Doktorsitesi.com

Kardeş Kıskançlığı İle Kördüğüm Olan Ebeveynler

Klinik Psikolog Özlem Şen Baysal
Klinik Psikolog Özlem Şen Baysal
2 Ekim 201979 görüntülenme
Randevu Al
Kardeş Kıskançlığı İle Kördüğüm Olan Ebeveynler

Öncelikle bilinmesi gereken nokta, kardeşler arası kıskançlık ve rekabetin doğal bir durum olmasıdır. “Kıskançlık” çok doğal ve temel bir duygudur. Beraberinde öfkeyi de yanına arkadaş olarak getirdiği unutulmamalıdır. Çocuklar için bu duyguyla baş etmek bazen çok zorlayıcı olabilir. Ebeveynler kardeş kıskançlığını yok etmeye çalışmak yerine, bu duyguyu kabul etmeli ve gelişimsel sürecin bir parçası olarak görmelidirler. Hadi doğal gördük diyelim. Peki ben bununla nasıl baş edeceğim? Çocuklarım sürekli birbirine zarar verirken ne yapmalıyım? Hamileyim, çocuğum şimdiden kıskanmaya başladı, ne yapabilirim?, Çocuğuma, kardeşi eve geldikten sonra nasıl davranmalıyım? gibi sorular zihninizi sürekli meşgul ediyor diyorsanız, haydi gelin size aşamalı bir şekilde nasıl baş edeceğiniz konusunda bilinçlendirelim.

1- Hamileyim, çocuğuma “kardeş geliyor” durumunu ona nasıl açıklayacağım ?

Yeni bir bebeği düşünürken dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğum yalnız büyümesin düşüncesiyle hareket etmek olmamalıdır. Bunun yerine “tekrardan anne- baba olmaya hazırız” düşüncesi ile hareket edilmelidir. Yeni doğacak bebeğin fiziksel ve duygusal ihtiyaçları “yeterli” bir şekilde doyurulabilecekse, neden olmasın? Kardeşten önce, çocuğunuzun yeterli sevgi ve ilgi ihtiyacının karşılanmasının, kıskançlık krizinin yaşanmasını minimuma indireceğini unutmayın. Yaş grubu dikkate alınarak, kardeşle alakalı sorular mutlaka cevaplanmalıdır. Oyuncak bebeklerden ve eğitici kitaplardan yararlanılabilir. Odasındaki eşyalar veya giyeceği kıyafetler beraber seçilerek alınabilir. “Bir kardeş geliyor” durumu abartılı tepkiler verilerek yaşatılmamalıdır. Yoksa bu durum, çocuğunuzun “eve yeni bir bebeğin gelişini” bir tehdit olarak algılamasına neden olur. Onun yerine, bu durumun ona kendini nasıl hissettirdiğini sorun. Duygularını ifade etmesine izin verin ve iletişim kurun. Çocuğunuzun hamileleğinde de aynı duyguları hissettiğinizi ona açık bir dille ifade edin. Doğum sürecine yönelik evde canlandırmalar yapılıp, oyunlar oynanabilir. Böylece çocuğunuz, sürece daha iyi hazırlanacaktır. Yeni bebek eve geldiğinde, çocuğunuzun ona dokunmasına, kucaklamasına, öpmesine izin verin. Bu durum ikisi arasındaki bağı güçlendirecektir. Zarar vermemesi için gözlemde kalın ancak bunu çocuğunuza hissetirmeyin. Güven duygusunu güçlendirin.

2. YENİ BİR BEBEK DÜNYAYA GELDİ , ŞİMDİ NE OLACAK ?

Çocuklarınızı birbiriyle kıyaslamayın. Yapılan en büyük hatalardan biri de bu. Büyük çocuk kıskanmasın diye, “küçük çocuk için, o hep ağlıyor, bak sen uslusun”, “ o senden daha uslu, beni dinliyor, sen dinlemiyorsun ! ” gibi bu üslupla kurulan cümlelerden kaçınılmalıdır. Büyük çocuğunda kardeşi kadar ilgi ve sevgi ihtiyacının doyurulması gerektiği unutulmamalıdır. Sevgisinin bölünmediğini, her ikisini de eşit sevdiğinizi somut oyunlarla anlatabilirsiniz. Çocuğunuzdan kardeşiyle ilgili konularda yardım istemelisiniz. Ona sorumluluklar vermek, bağı güçlendirecektir. Örneğin; “ Hadi gel, birlikte üstünü değiştirmeye ne dersin?, Giyeceği kıyafetleri sen seçmek ister misin?” . Kıskançlıkla ilgili şakalardan uzak durun. Bazı ebeveynlerde çocuğum ilgisiz kaldı, onunla hiç ilgilenemiyoruz diye, aşırı ilgi gösterebiliyorlar. Bu da yanlış. Suçluluk psikoloji altında, çocuğunuzu abartılı ilgiyle şımartmayın. Bu bir süreç ve buna alışacaktır. Bir çocuk dünyaya getirdiğiniz için suçlu değilsiniz. Her gün çocuklarınızla anne-baba olarak özel zaman geçirin. Baba bir çocukla ilgilenirken, anne diğer çocukla ilgilenmeli. Hep birlikte bir şeyler yapmanında keyfini çıkarın ve çocuğunuza adapte olabilmesi için zaman tanıyın. Yeni doğan bebek büyümeye başladı. Ve geldik kördüğüme… Ebeveynlerin çıkmaz yaşadığı “kardeş kavgalarına” .

3-“ÇOK KAVGA EDİYORLAR” NE YAPMALIYIM ?

Sakin olun. Kıskançlık, normaldi evet. Ancak kavgalar esnasında ebeveynlere de bir takım roller düşüyor. Çocuklarınız büyümeye başladığında anlaşmazlıklar artabilir. Birbirlerine vurmaya, ısırmaya ve zarar vermeye kalktıklarında engel olabilirsiniz. Kavga eden çocuklarınızı gördüğünüzde onları sakince birbirinden ayırın. Dikkatlerini çekin. Kırmızı araba başında kavga eden çocuklarınıza, “Şu an kırmızı araba için birbirini hırpalayan iki çocuk görüyorum.” diyerek araya girin. Eğer dinlemiyorlarsa, aralarından oyuncağı çekip almanız gerekecektir. Bir sonraki adım, çözüm bulmaları için sorular sorun. Çocuklarınızın çözüm bulmasına yardımcı olun. Yaşları küçük ise siz seçenekler sunun. Kendi belirleyeceğiniz seçenekler arasından çocuklarınıza seçim şansı verin. “ Ne yaşadığınızı anlıyorum, sırayla oynamak için beklemek zor olabilir. Ancak oynamak istiyorsak, sırayla beklemek zorundayız. Anlayışlı olmak ve sakin bir ses tonuyla konuşmak her zaman işe yarayacaktır. Aradaki dengeyi kurmak zor olsa da, bu süreci sevgiyle atlatabilirsiniz. Kararlarınızda tutarlı olun. Birbirlerine zarar verdikleri için onları cezalandırmayın. Bu onlar arasındaki rekabeti arttırır. Öfkesi geçtikten sonra konuşmayı tercih edin. Öfkelendiğinde ne yapmasını gerektiğini öğretin. Örneğin; öfkelendiğinde başka bir odaya geçmesini isteyebilirsiniz, birlikte dikkatini dağıtacak şeyler yapabileceğiniz teklifini götürebilirsiniz. Öfkesiyle ilgili resim çizdirebilirsiniz. Ya da oyuncak bir peluşa öfkesini yansıtabilir. Ama öfkelendiğinde başkalarına zarar vermesine, inciltmesine, vurmasına izin vermeyeceğinizi net bir şekilde çocuğunuza bildirin. Kardeş kıskançlıklarında, parmak emme, alt ıslatma, öfke nöbetleri, yalnız yatmak istememekgibi durumlar ortaya çıktığında bir uzman yardımına başvurulmalıdır.

Tavsiyelerin, hayatınıza dokunması dileğiyle

Etiketler

Çocuk gelişimiAlt ıslatmaKardeşParmak emmeDışkı kaçırmaKardeş kıskançlığıKardeş geliyorEbeveyn olmakKardeş kavgasıKardeş ilşkisiKardeş kıskançlığı zarar vermeKardeş kıskançlığı nedenleriKardeş kıskançlığı tedavisiKaygıpsikologayvalikayvalık keşif psikolojiayvalıkemdremdrayvalık

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Özlem Şen Baysal

Klinik Psikolog Özlem Şen Baysal

 Uzm.Klinik.Psikolog,Özlem ŞEN İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (2011-2016) Psikoloji lisans diplomasını almaya hak kazanmış, mezun olduğu yıl İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Yüksek lisansını tamamlamıştır. İkinci üniversite olarak Anadolu Üniversites’nde  Sosyal Hizmetler Bölümüne devam etmektedir.
Milliyet Pembenar  yazarıdır. İletişim alanında TRT spikeri Muratcan Canbay’dan iletişimde dil ve diksiyon dersleri almıştır.
Lisans yıllarında takım arkadaşlarıyla psikoloji alanında çalışmalar yapmış ve 20.Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresi’nde “ Can you control your future? “ adlı çalışmaları yayınlanmıştır.
18.Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresine katılmış olup, “Travma Gruplarıyla Gönüllü Psikolog Olarak Çalışma ve Bunların Yaratabileciği İkinci Travma” çalışma grubuna katılmıştır. 19.Ulusal Psikoloji Kongresi’nde Uzm. Psk. Pınar ÖZBEK’in “Genç Yetişkinlerde Öz Farkındalık ve Geliştirilmesi: Yöntem Dağarcığı Oluşturma, Program Tasarlama ve Uygulama Süreçleri” çalıştayına ,aynı zamanda Davranış Bilimleri Enstitüsü kurucusu Emre Konuk’ un “Terapist Hataları: Bir Danışanı Kaybetmenin Bin Bir Yolu” konulu çalıştayına  katılım göstermiştir.
Lisans eğitimi boyunca alana yönelik teorik birikimini arttırmak ve pratik deneyimler edinebilmek için çeşitli stajlar yapmıştır. Zorunlu stajlarını Boğaziçi Üniversitesi, Ayvalık Devlet Hastanesi’nde tamamlamış, Gönüllü stajında Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin AMATEM, Poliklinik servisi, B1 servisi ve Çocuk Ergen Polikliniğinde gözlem ve pratik imkanı bulmuştur.
Yar. Doç. Dr. Oytun ERBAŞ’ın Aşkın Nörobiyolojisi kongresine katılmıştır. Lisans eğitimi seçmeli ders kapsamında İnsan cinselliği, Adli psikoloji, Sağlık psikolojisi , Nöropsikolojik değerlendirme derslerini başarıyla tamamlamıştır.
Psikolojide test geliştirme dersi için gerekli olan “İnsanların Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği” adlı ölçeği takım arkadaşları ile birlikte geliştirmiş ve uygulamıştır.
Lisan eğitimi boyunca Medya ve Şiddet,Trafikte agresif sürücü tutumları ve cinseyete göre farklılıklar, Bireysel ve Kollektivist kültürlerdeki mültecilerin stres farklılıkları “Pseudoneglect” konuları ve birçok konuda proposallar yazmış ve araştırmalar yapmıştır.
İleri Düzey İngilizce ve B1.3 düzeyinde Almanca bilmektedir. Klinik psikoloji programı kapsamında bitirme projesini “Medyanın Çocukların Gelişimi Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin İncelenmesi” üzerine tamamlamıştır. Klinik Yüksek Lisansı sürecinde BDT eğitimini tamamlamıştır.
Empati Psikolojik Danışma Derneği tarafından düzenlenen Çocuk ve Ergen Testleri eğitimine katılmış olup,  EK-1 ‘ de yer alan testleri uygulama yetkisine sahiptir. Ayrıca yüksek lisans eğitiminde psikolojik testler dersini almış olup testleri uygulamaktadır.
Psikoloji Akademisi’nden almış olduğu WISC-R Zeka Testi uygulayıcı sertifikasına sahiptir.
Davranış Bilimleri Enstitüsü kurucusu Emre Konuk ve Eğitmen Asena Yurtsever’den EMDR I. Düzey Temel Eğitimini almış bulunmaktadır.
Kurucusu olduğu Ayvalık Keşif Psikoloji Hizmet Merkezi’nde EMDR terapisti olarak çocuk,ergen ve yetişkinler  ile çalışmalarına devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.