Doktorsitesi.com

Günlük yeme sıklığımız ne olmalıdır?

Dyt. Tuğçe Çakır
Dyt. Tuğçe Çakır
13 Nisan 2021179 görüntülenme
Randevu Al
Günlük yeme sıklığımız ne olmalıdır?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Öğün Sıklığının Vücut Kompozisyonu Üzerindeki Etkileri

Bilimsel araştırmalar, beslenme sıklığının vücut yapısı üzerinde belirgin etkileri olduğunu göstermektedir. Yapılan bir çalışmaya göre, günde 3 öğün beslenen çocukların, günde 6-7 öğün beslenen gruba kıyasla deri altı yağ tabakasının daha kalın olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, öğün sayısının artırılmasının vücut yağ dağılımı üzerinde olumlu bir etkisi olabileceğini kanıtlamaktadır.

Sık Beslenme ve Metabolik Sağlık İlişkisi

Beslenme düzeninin günde 3 öğünden daha sık bir forma dönüştürülmesi, kandaki yağ düzeyinde hızlı bir azalma sağlamaktadır. Öte yandan, günde 3 öğün veya daha az yemek yeme alışkanlığı, daha sık beslenmeye oranla şu olumsuz sonuçlara yol açmaktadır:

  • Kilo artışı riskinin yükselmesi,
  • Kan kolesterol düzeyinin yükselmesi,
  • İnsülin direnci gelişimi.

Genel olarak, belirli ve seyrek dönemlerde beslenen bireylerin vücutlarında protein ve su miktarları azalırken, yağ miktarının arttığı gözlemlenmektedir. Metabolizma bu duruma bir süre sonra uyum sağlasa da, az az ve sık sık beslenme düzeninin çok daha iyi sağlık sonuçları doğurduğu aşikardır.

Beslenme Düzeni Değişikliklerinin Fizyolojik ve Psikolojik Etkileri

Beslenme şeklinin herhangi bir nedenle değiştirilmesi, geçici de olsa metabolik aksama ve psikolojik gerginlik yaratabilmektedir. Yemek yeme sıklığı, miktarı ve diyetin bileşimi gibi faktörlerin değişmesi, vücudun alışık olduğu düzeni bozarak enzim ve hormon salgılarını doğrudan etkiler. Bazı enzimler 3 öğünlük düzene göre daha az salgılanırken, bazıları ise daha fazla salgılanarak metabolik dengeyi değiştirir.

Öğün Dağılımının Kolesterol Üzerindeki Rolü

Sadece öğün sayısı değil, besinlerin öğünlere dağılımı da kritik öneme sahiptir. Genç kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada, günlük besin miktarını 3 eşit öğüne bölen grubun, aynı miktarı 1 büyük ve 2 küçük öğün şeklinde tüketenlere göre daha düşük kan kolesterol düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Bu durum, dengeli öğün dağılımının metabolizmayı koruduğunu göstermektedir.

Öğün Atlamanın ve Hatalı Diyet Yaklaşımlarının Zararları

Zayıflama ümidiyle öğün atlamak veya yemek yemeye zaman ayırmamak, bilimsel açıdan hatalı bir yaklaşımdır. Bu tip durumlarda kişi, bir sonraki öğünde farkında olmadan hızlı ve fazla yemek tüketeceği için kilo kontrolü sağlamak yerine kendisini yanıltmış olur. Fazla miktarda besinin sindirim sistemine aniden girmesi vücutta şu süreçleri tetikler:

SüreçVücuttaki Etkisi
SindirimKişide uyuşukluk hissi yaratır.
EmilimBesin öğeleri hızla emilir ve kandaki düzeyleri aşırı yükselir.
Depolamaİhtiyaç fazlası olan kısım gereksiz yağ olarak depo edilir.
AtılımVücudun emme yeteneği sınırlı olduğundan, idrar ve dışkı yoluyla besin kaybı artar.

Sürdürülebilir Kilo Yönetimi ve Kas Kaybı Riski

Öğün sayısını azaltarak yapılan kısıtlı diyetlerde başlangıçta görülen kilo kaybı, sık beslenenlerle benzer veya daha fazla olabilir. Ancak bu şekilde kaybedilen kiloların büyük bir kısmı su ve kastan gitmektedir. Vücudun ihtiyacı olan besin öğelerinin tamamının alınamaması, iştah mekanizmasını bozar ve kısıtlanan besinlere karşı aşırı istek uyandırır. Sonuç olarak, psikolojik gerginlik ile birlikte verilen kiloların geri alınması ve çeşitli sağlık sorunlarının ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelir.

Etiketler

Kilo kaybıGünlük beslenmeSağlıklı beslenmehızlı yemekkolesterol düzeni

Yazar Hakkında

Dyt. Tuğçe Çakır

Dyt. Tuğçe Çakır

Dyt Tuğçe Çakır, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde başladığı eğitimini başarıyla tamamlayarak Diyetisyen ünvanını almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.