Doktorsitesi.com

KATARAKTAN NE ANLIYORUZ ?

Prof. Dr. Melih Ünal
Prof. Dr. Melih Ünal
2 Mayıs 2017208 görüntülenme
Randevu Al
KATARAKTAN NE ANLIYORUZ ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Katarakt Nedir ve Nasıl Oluşur?

Görüntünün beyin tarafından algılanması, ışığın sarı nokta (makula) üzerinde odaklanması ve görme siniri aracılığıyla merkeze iletilmesiyle gerçekleşir. Göz içerisindeki lens, görüntüyü makulada odaklama görevini üstlenen en hayati organdır. Normal şartlarda kusursuz ve saydam bir yapıda olan bu lensin, yaşlılık veya çeşitli hastalıklar (şeker hastalığı, travma, üveit, kortizon kullanımı vb.) sonucunda şeffaflığını kaybederek kesifleşmesine katarakt adı verilir.

Kataraktın etkilerini anlamak için en yaygın kullanılan örnek, saydam bir pencere camının buğulanması veya buzlu cam ile değiştirilmesidir. Bu durum, görüş alanında belirgin bir bulanıklık ve görüntü bozukluğu tablosu oluşturur. Lensin saydamlığını kaybetmesi, ışığın retinaya ulaşmasını engelleyerek görme kalitesini doğrudan düşürür.

Katarakt Nedenleri ve Risk Faktörleri

Katarakt, sıklıkla orta yaş ve üzerindeki bireylerde yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar. Ancak bu durum kesin bir yaş dönemiyle sınırlı değildir; genetik, ailesel faktörler, cinsiyet ve çevresel etkenler süreci etkileyebilir. Öyle ki, 90 yaşındaki bir bireyde henüz katarakt oluşmamışken, 40 yaşındaki bir kişide katarakt gelişimi gözlemlenebilir.

Doğal yaşlanma sürecinin dışında katarakt gelişimini hızlandıran temel unsurlar şunlardır:

  • Şeker hastalığı (diyabet) gibi metabolizma bozuklukları,
  • Göze alınan fiziksel darbeler ve travmalar,
  • Uzun süreli kortizonlu ilaç kullanımı,
  • Üveit gibi enfeksiyöz veya inflamatuar göz hastalıkları,
  • Romatizmal hastalıklar, tüberküloz ve toksoplazma.

Katarakt Belirtileri Nelerdir?

Katarakt, başlangıç aşamasında hafif seyretse de zamanla kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde kısıtlar. En belirgin semptom, gözlükle düzeltilemeyen görme bulanıklığı ve görme azlığıdır. Ayrıca ışık yansımaları ve ışığa duyarlılık gibi şikayetler de sıkça görülür. İleri seviyelerdeki görme kaybı, günlük aktiviteleri zorlaştırarak kaza ve düşme riskini artırabilir.

Bebeklerde ve çocuklarda katarakt ise özel bir öneme sahiptir. Doğuştan gelen katarakt, görsel uyaranların beyne ulaşmasını engelleyerek görme gelişimini durdurabilir. Erken cerrahi müdahale yapılmadığı takdirde kalıcı göz tembelliğine yol açtığı için, yeni doğan bebeklerin doğumdan hemen sonra muayene edilmesi kritiktir.

Katarakt Tedavisi ve Cerrahi Yöntemler

Tıbbi literatürde kataraktın ilerlemesini durduracak veya oluşumunu önleyecek bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Kataraktın bilinen tek tedavi yöntemi cerrahidir. Günümüzde katarakt ameliyatları yüksek başarı oranıyla uygulanmakta ve hastalar eski görme yetilerine kavuşabilmektedir.

Fakoemülsifikasyon (FACO) Tekniği

Güncel cerrahi standart olan fakoemülsifikasyon yönteminde, kesifleşmiş lens ultrasonik dalgalarla parçalanarak gözden uzaklaştırılır. Yerine, uygun kırıcılık gücüne sahip, katlanabilir ve kaliteli bir akrilik lens yerleştirilir. İşlem genellikle damla anestezisi ile ağrısız bir şekilde tamamlanır; ancak hasta ve hekim tercihine göre lokal veya genel anestezi de tercih edilebilir.

Kamuoyunda sıklıkla "lazerle katarakt ameliyatı" olarak bilinen yöntem, aslında bu cerrahi prosedürün kendisidir. Gerçek lazer uygulamaları cerrahinin sadece belirli basamaklarında (lens ön duvarının açılması gibi) kullanılabilir, ancak tecrübeli bir cerrah için bu basamaklar lazer olmadan da kolaylıkla gerçekleştirilebilir.

Ameliyat Sonrası İyileşme ve Bakım Süreci

Katarakt ameliyatı genellikle "aynı gün cerrahisi" olarak uygulanır. Hasta ön hazırlıkların ardından ameliyata alınır ve birkaç saat sonra taburcu edilir. İyileşme sürecinin sağlıklı ilerlemesi için şu kurallara uyulmalıdır:

  1. İlaç Kullanımı: Doktor tarafından reçete edilen damlalar, enfeksiyon riskine karşı düzenli ve hijyenik koşullarda kullanılmalıdır.
  2. Kontrol Takvimi: Ameliyat sonrası ilk 3 gün, 1. hafta ve 1. ay kontrolleri zorunludur. Uzun vadede 3. ay, 6. ay ve 1. yıl kontrolleri önerilir.
  3. Fiziksel Koruma: İlk 2 gün göze su kaçırılmamalı, 3 hafta boyunca yüzülmemeli ve göze darbe almaktan kaçınılmalıdır.
  4. Gözlük Kullanımı: Ameliyattan 1 ay sonra yapılan muayenede, ihtiyaca göre yakın veya uzak gözlüğü reçete edilebilir.

Ameliyat Sonrası Olası Durumlar ve Komplikasyonlar

Ameliyat sonrasında kataraktın sertliğine bağlı olarak kornea ödemi gelişebilir; bu durum genellikle kendiliğinden düzelir. Ancak aşağıdaki belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır:

  • Gözde şiddetli ağrı ve artan kızarıklık,
  • Aşırı çapaklanma ve kirpiklerde yapışma,
  • Işık çakmaları (özellikle yüksek miyop hastalarda retina yırtığı riski),
  • Bulantı, kusma ve ani görme bulanıklığı.

Ameliyat olan hastaların yaklaşık %20'sinde, merceğin yerleştirildiği kapsülde zamanla kesifleşme görülebilir. İkincil katarakt olarak da bilinen bu durum, ameliyattan aylar veya yıllar sonra YAG Lazer ile kısa sürede tedavi edilebilir.

Ameliyatta Kullanılan Mercek Teknolojileri

Katarakt cerrahisinde kullanılan lensler, hastanın görme ihtiyacına ve göz yapısına göre çeşitlilik gösterir. Mercek seçimindeki temel amaç, gözlük bağımlılığını en aza indirmektir.

Mercek TürüÖzellikleri ve Kullanım Amacı
Monofokal (Tek Odaklı)Uzak veya yakın görmeden biri seçilir; genellikle uzak için ayarlanır.
Trifokal (Çok Odaklı)Uzak, yakın ve orta mesafeyi gözlüksüz görmeyi sağlar (Akıllı Mercek).
Torik (Astigmatik)Ameliyat öncesi astigmatizması olan hastalar için özel olarak üretilir.
MonovizyonBir gözün yakın, diğer gözün uzak görmeye göre ayarlanmasıdır.

Etiketler

Katarakt ameliyatıKatarakt tedavi yöntemiKatarakt ameliyatı sonrası

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Melih Ünal

Prof. Dr. Melih Ünal

Prof.Dr. Melih ÜNAL, 1962 yılında Sivas ili Zara ilçesinde doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerini bitirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde 1985 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde yapmış ve  1992 yılında Göz Hastalıkları Uzmanı olmuştur. 1999 yılında Doçent ünvanı, 2008 yılında ise Profesör ünvanını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.