Karbonmonoksit  zehirlenmesi
Karbonmonoksit zehirlenmesi
Bu makalemizde en tehlikeli mevsim hastalığı olarak adlandırabileceğimiz karbonmonoksit zehirlenmelerinden söz edeceğiz.
Karbonmonoksit zehirlenmesi bilinen zehirlenmelerin arasında en yaygını ve tüm zehirlenmelerin yaklaşık yarısıdır. Yurdumuzda özellikle ısınma ihtiyacının arttığı sonbahar ve kış mevsiminde sıkça görülür. Eylül-Mart dönemindeki karbonmonoksit zehirlenmeleri neredeyse tamamının %90 ıdır. Evde meydana gelen kazalar sonucu ortaya çıkan zehirlenmeler çoğunluğu oluşturur. Soba, mangal, şömine, doğal gaz. Bunun dışında kimyasallarla çalışanlarda, kapalı garaj veya tamirhanelerde egzos gazına maruz kalanlarda da görülebilir. Bazen intihar amaçlı kullanıldığı da görülür.
Sebepleri:
Organik her türlü yakıtın yanması ile normal koşullarda ortaya çıkan son ürün karbondioksittir. Yanma sonucu bildiğimiz ısı enerjisi açığa çıkar ve bir miktar da su buharı oluşur. Ancak söz konusu yakıtın tam yanmaması ile karbonmonoksit gazı da ortaya çıkar ki bu çok tehlikelidir. Organik yakıtlardan kastımız odun, kömür, petrol ürünleri, doğal gaz gibi aklımıza gelebilecek her türden yakıttır. Tam yanmadan kastımız sözkonusu yakıtın tamamıyle yanıp ısı enerjisine dönüşmesidir. Örneğin baca sistemi iyi çeken, sızıntı yapmayan ve usulüne uygun bir soba yakıyorsanız içindeki kömür tamamen yanacak ve karbonmonoksit salınımı yapmayacağı için zehirlenme söz konusu olmayacaktır. Aksi durumda ise çok tehlikeli bir zehirlenme ile karşı karşıya kalabiliriz. İşin kötü tarafı; karbonmonoksit gazı renksiz, kokusuz, ağrı-acı-ateş gibi hastalık belirtileri vermeyen bir gazdır. Hatta bu nedenle tıptaki bir diğer ismi Silent Killer yani Sessiz Katil'dir. Bu nedenle hastaların çoğu zehirlendiklerini bile fark etmezler ve bunların bir kısmı maalesef kurtarılamazlar.
Hastalığın seyri:
Hastaların pek azı zehirlenmiş olabileceği düşüncesiyle kendi başına doktora müracaat ederler. Diğerleri ise ya yakınlarının bir anormallik olduğunun farkına varmaları veya birilerinin onları baygın durumda bulmalarıyla hastaneye kaldırılır. Bu durumda dahi viral enfeksiyonlarla, besin, alkol veya ilaç zehirlenmesiyle karıştırıldığı olur. Hatta bazen psikolojik olduğu ve hastanın numara yaptığı dahi düşünülür. Hastada aşağıdaki belirtilerden birkaçı bulunabilir.
-Baş ağrısı, göğüs ağrısı, karın ağrısı
-Üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri
-Nefes almada zorluk
-Baş dönmesi, sersemlik hissi
-Bulantı, kusma
-Hafıza ve yürüme bozukluğu (sarhoşluk benzeri)
-Melankoli veya depresyon hali
-Görme bozukluğu
-Ajitasyon ve kas kasılmaları
-İdrar veya dışkı tutamama
-Nörolojik belirtiler
-Kardiolojik bulgular (İskemiye bağlı)
-Baygınlık
-Koma
Görüldüğü gibi bu belirtilerin hiçbiri karbonmonoksit zehirlenmesine has değildir. Bu nedenle pek çok tetkik vs ile zaman kaybedilir ve bazen tanı koymakta geç kalınabilir. Halbuki karbonmonoksit zehirlenmesinde bir an önce tedaviye başlamak hayati öneme haizdir. Fizik muayenede hafif taşikardi, hipotansiyon veya hipertansiyon, solunum zorluğu bulunabilir. Ancak şart değildir. Klasik kitaplarda bahsedilen kiraz kırmızısı cilt rengi ve göz dibindeki kanama, ödem bulguları mevcutsa zaten zehirlenme çok ciddi boyutta demektir ve bu bakımdan tanıda çok önemi yoktur. Radyolojik olarak görüntülenebilen beyin ödemi de (Özellikle beyaz cevher ve Glaobus Pallidustaki) zehirlenmeden sonraki ilerleyen saatlerde görülebileceği için bunun da çokça bir önemi yoktur.
Kanıt olarak en önemli laboratuar bulgusu kandaki karboksihemoglobin(COHb) denilen kimyasalın varlığını tespit etmektir. Tek başına tanı koymada etkilidir. Ancak başta belirttiğimiz gibi bazen akla gelmemekte ve hasta zaman kaybetmektedir. Normal koşullarda COHb kanda sıfır veya sıfıra yakın düzeydedir. Ağır sigara içicilerde ise %8-10 düzeyinde bulunabilir. Tetkik sonucunda bu düzeyin üstündeki her değer akla mutlaka karbonmonoksit zehirlenmesini getirmelidir. % 40 ın üzerindeki değerler zehirlenmenin çok ciddi olduğunu kanıtlamakla birlikte hastalığın seyri hakkında çok da önemli ipucu vermez. Örneğin hasta % 25 COHb düzeyi ile komada gelebildiği gibi % 53 iken konuşup hikayesini verebilir ki bunlar bizim bizzat tanık olduğumuz vakalardır. Bunun nedenini şöyle açıklayabiliriz. Hasta çok yoğun zehire maruz kaldığında kandaki seviye de buna bağlı olarak aniden yükselecektir ve hemen farkına varılır ve tedbir alınırsa bilinci de henüz açık olacaktır. Ancak orta düzey zehire ama çok uzun süre maruz kaldığında karbonmonoksit kandan geçip artık dokulara yerleşeceği için daha küçük COHb değerlerine rağmen komada olacaktır. Kısaca kan COHb yüksekliği sadece zehirlenmeyi kanıtlayan en önemli bulgudur. Hastalığın seyri hakkında doğru bilgi vermez.
Teşhis,Tedavi:
Teşhiste aslında en önemli yardımcı husus dikkatli bir anamnez ve sorulacak tek bir sorudur. Hastanın bulunduğu ortamda soba olması (özellikle baygın bulunduysa) veya banyoda iken meydana gelmesi akla ilk önce karbonmonoksit zehirlenmesini getirmelidir. Birden fazla kişide aynı bulguların olması teşhisi daha da kolaylaştırır. Ayırıcı tanıda başlangıçta belirttiğimiz durumlarla karıştırılabilir. Dikkatli bir anamnez ve tek bir soru ile bunların tümü elimine edilir. Tedavide ilk uygulanması gereken şey hastanın derhal bulunduğu ortamdan temiz havaya çıkarılmasıdır. Hastaneye taşınırken ve hastanede bir yandan sorgulama ve tetkikler yapılırken bir yandan da oksijen verilmelidir. Tanı kesinleştikten sonra özellikle metabolik durum, sinir sistemi ve kalp dikkatle incelenmelidir. Çünkü merkezi sinir sistemi ve kalp kası karbonmonoksite en duyarlı organlardır. Bu anlamda varsa asidoz düzeltilmeli, belirli aralıklarla EKG çekilerek iskemiye ait bulgular olup olmadığı araştırılmalı ve buna yönelik tedavi başlanmalıdır. Aynı şekilde hastanın kliniğine uygun olarak gerekirse BT ve MR tekrarlanarak beyin ödemi konusunda dikkatli olunmalı ve antiödem tadavi başlanmalıdır.
Tedavide en önemli nokta doku hipoksisini bir an önce ortadan kaldırmak ve bozulan hücre metabolizmasını yeniden tesis etmektir. Karbonmonoksitin hemoglobine bağlanma gücü oksijen göre 250 kat daha fazladır. Bunun anlamı dokulardaki zehiri uzaklaştırmak için normal atmosferik koşulların ciddi zehirlenmelerde yetersiz olduğudur. Çünkü kandaki gazlar sahip oldukları basınç kuvvetiyle orantılı olarak kompartımanlar arasında (akciğer-kan-doku) geçiş yaparlar. Bu noktada hiperabrik oksijen tedavisi klasik tedavi yöntemlerinin çok önündedir ve ciddi zehirlenmelerde tek tadavi seçeneğidir. Çünkü klasik tedavide vücuttaki COHb nin yarılanma ömrü 5 saat 20 dakika iken hiperbarik oksijen tedavisi ile süre 23 dakikaya inmektedir. Yani vücuttaki zehir yaklaşık 16 kat daha süratli bir şekilde elimine edilmektedir. Araştırmalar göstermektedir ki karbonmonoksit zehirlenmesine maruz kalan kişilerin yaşamlarının ileriki dönemlerinde kalp ve sinir sistemi ile ilgili ciddi hastalıklara yakalanma olasılığı, diğerlerine göre çok daha fazladır. Bu zehirin dokuda kaldıkça yaptığı hasarla ilgilidir. Bu nedenle hiperbarik oksijen tedavisi zehirlenmeye maruz kalan herkese 5-8 seans önerilen bir tedavi şeklidir. Kardiak ve nörolojik bulguların hala mevcudiyeti tedavinin uzatılmasını gerektir.
Tedavi dış ortamdan tamamen izole edilmiş basınç odalarında uygulanır. Basınç odaları tek kişilik olabildiği gibi çok kişilik de olabilir. Bu odada belirli bir basınç seviyesine ulaşıldıktan sonra hastaya %100 oksijen solutulur ve böylelikle zehir vücuttan hızla uzaklaştırılır. Normal atmosferik koşullarda aynı etkiyi sağlamak mümkün değildir. Bu nedenle özelikle ciddi sinir sistemi ve kalple ilgili bulguları mevcut olan hastalarda hiperbarik oksijen tedavisi vakit geçirilmeden uygulanmalıdır.
Öneriler:
Zehirlenme vakalarını incelediğimizde hemen hemen tamamı tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ortaya çıkan vakalardır. Önlemek çok basit ve ucuz tedbirlerle mümkündür. Hayat kurtaran önerilerimizi sıralamak istersek;
1-Binaların ısıtma sistemleri, kazan daireleri her sezon öncesi mutlaka gözden geçirilmeli eksik yanmaya, sızıntılara karşı gerekli önlemler alınmalıdır.
2-Bacalar coğrafi ve meteorolojik koşullara uygun yapılmalı ve her kış öncesi mutlaka temizlenmelidir.
3-Sobalar yatmadan önce oda havalandırılarak söndürülmeli.
4-Kapıların altına birkaç santimetre yüksekliğinde karbonmonoksit gazının dağılabileceği bir açıklık bırakılmalı veya ızgara yapılmalı.
5-Şofbenler banyo veya mutfakta değil ayrı bir ortamda yakılmalıdır.
6-Kapalı garajlarda araç çalıştırılmamalıdır.

İzmir Hava Hekimi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!