Doktorsitesi.com

Keloid : yara iyileşmesinde kontrol mekanizmasının kaybı

Prof. Dr. Sıdıka Kurul
Prof. Dr. Sıdıka Kurul
6 Temmuz 20119123 görüntülenme
Randevu Al
Keloid : yara iyileşmesinde kontrol mekanizmasının kaybı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Keloid: Yara İyileşmesinde Kontrol Mekanizmasının Kaybı

Keloid veya hipertrofik nedbe, vücudun yara iyileşme sürecinin ardından ortaya çıkabilen ve estetik olduğu kadar fonksiyonel sorunlara da yol açabilen önemli bir deri problemidir. Deride meydana gelen "abartılı" bir iyileşme sürecinin sonucu olarak gelişen bu durumlar, temel olarak kollajen ve glikoproteinlerin dokuda aşırı miktarda depolanmasından kaynaklanır.

Keloid ve Hipertrofik Nedbe Arasındaki Farklar

Klinik pratikte bu iki yapının ayrımı bazen güç olabilir; ancak aralarında belirgin farklar mevcuttur:

  • Keloid: Yaranın orijinal sınırlarını aşarak yayılır. Sert bir yapıdadır, rengi genellikle açıktır ve kendiliğinden gerileme göstermesi çok nadirdir.
  • Hipertrofik Nedbe: Yaranın sınırları içerisinde kalır, dışarı taşmaz. Pembe veya kırmızı renktedir ve zamanla kendiliğinden gerileme eğilimi gösterir.

Keloid Neden Olur ve Kimlerde Görülür?

Keloid gelişimi her yaş grubunda gözlemlenebilse de, genellikle puberte (ergenlik) döneminde ortaya çıkma eğilimi gösterir. Gebelik döneminde artış gösterirken, menopoz sonrasında azalma kaydedilmektedir. Koyu renkli ırklarda görülme sıklığı daha yüksektir.

Keloid oluşumunu tetikleyen temel faktörler şunlardır:

  • Genetik yatkınlık ve travmanın tipi,
  • Kulak deldirme, dövme ve aşılama işlemleri,
  • Laserasyon (kesik), enjeksiyon ve böcek sokmaları,
  • Kendiliğinden iyileşmiş yanık yaraları ve sivilceler,
  • Yaranın gergin bir şekilde dikilmesi veya omuz, göğüs (sternum) gibi gergin bölgelerde bulunması.

Keloid Belirtileri ve Tanı

Hastaların uzman bir hekime başvurmasındaki temel şikayetler; kaşınma, ağrı ve kötü görünüm olarak öne çıkmaktadır. Kötü nedbe riskine karşı cerrahi ve cerrahi dışı önleyici tedbirlerin alınması, tedavi başarısı açısından kritik öneme sahiptir.

Keloid Tedavi Yöntemleri

Keloid tedavisinde tek bir yöntem yerine, hastanın durumuna göre özelleştirilmiş yaklaşımlar tercih edilir.

1. Tıbbi Tedavi Seçenekleri

YöntemUygulama Şekli ve Amacı
Basınç UygulamasıHem oluşumu önlemek hem de tedavi etmek için basınçlı sargı, eldiven, korse veya maske kullanımıdır.
Kortikosteroid TedavisiDoku içine enjekte edilen (genellikle triamcinolone acetonide) ilaçlar dokuyu yumuşatır, kaşıntı ve ağrıyı azaltır.
Silikon UygulamasıSilikon materyallerin günde 23-24 saat, en az 3 ay süreyle kullanılmasıdır. Kollajen yıkımını hızlandırır.

Kortikosteroid enjeksiyonları 2-3 haftalık aralıklarla tekrarlanabilir. Ancak ciltte incelme, pigment kaybı ve kılcal damar gelişimi gibi yan etkiler görülebilir. Özellikle koyu tenli bireylerde ilacın keloid dışına taşmamasına özen gösterilmelidir.

2. Cerrahi Tedavi ve Kombine Yaklaşımlar

Keloid dokusunun sadece cerrahi olarak çıkarılması (basit eksizyon), genellikle durumun daha büyük ve geniş bir şekilde nüksetmesine neden olur. Bu nedenle cerrahi müdahale şu yöntemlerle desteklenmelidir:

  1. Radyoterapi: Cerrahi sonrası erken dönemde uygulanan radyoterapi (brakiterapi veya eksternal) nüks oranlarını belirgin şekilde düşürür.
  2. Silikon Desteği: Cerrahi işlem sonrası silikon kullanımı, nüks riskini %75-85 oranında azaltabilmektedir.

Sonuç olarak; yara iyileşmesinde temel hedef keloid oluşumunu önlemektir. Doğru cerrahi teknik, basınç uygulaması ve masaj gibi önleyici tedbirler hayati önem taşır. Keloid gelişmiş vakalarda ise semptomların giderilmesi ve nüksün önlenmesi için kombine tedavi yöntemlerinin çok daha başarılı sonuçlar verdiği unutulmamalıdır.

Prof. Dr. Sıdıka Kurul
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı

Etiketler

KeloidHipertrofik nedbeKeloidde tibbi tedaviKortikosteroid tedavisiOmuzda keloidKeloid silikonYara iyileşmesi mekanizması

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Sıdıka Kurul

Prof. Dr. Sıdıka Kurul

Prof. Dr. Sıdıka KURUL, 1950 yılında Zonguldak’ta doğmuştur. Tıp eğitimini 1973 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’de tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1980 yılında Genel Cerrahi, 1983 yılında ise Plastik Cerrahi uzmanlık eğitimlerini tamamlamıştır. Ayrıca kendisi Avrupa ve ABD'de ziyaretçi doktor olarak pek çok mesleki kursa katılmıştır.  

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.