İnfertilitede sizi mutsuz yapan düşünce hataları

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
İnfertilite Tedavi Sürecinde Stres ve Düşünce Hataları
İnsan psikolojisi, yoğun stres altında olduğu dönemlerde birtakım düşünce hataları yapmaya meyilli hale gelir. İnfertilite tedavisi, doğası gereği ucu belirsiz ve zorlu bir süreci kapsadığı için bu dönemde stres yaşanması oldukça doğaldır. Ancak bu süreçte en kritik görev, yaşanan stresin şiddetini dengeli bir düzeyde tutarak, tedavinin başarısı üzerindeki olumsuz etkileri minimuma indirmektir.
İnfertilite sorunu yaşayan çiftlerin sıklıkla düştüğü bilişsel yanılgıları tanımak, süreci daha sağlıklı yönetmenize yardımcı olur. Eğer aşağıda belirtilen düşünce hatalarını yoğun şekilde yaşıyorsanız, tedavi gördüğünüz merkezde profesyonel bir psikolojik destek almanız önerilir.
1. Zihinsel Filtreleme
Zihinsel filtreleme, birçok olumlu bilginin içinden sadece tek bir olumsuz detaya odaklanarak resmin bütününü kaçırmaktır. Örneğin; başvurduğunuz birçok doktorun "tedaviyle çocuk sahibi olabilirsiniz" demesine rağmen, sadece bir doktorun "çocuğunuz olmaz" demesine odaklanmanız bu hataya örnektir. Bu durum, diğer uzmanlara olan güveninizi sarsarak motivasyonunuzun kırılmasına neden olur.
2. Geleceği Okuma (Felaketleştirme)
Gelecekteki olayları henüz gerçekleşmeden kesinmiş gibi olumsuz öngörmek bir düşünme hatasıdır. Daha önce başarısız bir tüp bebek tedavisi geçirmiş olmanız, sonraki denemelerin de mutlaka başarısız olacağı anlamına gelmez. Geleceğin ne getireceğini kesin olarak öngörmek imkansızdır; bu nedenle olumsuz senaryolara teslim olmak süreci zorlaştırır.
3. Duygusal Çıkarsama
Duygusal çıkarsama, kişinin hissettiği duyguları somut gerçeklerle karıştırmasıdır. Tedavi sürecinde "bu sefer bir şeylerin ters gideceğini hissediyorum" gibi düşüncelere kapılmak, bu hissin gerçekleşeceği anlamına gelmez. Hislerinize mutlak gerçekmiş gibi inanmak, sadece daha çökkün ve moralsiz hissetmenize yol açan bir yanılsamadır.
4. Olumluyu Yok Sayma
İnfertilite tedavisi çok aşamalı bir süreçtir. Tedaviyi sadece sonuca (gebelik) odaklanarak değerlendirmek, süreçteki başarıları görmenizi engeller. Aşağıdaki tabloda, tedavinin her aşamasının birer başarı olduğu unutulmamalıdır:
| Tedavi Aşamaları | Olumlu Göstergeler |
|---|---|
| Başlangıç | Tedaviye uygun yumurta ve spermin varlığı |
| İlaç Süreci | Vücudun kullanılan ilaçlara beklenen yanıtı vermesi |
| Operasyon | Yumurta toplama işleminin başarıyla tamamlanması |
| Laboratuvar | Döllenme işleminin sağlıklı şekilde gerçekleşmesi |
Sadece sonuca odaklanmak, süreçteki bu pozitif gelişmeleri yok saymanıza ve stresinizin artmasına neden olur.
5. Zihin Okuma
Çevredeki insanların veya doktorların davranışlarından, kanıta dayalı olmayan olumsuz anlamlar çıkarmaktır. Muayene sırasında doktorunuzun asık suratlı olmasını hemen durumunuzun kötü olmasına yormak bir zihin okuma hatasıdır. Oysa doktorunuz o gün kişisel bir sorun yaşıyor veya başka bir hastasından kötü haber almış olabilir. Bu tip çıkarımlar uzun vadede stres seviyenizi yükseltir.
6. Kişiselleştirme
Kişiselleştirme, dışsal faktörlerin de etkili olduğu durumları tamamen kendinizle ilişkilendirmektir. Negatif sonuçlanan bir transfer sonrası "Bende bir kusur var, eşimi bu duygudan mahrum bırakıyorum" gibi düşünceler oldukça tehlikelidir. Unutulmamalıdır ki; embriyonun tutunmaması sadece rahimle ilgili bir sorun olduğu anlamına gelmez ve bu durum tamamen sizin kişisel bir başarısızlığınız değildir.
Uzm. Psk. Asena İrem Akın



