Doktorsitesi.com

Gut hastalığı ve beslenme: hastalıkların kralı

Dyt. Tuğba Cici
Dyt. Tuğba Cici
23 Ekim 2015232 görüntülenme
Randevu Al
Gut hastalığı ve beslenme: hastalıkların kralı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Gut Hastalığı Nedir? Tarihçesi ve Tanımı

Gut hastalığı, tıp tarihinin en eski dönemlerinden, Hipokrat zamanından beri bilinen bir rahatsızlıktır. Modern anlamda tanımı 1683 yılında Syndenham tarafından yapılmış, 19. yüzyılda ise hastalığın ürik asit ile olan doğrudan ilişkisi bilimsel olarak ortaya konulmuştur. Tarih boyunca aşırı yeme ve içme alışkanlıklarıyla ilişkilendirildiği için "kralların hastalığı" olarak da adlandırılmıştır.

Kelime kökeni Latince "damla" anlamına gelen "gutta" sözcüğünden türetilmiştir. Bu isimlendirme, vücuttaki zehirli bir maddenin eklemlerde damla damla birikerek hastalığa yol açtığı inancına dayanmaktadır. Günümüzde gut; hiperürisemi, tekrarlayan artrit atakları ve eklem içi ile çevre dokularda monosodyum ürat kristallerinin depolanmasıyla karakterize kronik bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

Ürik Asit ve Pürin Mekanizması

Kanda ürik asit değerlerinin sürekli yüksek seyretmesi; vücudun fazla ürik asit üretmesi, böbreklerden atılımın yetersiz olması veya besinler yoluyla aşırı pürin alınmasıyla ilişkilidir. Ürik asit, protein katabolizmasının son ürünüdür ve insan vücudunda pürin maddesinin yıkılması sonucu meydana gelir. Pürin bileşikleri en yoğun şekilde et, sakatat ve baklagillerde (nohut, mercimek, fasulye) bulunmaktadır.

Kanda ürik asit yüksekliği tek başına bir hastalık değil, önemli bir risk faktörüdür. Ancak bu asit kristalleri eklemlerde çökmeye başladığında gut atakları tetiklenir. Bu ataklar genellikle monoartiküler (tek eklemi etkileyen) yapıdadır; en sık ayak baş parmağı ekleminde görülmekle birlikte ayak bileği, parmak, dirsek ve diz eklemlerinde de düşük dereceli enflamasyon ile kendini gösterir.

Gut Hastalığında Risk Faktörleri ve Belirtiler

Gut hastalığının gelişiminde genetik yatkınlığın yanı sıra hastanın yaşam ve beslenme şekli kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle protein ağırlıklı beslenen, gereğinden fazla kalori tüketen ve aşırı alkol kullanımı olan bireylerde risk ciddi oranda artar. Hastalık toplumda genellikle 40 yaş üstü erkeklerde görülür ve sıklıkla aşağıdaki metabolik sorunlarla birlikte seyreder:

  • Hipertrigliseridemi ve düşük HDL-kolesterol
  • İnsülin direnci
  • Hipertansiyon

Kadınlarda ise gut hastalığına nadiren rastlanmakla birlikte, genellikle menopoz sonrası dönemde gelişim gösterebilmektedir. Ataklar çoğunlukla gece aniden başlar; etkilenen eklemde şiddetli ağrı, kızarıklık, şişlik, ısı artışı ve aşırı hassasiyet gözlemlenir.

Gut Tedavisi ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Gut tedavisinde temel amaç, ataklara neden olan faktörleri minimize ederek gelecekteki komplikasyonları önlemektir. Serum ürik asit seviyesini referans aralığına çekmek, hastanın yaşam kalitesini doğrudan artırır. Bu süreçte obezite, metabolik sendrom, bazı ilaçlar (aspirin, diüretik) ve organ transplantasyonu gibi faktörlerin insidansı artırdığı unutulmamalıdır.

Uygulama AlanıÖnerilen Değişiklikler
Kilo Kontrolüİdeal vücut ağırlığına ulaşılmalı (hızlı kilo kaybından kaçınılmalıdır).
Sıvı TüketimiGünlük su tüketimi artırılmalıdır.
Alkol KullanımıAlkol alımı, özellikle bira tüketimi sonlandırılmalıdır.
BeslenmeYüksek pürinli gıdalardan kaçınılmalıdır.

Gut Hastaları İçin Stratejik Beslenme Önerileri

Gut ataklarını kontrol altına almak ve ürik asit seviyesini düşürmek için aşağıdaki beslenme kurallarına uyulması hayati önem taşır:

  • Pürin Kısıtlaması: Et ve et ürünleri gibi yüksek pürin içeren besinler diyetten çıkarılmalıdır.
  • Sebze Seçimi: Mantar, karnabahar, kuşkonmaz ve ıspanak gibi sebzelerin ürik asit seviyesini yükseltebileceği bilinmelidir.
  • C Vitamini Desteği: Yapılan araştırmalar; limon, portakal, kivi, domates ve kuşburnu gibi C vitamini kaynaklarının ürik asidi düşürdüğünü göstermektedir.
  • Fonksiyonel Gıdalar: Kiraz tüketiminin ürik asit seviyelerinde anlamlı düşüş sağladığı; zencefil ve zerdeçalın ise anti-enflamatuar etkileriyle ağrıyı hafiflettiği bilinmektedir.
  • Kahve Tüketimi: Kahvenin içeriğindeki klorojenik asit sayesinde ürik asit seviyesini düşürücü etkisi olduğu saptanmıştır.

Önemli Uyarı: Gut hastalığı tedavi edilmezse, tekrarlayan ataklar eklemlerde kalıcı hasara ve hareket kısıtlılığına yol açabilir. Bu nedenle eklem sağlığını korumak adına uzman kontrolünde bir beslenme programı uygulanmalıdır.


Kaynakça:

  • Puig JG, Martínez MA. Hyperuricemia, gout, and the metabolic syndrome. Curr Opin Rheumatol 2008;20(2):187-191.
  • Schumacher HR, Chen LX. The practical management of gout. Cleveland Clinical Journal of Medicine 2008;75 (Supp 5): 22-25.
  • Johnson RJ, Rideout BA. Uric acid and diet - insights into the epidemic of cardiovascular disease. N Engl J Med 2004; 350:1071-3.
  • Fam AG. Gout, diet and the insulin resistance syndrome [editorial]. J Rheumatol 2002;29:1350–5.

Etiketler

Gut hastalığıGut hastalığında diyetGut hastalarının beslenmesiBeslenme ve diyet uzmanıGut hastaliğinda beslenme

Yazar Hakkında

Dyt. Tuğba Cici

Dyt. Tuğba Cici

Dyt. Tuğba CİCİ, lisans öncesi öğrenimini Neuenmarkt-Wirsberg Grund und Hauptschule'de (Almanya), Markgraf Georg Friedrich Gymnasium'de (Almanya) ve Hamdi Bozbağ Anadolu Lisesi'nde tamamlamştır. Ardından İstanbul Bilim Üniversitesi Beslennme ve Diyetetik başlamış olduğu lisans eğitimini 2014 yılında tamamlayarak Diyetisyen unvanı almıştır. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra başlamış olduğu Acıbadem Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik yüksek lisans eğitimine hala devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.