Doktorsitesi.com

Kalp Kapak Hastalıkları

Prof. Dr. Muhammed Keskin
Prof. Dr. Muhammed Keskin
26 Ağustos 2025270 görüntülenme
Randevu Al
Kalbimiz sürekli çalışan bir pompa görevi görmektedir. Her saat yaklaşık 379 litre kanı vücudumuza pompalar. Bu işlem sırasında kalp kapakları kanın kalpte tek yönde ilerlemesinde anahtar rol oynamaktadır. Kalbin her atımında bu kapaklar açılıp kapanarak kanın bir kalp boşluğundan diğerine geçmesini sağlarlar. Kapakların gerisindeki ve önündeki basınç değişiklikleri bu kapakların tam zamanında açılıp kapanmasına neden olan güçtür. Böylelikle kan kalp pompası ile kalpten çıkan ana atardamar olan aortaya, oradan da vücudumuza pompalanır. Kalbimizde 4 kalp kapağı bulunmaktadır: Triküspit kapak sağ atriyum ile sağ ventrikül arasındaki kan akışını düzenler. Pulmoner kapak, sağ ventrikülden kanı akciğerlere taşıyan pulmoner artere olan kan akışını düzenler. Mitral kapak akciğerlerden oksijenlenerek pulmoner venler vasıtasıyla sol atriyuma gelen kanın sol ventriküle geçişini düzenler. Aort kapak sol ventriküle gelen kanın ana atardamarımız olan aortaya geçişini kontrol eder.
Kalp Kapak Hastalıkları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kalp Kapağı Problemleri: Daralma ve Yetmezlik Nedir?

Kalp kapaklarında meydana gelen yapısal bozukluklar, kalbin düzenli kan akış mekanizmasını sekteye uğratan ciddi sağlık sorunlarıdır. Bu problemler temel olarak daralma (stenoz) ve yetmezlik (regürjütasyon) olmak üzere iki farklı şekilde ortaya çıkar. Her iki durum da kalbin çalışma yükünü artırarak zamanla kalp dokusunda kalıcı değişikliklere yol açabilir.

Kalp Kapağı Yetmezliği (Regürjütasyon)

Kalp kapağı yetmezliği, kapağın tam olarak kapanamaması sonucu kanın bir kısmının geriye kaçması durumudur. Bu durumda kalp, vücuda pompalaması gereken kan miktarını karşılayabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Süreç içerisinde bu telafi mekanizması, kalp boşluklarının genişlemesine (dilatasyon) neden olur.

Kalp Kapağı Daralması (Stenoz)

Kapak daralması, kapakçıkların kalınlaşması, birbirine yapışması ve elastikiyetini kaybetmesiyle oluşur. Daralmış kapaktan yeterli miktarda kan geçemediği için vücuda pompalanan kan hacmi azalır. Kalp, bu direnci aşmak ve kanı ileri itmek için yoğun çaba sarf ederken, kalp adale kitlesinde hacim artışı (hipertrofi) meydana gelir.

Kalp Kapağı Hastalıklarının Nedenleri

Birçok farklı faktör kalp kapaklarında darlık veya yetmezliğe yol açabilmektedir. Klinik gözlemlerde en sık rastlanan nedenler şunlardır:

  • Doğuştan gelen yapısal rahatsızlıklar
  • Kalp kapak enfeksiyonları (endokardit)
  • Çocukluk döneminde geçirilen romatizmal ateş hastalığı
  • Yaşlanmaya bağlı gelişen kapak kireçlenmesi
  • Hipertansiyon ve koroner arter hastalıkları
  • Sağ ve sol ventrikülün genişlemesine yol açan diğer kalp rahatsızlıkları

Kalp Kapağı Hastalıklarında Görülen Belirtiler

Kalp kapağı hastalıklarında semptomların şiddeti, problemin ciddiyeti ile doğrudan ilişkilidir. Bazı hastalar uzun süre hiçbir şikayet hissetmezken, bazıları hafif aktivitelerde dahi zorlanabilir. En sık karşılaşılan bulgular şunlardır:

  1. Nefes darlığı
  2. Göğüs ağrısı
  3. Halsizlik ve yorgunluk
  4. Bayılma
  5. Çarpıntı hissi

Tanı ve Teşhis Süreci

Doktorunuz, fiziksel muayene sırasında kalbinizi steteskop ile dinleyerek üfürüm adı verilen sesler aracılığıyla ilk tanıyı koyabilir. Ancak kesin tanı ve hastalığın derecesini belirlemek için altın standart ekokardiyografi (kalp ultrasonu) yöntemidir.

Değerlendirilen ParametrelerEkokardiyografinin Sağladığı Bilgiler
Kapak YapısıYaprakçıkların durumu, kireçlenme ve hareket kabiliyeti
Kalp BoşluklarıHacimsel genişleme ve duvar kalınlığı (hipertrofi)
FonksiyonellikKalbin toplam çalışma performansı ve pompalama gücü
Hastalık DerecesiKaçak miktarı veya darlığın ciddiyeti

Tedavi Yöntemleri ve Müdahale Seçenekleri

Hiçbir şikayeti olmayan veya hafif düzeyde belirti gösteren hastalar genellikle düzenli ekokardiyografi kontrolleri ile takip edilir. Şikayetleri hafifletmek için ilaç tedavisi uygulansa da, kalp kapaklarındaki yapısal deformasyonu tamamen düzeltebilecek bir ilaç bulunmamaktadır. İlaçlar sadece semptomları yönetmeye yardımcı olur.

Girişimsel Yöntemler: Balon Valvüloplasti

Daralmış olan triküspit, pulmoner, mitral veya nadiren aort kapağın genişletilmesi için anjiyografi laboratuvarında uygulanan bir işlemdir. Kasık toplardamarından ilerletilen bir balonun daralmış kapak içinde şişirilmesiyle darlık açılmaya çalışılır. Bu işlem, tecrübeli merkezlerde uzman kardiyologlar tarafından gerçekleştirilmelidir.

Cerrahi Tedavi: Kapak Değiştirme Ameliyatı

Eğer deformasyon balon yöntemiyle düzeltilemiyorsa veya hastalık ilerlemişse kapak tamiri veya değişimi (replasman) tek çaredir. Açık kalp ameliyatı ile gerçekleştirilen bu süreçte, işlevini yitiren kapak çıkarılarak yerine metalik veya biyolojik prostetik kapak yerleştirilir.

Ameliyat Sonrası Süreç ve Dikkat Edilmesi Gerekenler:

  • Hastalar genellikle 1 gün yoğun bakımda, toplamda 5-7 gün hastanede kalırlar.
  • Pıhtı oluşumunu engellemek için kan sulandırıcı ilaç (Coumadin) kullanımı zorunludur.
  • Mekanik kapak kullananlar bu ilacı ömür boyu, biyolojik kapak kullananlar ise doktor tavsiyesiyle 3-6 ay kullanırlar.
  • Kan sulandırıcı ilaç kullanımı, doktor onayı olmadan kesinlikle bırakılmamalıdır.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Muhammed Keskin

Prof. Dr. Muhammed Keskin

Doç. Dr. Muhammed Keskin, meslek hayatına 2006 yılında Türkiye 33.sü olarak girdiği Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde başladı. 2012 yılında Tıpta Uzmanlık Sınavında Türkiye 35.si olarak Dr. Siyami Ersek Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kardiyoloji ihtisasına başladı. 2017 yılında ihtisasını tamamlayarak Sultan 2. Abdulhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kardiyoloji Uzmanı olarak göreve başladı. 2021 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne Öğretim Üyesi ve Dekan Yardımcısı olarak atandı ve Feneryolu’ndaki muayenehanesinde hasta kabulüne devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.