Kanser kontrolsüz çoğalan hücrelerin normal işlevi olan hücreleri öldürmeleri sonucu ortaya çıkan, 200’den fazla türü olan çağımızın hastalığıdır. Gerek beslenme tarzımızın hızla değişmesi gerek hayatımıza giren kötü alışkanlıkların hızla artması, çevresel faktörler derken ülkemizde her yıl 150.000 kişinin kansere yakalandığı tahmin edilmektedir.

Kanserin yayılmasındaki en büyük etken obezitenin artmasıdır. Özellikle meme, kalın bağırsak- rektum ve kan kanserleri obez bireylerde daha sık görülmektedir. Üzerine çok konuşulabilecek bu konuyu sizinle 2 adımda tartışalım.

Birinci adımımız: Kanserden korunmak için neler yapmalıyız?

***Öncelikle kilo kontrolü sağlayarak birçok kanser riskini azaltabiliriz. Kilomuzun risk oluşturup oluşturmadığını BKI’mize bakarak anlarız yani kilonuzu boyunuzun karesine böldüğünüzde çıkan değerin yaşa ve cinsiyete göre değişmekle birlikte normal değerlerde olması gerekir. Örnek verecek olursak 25 yaşında 165 boyunda ve 85 kilo olan bir kadının BKI’si (85/(1,65X1,65)) =31 olup 18-25 olan normal değerleri geçtiğinden ve hatta obeziteye girdiğinden büyük risk taşımaktadır.

***Yemekleri pişirirken kızartmak, kömürde veya yüksek ateşte pişirmek yerine fırında, haşlama ve az yağda kısık ateşte pişirme tekniklerini uygulayarak oluşabilecek kanserojen maddeleri engellemeliyiz.

***Küflü besinlerden uzak durup çabuk bozulacak besinlerimizi soğukta saklamalıyız.

***Tuz tüketimini günlük 5 gramın olarak belirlemeliyiz.

***Günde en az 5 porsiyon taze sebze ve meyve tüketmeliyiz. Her gün tabağımızda ne kadar renk bulundurursak o kadar sağlıklı beslenmiş oluruz. Çeşitlilik çok önemlidir.

***Saf şeker içeren ve beyaz unla yapılan her şeyden uzak durmalıyız.

***Alkol ve sigaradan kaçınmalı katkı maddeleri fazla olan hazır yemeklerden uzak durmalıyız.

***Aktif bir hayatı ilke edinmeli sağlığımız için düzenli spor yapmalıyız.

İkinci adımımız: Kanser Hastalığında tedaviyi beslenme ile desteklemek için neler yapmalıyız?

Tedavi sırasında ve sonrasında sağlıklı beslenme;

-Kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olur,

-Güçlü ve enerjik olmanızı sağlar,

-Vücudunuzda depo edilen besin öğelerini korumanıza yardımcı olur,

-Tedavi sırasında oluşabilecek komplikasyonları ve yan etkileri engeller,

-Enfeksiyon riskinizin düşmesine yardımcı olur,

-Hızlıca iyileşip kendinize gelmenize yardımcı olur.

Tedavi sırasında sağlıklı beslenebilmek için ihtiyacınız olan protein, karbonhidrat, vitamin, minarel ve yağları yeterli miktarda almanız gerekmektedir.

**Şimdi incelememiz gereken birkaç besin ve besin ögesine yakından bakalım;

***Protein: Vücudumuzda bulunan hücrelerin yenilenmesi ve çoğalması için protein çok önemlidir. Kanser hücrelerinin neden olabileceği doku hasarları protein ile tedavi edilir ve bu sebeple tedavi döneminde protein ihtiyacı artar. Bu durumda önerebileceğimiz en kaliteli protein anne sütünden sonra yumurtadır.

***Posa: Özellikle meme ve prostat gibi kanserlerde kilo kaybından çok kilo almak risk oluşturur bu sebeple doygunluk sağlamak ve bağırsak sağlığımızı korumak için posa tüketimine çok önem vermek gerekmektedir. Bu durumda günde en az 5 porsiyon sebze ve meyvelerden mevsiminde ve çeşitli bir şekilde tüketmeniz gerekir. Özellikle kırmızı renkli sebzeler ve meyveler içeriğindeki likopen sayesinde meme, akciğer ve prostat kanserlerinin yayılmasını önleyici ve yakalanma riskini azaltıcı özelliğe sahiptir.

***Omega-3, Balık yağı: Yapılan araştırmalarda balık yağı tüketiminin prostat, meme ve kolon kanseri riskini azalttığı görülmüştür. Ayrıca kanserli hastaların ağrılarının azalmasına yardımcı olduğu görülmüştür. Balık yağlarından olan DHA ile beslenen kadınların meme kanseri riskinin %70 azaldığı görülmüştür. Son olarak omega-3 den zengin beslenen bireylerin kolorektal kansere yakalanma riskinin %40 azaldığı görülmüştür. Bu durumda haftada en az 2 gün balık tüketmeniz, tüketemediğimiz durumlarda takviye kullanmanız ve her gün beslenmemizde ceviz ve fındığa yeterli miktarda yer vermeniz gerekmektedir.

***Keten Tohumu: En çok dikkat çeken besinimiz keten tohumunun yapılan araştırmalarda kanserin yayılmasını önleyebileceği gözlemlenmiştir. Keten tohumu çekilerek tüketilmeli ve hava almayan karanlık yerlerde muhafaza edilmelidir.

***Yeşil Çay: Üzerine birçok araştırma yapılan yeşil çayın antioksidan içeriği sayesinde kansere karşı koruyucu olmasının yanı sıra kanser hücrelerinin büyümesini, bölünmesini ve nüksetmesini engellediği görülmüştür.

***Soğan – Sarımsak: Eski çağlarda ilaç olarak kullanılan soğan ve sarımsak içeriklerinde bulunan quarsetin, allium ve sülfitler ile kanser yapan hücrelerin atılımını arttırarak tümörün çoğalmasını önler.

***Tam Tahıllı Ürünler: Tam tahıllı unla yapılan tüm besinleri içeren bu ürün gurubu üzerine Amerika Kanser Derneğinde bulunan verilere baktığımızda bu ürün gurubunun ağız içi, gırtlak, yemek borusu, yutak, mide, kolon, rektum karaciğer gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu etki gösterdiği anlaşılmıştır.

Tüm bu bilgiler doğrultusunda gerek kanserden korunmak, gerek tedavi sürecini desteklemek gerekse iyileşmeden sonra nüksetme riskini azaltmak için beslenme büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı bir hayat için sağlıklı beslenmekten vazgeçmeyin…


İstanbul Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!