LAZER VE GÖZ
Siz tamir görmüş bir çamaşır makinesini almak ister misiniz? Hemen sorarsınız “Neden yenisini almıyorum ki..?”
Zedelemek, zedelenmek, tamir görmüş olmak… Garipsediniz.
Göz en kıymetli organınız, neden onun zedelenmesine müsaade ediyorsunuz. Çamaşır makinesi kadar değeri yok mu?
Biz yazarız ama karar vermiş birini döndürmekten mümkün değil. Bunlar için ben “Durdurulamaz düşük” “Herkes kaderini yaşar, bunların kaderi de buymuş.” Derim.
*Lazerli göz tamir olmuş bir gözdür.
*Saydam en kıymetli kornea zedelenmektedir. Hücre kaybı yaşanır, yerini görmede netliği bozan bağ dokusu hücreleri alır.
*Flap ömür boyu hastaya sorun olur.
*Yaşlandıkça dokular yıpranır bu yıpranma hasarlı gözde daha fazla olacaktır.
*Gözün değerleri ölçülememektedir. Göz tansiyonu, göz numarası, katarak ameliyatı öncesi değerler (ki bunlar numaranın sıfırlaması için gerekli)..
*Göz kurur. Göz kuruluğu çağın hastalığıdır, buna en önemli göz kuruluğu nedeni olan göze lazeri eklemektesiniz…
*Lazer yakar, görürsünüz ama görme kalitesi düşüktür, reklamların aksine..
*Katarakt ve göz tansiyonu 10 yıl önce gelişir.
*Yeniden numara çıkanlar o kadar çok ki.. Tesellileri 3 idi bir buçuk olmuş, gözlüksüz de idare edebiliyorum…
*Yakın görme, kontrast duyarlılık bozulur, gece araba kullanamıyorum…
Olsun, olsun biz macerayı severiz.

LAZER VE HASTALARIMIZ
Son 30 yıldır insanımızın karakteri olumsuz yönden maalesef çok değişti. Değiştir, akıl ve mantığa sığmayacak kadar değişti.
Balıklama atlarız: Adama 0.25 gözlük yazarsınız, hemen sorar “Lazer olmaz mı?” Aman koş, hemen lazer ol. Aman enine boyuna düşünme.
Kolaycıyız. Hemen çözüm bulunsun isteriz. Enine boyuna düşünmeyiz.
Sıkıntıya hiç gelmez olduk: Hepimiz sanki kralın çocuklarıyız. Sanki bir gözlük takmak sıkıntı gibi. Rahata kolay alıştık, millet olmanın özelliklerini giderek kaybediyoruz. Tenkide, eleştiriye tahammülümüz yok, hemen patlıyoruz.
Adam mühendis: Başımıza gelen belayı da gülerek anlatırız. -2,0 numara gözüne lazer olmuş. Artık olmuş mu desem. (… ) etmişler mi desem… İstanbul’ da kullanılıp, tamir edilip Denizliye satılmış, onlarda kullanmış Kayseri’ ye satılmış…
Alet demode mi demode. Öğünüyor” Göz doktorunun ilk hastasıydım…” Para da almadı…” Acemi nalbant hikayesi..
“Eee, görmüyor gözün..” Gülerek anlatıyor “Başımıza böyle bir macera…” deyip gülüyor. Güleriz ağlanacak halimize.
Almanyalı: Adama soruyorum “Trafik kazası mı geçirdin. -17.00 numara bir göz, öbürü hiç görmüyor. Küfredip duruyor. -4.00 numara gözlüğü varmış, lazer olmuş, görmez olmuş. Hastaneye dava açmış kaybetmiş. Neden? Ameliyata girerken “Şikâyetçi olmayacağım diye yazız imzalamış…
Müzeyyen: Onun için “Durdurulamaz düşük.” derim. Kadın hamiledir, ne yaparsanız yapın düşüğü önleyemezsiniz. Lazer olmaya karar vereni de durduramazsınız, onun kaderine yazılmıştır artık. Lazer olmaması için çok uğraştım ama oldu. Beni görünce gözüme görmemeye gayret eder. Lazer sonrası katarak oldu,ameliyat sonrası hepatit C kaptı… Bir gün muayenehanemde hastaya neden lazer olmaması gerektiğini anlatırken dışarıdan Müzeyyenin sesini duydu ve çağırdım. Hastaya “ Çok memnun, 5 sene oldu…” Ağzım açık kaldı. Müzeyyenin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi ama açığını vermiyordu… Müzeyyenlerimiz çok ve açığını vermeme mücadelesindedir. Veya başına gelen belaya karşı duyarsızdır veya mühendis gibi derdinden gülmektedir…
Önemsemeyenler: Bir de eldi geçti deyip önemsemeyen grup var…
Feryat edenler: Bunlar da ayrı grup “Devlet nerede diye sorarlar…” Lazer olurken devlete mi sordun?
Kaderciyiz: Adam ameliyat olmuş, rast gitmemiş, gözünü almışlar… “ Ne yapalım kaderimiz bu imiş…”
Az yazalım siz çok anlayın.

LAZER VE DOKTOR
Bazı meslekler var ki insanın karakterini yansıtır. “ O …cu” dediğimiz zaman ne mal olduğunu şıp diye anlatırız. Kolay ve kısa anlatım. Her mesleğin yüz karası olur, bu meslekte biraz fazla galiba. Muayenehanelerin kapatılması alevi biraz söndürdü. Ama üniversite doktorlarının maceraları hâlâ devam ediyor. Devlet oraya çözüm bulamadı.
Parayı severiz: Bir KBB doktorunun devamlı hastaların söylediği tekerleme şaka da olsa şudur? “ Seni severim, ama parayı daha çok…” Bunu kendi için kullanmaz, yanlış iş yapan doktorlar için kullanır, siz anlayın gibisinden. Bir üniversite lokalinde “Yetkimiz olsa da şu doktorları lokale almasak….” “Para, araba, ev, arsadan başka konuşacak konuları yok…”
Para elimizin kiri: “Para elimizin kiri yıkarsın gider “derler bu paranın önemsizliğini anlatan bir yaklaşım ama birileri hâlâ o kirli elini yıkamadan aramızda dolaşıyor. Şaşılık egzersizle düzelen göz hastalığıdır ve maalesef para, puan, kolaycılık adına ameliyat edip gönderiyorlar. Doktor N.. Bak bunu para için ameliyat etmişler derim. Abi ben para için yapılan ameliyatları anlatsam bir hafta evimize gidemeyiz…
Fırsatçıyız: Fırsatları hemen paraya döndürmeye meyilliyiz. Polis ve subay olmak için koşturan çocukları lazer yapıp parayı cebe koymaya meraklıyız. Lazer 24 yaşından sonra 3 yıl ilerlemeyen göze yapılır. Ama kapıdan girene, 16 yaşındakilere lazer yaparız. Yaparız veya yaptırırlar. Para için yaparız veya çalıştığın hastane patronunun hatırı (!) için yaparız.
Enine boyuna düşünmeyiz: Lazer yapan doktor statüsüne bir an önce kavuşmamız gerekir. İyi doktor, bilgili (!), yenilikçi (!)…
Yazılacak çok şey var ama yazmamak gerekiyor….

Dr. Selim Hüsrevoğlu


İstanbul Göz Doktoru uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!