Doktorsitesi.com

HATALARIMLA SEV BENİ

Klinik Psikolog Güzide Türkyılmaz
Klinik Psikolog Güzide Türkyılmaz
4 Nisan 2017200 görüntülenme
Randevu Al
HATALARIMLA SEV BENİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Psikolojik Sorunların Temelindeki Ortak Nokta: Onaylanma İhtiyacı

Uzun yıllardır çocuklar, gençler ve yetişkinlerle yürüttüğüm bireysel terapiler, evlilik ve cinsel terapi süreçlerinde pek çok klinik vaka ile karşılaştım. Bu süreçte gözlemlediğim en çarpıcı gerçek, yaşanan pek çok ruhsal sorunun temelinde ortak bir duygunun yatmasıdır: Onaylanma ihtiyacı. Bu ihtiyaç karşılanmadığında, bireylerin yaşam kalitesini düşüren çeşitli psikolojik semptomlar ortaya çıkmaktadır.

Klinik rahatsızlıklar olarak adlandırdığımız kaygı bozuklukları, takıntılar, fobiler ve depresyon; aslında birer sonuçtur. Çocuklarda görülen saldırganlık, tırnak yeme veya alt ıslatma gibi davranış bozuklukları ile gençlerdeki sınav kaygısı ve ergenlik sorunları da bu eksiklikten beslenir. İletişim problemlerinin ve cinsel sorunların özünde; fark edilme, duyulma, güvenilme, değer görme ve sevilme arzusunun tatmin edilmemesi yatar.

"Başkaları Ne Der Hapishanesi" ve Sosyal Kimlik

İnsan sosyal bir varlık olduğu için kendini sadece bireysel yaşam alanında değil, toplum içindeki yeriyle tanımlar. Üstümüze giydiğimiz kıyafetten topluluk içindeki konuşmalarımıza kadar pek çok davranışımız, başkalarının üzerindeki etkimiz ekseninde şekillenir. Kendini doğru ifade etmek ve güçlü iletişim becerilerine sahip olmak sosyal hayatta kalmak için gereklidir; ancak bu durumun ruh sağlığı açısından riskli bir sınırı vardır.

Başkalarının gözünde nasıl algılandığımız yaşamın temel hedefi haline geldiğinde, birey için tehlikeli bir süreç başlar. Ben bu durumu "başkaları ne der hapishanesi" olarak tanımlıyorum. Eğer birinden gelen "harika" yorumu size yaşam enerjisi verirken, olumsuz bir eleştiri karalar bağlamanıza neden oluyorsa, onay ihtiyacı yaşamınızı kontrol altına almış demektir. Bu durum, modern insanın üzerindeki en büyük stres kaynaklarından biridir.

Çocukluk Dönemi ve Ebeveynlerin Ayna Rolü

Bir insanın neden sürekli onaylanma ihtiyacı duyduğunun cevabı çocukluk yıllarında gizlidir. Terapi süreçlerinde danışanlarımın çocukluk ve gençlik öykülerini incelediğimizde, bugünkü davranışların temelinin o günlerde atıldığını görürüz. Birçok birey, yaşamı boyunca kendisini onaylamayan ebeveynlerinden o eksik onayı alabilmek için çabalar.

Anne ve babalar, çocuk için fevkalade önemli birer ayna görevi görür. Ebeveynlerin çocuğun davranışlarına verdiği tepkiler, ses tonu, beden dili ve gözlerindeki ima, yetişkinlik dönemindeki özgüven yapısını belirler. Olumsuza odaklı, eleştirel veya aşırı müdahaleci ebeveyn tutumları, kişinin kendi varlığından şüphe duymasına yol açar.

Döngüyü Kırmak: Kendi Varlığını Onaylamak

Geçmişteki ebeveyn tutumları için kızgınlık veya kırgınlık beslemek yerine, bu döngüyü kırmak mümkündür. Ebeveynleriniz de kendi bildikleri doğruları uygulamış ve muhtemelen onlar da kendi hayatlarını onay alma çabasıyla geçirmişlerdir. Artık başkalarından onay beklemeyi bırakıp kendi varlığınızı, değerinizi ve biricikliğinizi fark etme zamanınız gelmiştir.

Onaylanma İhtiyacı Karşılanmadığında Ortaya Çıkan Durumlar
Ölçüsüz alışveriş ve dış görünüş tutkusu
Alkol, madde kullanımı ve oburluk
Kaygı, korku ve depresif ruh hali
Aileye yüz çevirme ve yalnızlaşma
Özgüven eksikliği ve yeteneklerden şüphe duyma

Çocuk Yetiştirmede Onayın Gücü ve Koşulsuz Sevgi

Çocuklarımızın da şu an bir "kendine kavuşma savaşı" verdiğini unutmamalıyız. Onları farklı birer birey olarak kabul etmek ve kendi yapamadıklarımızı onlara empoze etmemek hayati önem taşır. Başarı odaklı yaklaşımlar yerine, çocuğa "Ne yaparsan yap seni seviyorum" mesajını vermek gerekir.

"Her Çocuk Özeldir" filmindeki gibi, bir çocuğun hayatı sadece bir kişinin onu olduğu gibi kabul etmesi ve yeteneklerini fark etmesiyle değişebilir. Çocuğu değiştirmeye çalışmadan, eleştirmeden ve suçlamadan önce onu onaylamak, iç huzura kavuşmasını sağlar.

Ebeveynler İçin Uygulama Önerisi

Hayatınızı ve çocuğunuzun yaşamını bir işkence halinden kurtarmak aslında oldukça basittir. Şu adımları izleyerek olumlu bir değişim başlatabilirsiniz:

  1. Olumsuza değil, olumluya odaklanın.
  2. Çocuğunuzun hatalarını, yaramazlıklarını veya kötü sözlerini görmezden gelmeye çalışın.
  3. Her gün çocuğunuzda övebileceğiniz üç tane olumlu davranış gözlemleyin.
  4. Bu davranışları fark ettiğiniz an memnuniyetinizi ve onayınızı ona iletin.

Sonuç: Hiçbir Şey İçin Geç Değil

İdealimizdeki çocuğu yetiştirmeye çalışmak yerine, dünyadaki bu savunmasız varlığı olduğu gibi kabul edip güzelliklerine güzellik katmayı hedeflemeliyiz. Çocuklarımızın illa bir "gül" olması için ısrar etmeden; onların lale, karanfil, papatya veya menekşe olarak açmalarına destek olmalıyız. Koşulsuz sevgi, bir çocuğun sahip olabileceği en büyük güçtür.

Tüm çocuklarımızın kendi içindeki cevherle ve güzellikle yaşayabilmesi dileğiyle.

Güzide TÜRKYILMAZ

Etiketler

EvlilikÇocuk psikolojisiÇocuk büyütmekAile ve iletişimÇocuk yetiştirmeİletişim hatalarıKişisel gelişimİletisim kurma teknikleriİletişim kurma yöntemleriİletişim sorunlarıErgenlik çağıİletişim becerisiÇocuk yetiştirmekErgenlik problemleriErgenlik psikolojisiErgenlik piskolojisiÇocuk yetiştirme yöntemleriRuh sağlığıÇocuk yetiştirmede önemli noktalarOnaylanmaSağlıklı çocuklar yetiştirmek

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Güzide Türkyılmaz

Klinik Psikolog Güzide Türkyılmaz

Klinik Psikolog Güzide Türkyılmaz

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.