Kadın neden isteksizleşir?

Kadın neden isteksizleşir?

Kadınlarda cinsel isteksizlik çok yaygın olan bir durumdur. Cinsel isteksizlik her 3 kadından 1’inde görülen bir cinsel işlev bozukluğudur. Cinsel isteksizlik vakalarının bu kadar fazla olmasına rağmen kliniklerde başvuru oranı neden düşük derseniz; arz-talep dengesidir. Kadınların bu konuda bilgisiz olması, bu sorunun sadece partnerle yaşanan bir uyum sorunu olması, onları yönlendirecek aydınlatacak güvenilir ve ulaşılır bilgi kaynağının olmayışı, cinsel isteksizlik konusundaki bilinmezlikleri ortaya çıkarıyor. Son zamanlarda kadınlarda görülen vajinismus ne kadar ön plana çıkmış olsada kadınlarda ki cinsel isteksizlik vakası vajinismusa oranla 10-15 kat daha fazladır.

Cinsel istek bozuklukları belirgin baskı ve kişiler arası zorluklara yol açan, cinsel fantezi ve davranış yokluğu ya da eksikliği ile karakterizedir. Yani bu kadınların büyük çoğunluğu fantezi kurmayı bırakmış, cinsel birleşmeye ara vermiş ama çok nadirde olsa eşilerinin zoruyla ilişkiye giren, eşi istediği için bazende bu bir görev, zorundalık gibi görülüyor. Cinsel istek ile ilgili çiftlerin bu tutarsızlıkları, kadınlar üzerinde belli bir zaman sonra cinselliği sadece eşi için yapan, kendi bedenine soğuyan ve cinselliğe küsen kadın profili ortaya çıkartmaktadır.

Nedenlerine baktığımız zaman, cinsel isteksizliğin oluşum süreci çoğu zaman tek bir etkene bağlı olarak gelişen bir durum değildir. Cinsel isteksizlik yaşanan farklı bir cinsel uyum sorunun sonucu da olabilir. Kişi bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaşanan bu cinsel işlev bozukluğunun belirtilerine hizmet eder ve sanki bir hak edilmişlik hissiyatıyla durumunu sorgulayamaz olur bazen. Başlıca etkili olan nedenlerine baktığımızda ise karşımıza çıkan ;

1-Düzensizlik: Bir çok kadının kafasında, sürekli düzenleriyle ilgili bir program, bir düzen akışı vardır. Kadınların çoğu daha gün başlangıcında, sabahları kalktıkları zaman bir iş planı ile uyanıyorlar. Birçok kadının zihnin de akşam yattığı saate kadar bir planı var ve bunu içgüdüsel olarak yaparlar. Ancak o düzen akışında bir yerde bir tıkanıklık olursa krize girer bu tür kadınlar, biraz kronikleşmişse de cinsel sorunlar ortaya çıkabilir. Anlık krizler her zaman olabilir hayatın kendisinde de ama geleneksel bir kriz yapısına doğru gidiyorsa kadın bir cinsel sorunda yaşar.

2-Kendini cezalandırma: Burada suçluluk ve günahkarlık duyguları devreye giriyor. Kadın yaptıkları ya da yapmadıklarıyla kendini suçlu ve günahkar hissediyorsa, cinsel yaşamında böyle bir duygusal arka planı varsa, bu duygu vicdani olarak kefaret ister. İşte yaşanılan cinsel işlev problemi o suçun ve günahın bir bedeli olarak karşımıza çıkabilir. Bu bilinçdışında cereyan eden bir süreçte olabilir, bilinç düzeyinde aktif olan bir şey de olabilir. Her halükarda kadın cinsel eyleme duyulan ihtiyaçtan dolayı kendisini suçlu hisseder ve yaşanan cinsel isteksizlik bu iç hesabın bir sonucudur.

3-Güven duygusu: Kadın kendine güvenmiyor olabilir, kendine güvenmiyor derken dişiliğine güvenmiyor, vücudunu beğenmiyor olabilir, göğüslerine güvenmiyordur, saçlarını beğenmiyordur. Bir şekilde kendini beğenmiyordur; yani bedeniyle, cinselliğiyle, kadın cinsel fonksiyonlarıyla yetersizliğiyle ilgili bir kavgası vardır.
Partnerine güvenmiyordur, beni sevecek mi? Terk edecek mi? Koruyacak, kollayacak mı? Yanımda duracak mı? Hasta olduğum zaman yanımda duracak mı? Beni aldatıyor mu? Bir başkasıyla sex yapıyor da bana hastalık mı bulaştıracak? İşte ben boşalmasını kontrol etmesiyle ilgili endişeler yaşıyorum, içime boşalıp beni hamile bırakacak mı? gibi korkular ve kaygılar varsa, kadının partneriyle ilgili bir güven sorunu vardır.
Ortama güvenmiyordur, yani mahremiyet eksikliği vardır.

4- İmago aktifleşmesi: Çocukken annemizin ve babamızın fiziksel özellikleri davranış özellikleri bize karşı olan bizi memnun eden, tatmin eden davranışların ya da bize vermedikleri bizden esirgedikleri ve bize vermesini istediğimiz hayalini kurduğumuz güçlü ebeveyn algısı bunlar imagomuzu oluşturur. Bunlar bizim ilk aşk nesnemizdir ve bir erkeğe baktığımızda, bir kadına baktığımızda onu arzulamak onu beğenmekle ilgili bir duygu hissettiğinizde yüksek bir ihtimal imagonuz aktifleşmiştir.
Aşk denilen şey imagonun aktifleşmesidir bir anlamda, yani durup dururken birisine aşık olup birisinden hoşlanıyorsanız onda bir şey bulmuşsunuzdur. Bulduğunuz şey ya vaktiyle size verilendir ya da verilmeyip verilmesini arzuladığınızdır ya da sizi  büyütenlerin fiziksel özellikleridir. İmago aktifleşmesi patolojik bir durum degildir bu arada,  gayet olağan doğal normal bir şey hepimizin içindeki bri imago var hepimiz birilerini beğenip arzuluyoruz. Ne zaman patolojik oluyor? Aşırıya kaçtığımız zaman, yani çok kavramı burada devreye giriyor, eğer sizin seks yapmanızı engelleyebilecek özelliklere dönüşmüş, cinsel ilişki sırasında gözünüzün önüne görüntüler gelmeye başlıyorsa, geçmişe dair o imagoyla, baba figürleri iç dünyadan dışarıya gelip iniltilemeye başlıyorsa, iste o zaman imago aktifleşmesi patolojik bir durum halini alıyordur.

5- Duyguları bastırma: Bu cok önemli bir kavramdır. Bizlere duyuglarımızı bastırmak ögretildi, duyguların ifade edilmesinin kötü oldugu söylendi, duygularımızın ortaya dökmenin tehlikeli oldugu söylendi. Bu sebeple bizler duygularımızı bastırıyoruz ve genellikle bastırdığımz duygular öfke, korku, kırgınlık nedeniyle kontrolden çıkan duygulardır. Özellikle çatısmalı, kavgalı, duyguların serbestçe fütursuzca yaşandıgı aileler vardır; bağrışlarn, cağrışların, siddetin, alkolün bire bir yaşandığı ailelerde büyüyen kız cocukları, duyguyla korkuyu, siddeti birleştiriyorlar zihinlerinde ve bir şemsiye gibi bütün duyguları o semsiyenin altına alıp bastırıyorlar. Bu duyguların içersinde şehvette var cinsel arzular isteklerde var, yani siz öfkenizi bastırmak icin sehvetinizide bastırıyorsunz. Sebebi öfkenin serbestçe bırakıldığı bir ailede büyümüş olmak ve duyguları kontrol ettiğinizde geçmişteki acılarınızı kontrol edeceginiz varsayımıyla hareket ediyorsunuz. O bakımdan bazı kadınlar duygularını bastırırlar bu bastırmadan dolayıda şehvet duyamazlar istek duyamazlar.

Ahmet Sevran Polat
Uzman Klinik Psikolog & Cinsel Terapist

Bu makale 16 Mart 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Cinsel Terapi Hizmeti : www.cinselterapim.com Uzman Klinik Psikolog adayı Ahmet Sevran Polat, İstanbul Arel Üniversitesinde Psikoloji lisans eğitimini tamamladıktan sonra ”Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Klinik Psikoloji Anabilim Dalı” programında uzmanlığının son dönemini geçirmektedir. Lisans eğitimi boyunca birçok eğitime katılmış ve stajlar yapmıştır. 2013 tarihinde Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Stajyer Psikolog ünvanı ile  görev yapmıştır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Psikiyatri Polikliniğinde gönüllü psikolog ünvanı ile çalışmalarda bulunmuştur. Aldığı eğitimler; 2014-2015 tarihleri arasında Cinsel Terapi Eğitimi almıştır. (CİSED)-Dr. Cem Keçe. 2015 Şema Terapi Uluslararası Sertifikasyon Eğitimi – Dr. Alp Karaosmano ...

Etiketler
Kadınlarda cinsel isteksizlik
Uzm. Psk. Ahmet Sevran Polat
Uzm. Psk. Ahmet Sevran Polat
İstanbul - Psikoloji
Facebook Twitter Instagram Youtube