri en önemli etkendir.
  • Cilt tipi: Esmer tenli bireylerde görülme sıklığı daha yüksektir.
  • İstisnai durumlar: İlginç bir şekilde, bu lezyonlar albinolarda hiç görülmez.

Hipertrofik Nedbe Tedavi Yöntemleri

Günümüzde lazer teknolojisi sayesinde hipertrofik nedbe tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Geçmişte cerrahi sonrası nüks (tekrarlama) ihtimali yüksek olduğu için kaçınılan vakalarda, artık lazer desteğiyle çok daha başarılı sonuçlar alınmaktadır. Tedavi planı şu yöntemlerle kombine edilebilir:

  • Lazer tedavisi ve PRP uygulamaları
  • Silikon pansuman ve kök hücre tedavisi
  • Steroid enjeksiyonu ve cerrahi müdahale

Keloid Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

Keloid, iyileşme dokusunun yara sınırlarını aşarak çevre dokulara yayıldığı abartılı bir iyileşme biçimidir. Bu dokular genellikle kırmızı renkli, kabarık ve kaşıntılı bir yapıdadır. Keloidin en tipik özelliği, üzerinden yıllar geçse dahi kendiliğinden gerileme göstermemesidir.

Keloidin En Sık Görüldüğü BölgelerRisk Faktörleri
Kulak memesiKoyu ten rengi
Omuz bölgesiGenetik yatkınlık
Göğüs dekolte bölgesiGeçirilmiş cerrahi operasyonlar

Genetik yatkınlığı olan kişiler, her türlü cerrahi müdahalede keloid riski taşırlar. Bu nedenle; apandisit veya fıtık gibi hayati ameliyatların yanı sıra, meme küçültme gibi estetik operasyonlar öncesinde mutlaka cerraha bilgi verilmelidir. Ayrıca açık kalp ameliyatı sonrası göğüs kafesinde oluşan keloidlerde kaşıntı şikayeti ön plandadır.

Keloid ve Hipertrofik Skar Nasıl Tedavi Edilir?

Keloid dokusu, uygun plastik cerrahi teknikleriyle çıkarılıp yara yeri yeniden kapatılabilir. Tedavi süreci sabır gerektirir ve genellikle şu adımları izler:

  1. Steroid Enjeksiyonu: Lezyon içine yapılan enjeksiyonlar; kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklığı hafifleterek dokuyu geriletir.
  2. Seans Takvimi: Bu uygulama genellikle 5-6 seans süren evreli bir süreçtir.
  3. Lazer Desteği: Tedavinin başarısı için mutlaka lazer uygulamaları sürece eklenmelidir.
  4. Tıbbi Boyama: İzin son aşamasında medikal kamuflaj (tıbbi boyama) yapılarak estetik görünüm iyileştirilir.

Son teknolojiler ve kombine tedavi protokolleri sayesinde, günümüzde bu tür anormal yara izlerinde nüks ihtimali oldukça azalmış ve yüksek düzeyde iyileşme sağlanabilir hale gelmiştir.

Yazar Hakkında

Op. Dr. Türker Özyiğit

Op. Dr. Türker Özyiğit

Op. Dr. M. Türker ÖZYİĞİT, 1974 yılında Kocaeli’nde doğmuştur. 1992 yılında İstanbul İSTEK Özel Kaşgarlı Mahmut Lisesi’nde lisans öncesi öğrenimini bitirmiştir. 1993 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanarak tıp eğitimine başlamıştır. 1995-1996 yılları arasında Genetik Anabilim Dalı’nda deneysel bir çalışmada görev almış, 1996 yılında İspanya’ya giderek Hospital General “Gregorio Marańon”’da genel cerrahi stajı yapmış ve 2000 yılında tıp eğitimini tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. 1 yıl boyunca çeşitli özel kliniklerde pratisyen hekim olarak çalıştmasının ardından 2001 yılında İstanbul Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Dalı'nda ihtisasına başlamıştır. 2007 yılında Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.