Gebelikten nasıl korunmalıdır?

Gebelikten nasıl korunmalıdır?

HALK METODLARI

Geri Çekme Yöntemi: Bilinen en eski yöntemlerden biridir ve ülkemizde en sık uygulanan yöntemdir. İlişki esnasında erkeğin boşalmadan hemen önce penisi geri çekmesinden ibarettir. Başarısızlık oranı çok yüksektir. Erkeğin kendini kontroldeki zorluk ve kadının orgazmının çoğu kez yarıda kesilmesi önemli dezavantajdır. Güvenilir bir yöntem değildir. 

Temas Sonrası Duş: Teorik olarak temas sonrası su veya sirke ile yapılan duşun spermleri vajenden uzaklaştırabileceği düşünülmekte ise de, temasdan 90 saniye sonra bile spermin rahim ağzından içeri girebildiği gösterilmiştir. Etkin bir yöntem değildir. 

Emzirmenin Uzatılması Doğum sonrası emziren kadınların yumurtlamanın engellenmesi nedeniyle daha az fertil oldukları bilinmekte ve emzirmenin uzatılarak gebelikten korunma çok eskiden beri uygulanan bir yöntemdir. Düzenli ve sık sık emziren ve adet görmeyen kadınların doğum sonrası ilk 6 ay uygulayabilecekleri bir yöntemdir. Daha sonraki dönemlerde etkinliği giderek azalmaktadır.


GELENEKSEL YÖNTEMLER 

Prezervatif (kondom), cinsel ilişkiden önce penise geçirilerek spermin vajende teması önlemektedir. Kondomların en büyük avantajı aynı zamanda cinsel temasla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu özelliği olmasıdır.

Sperm öldüren Ajanlar: Spermisit vajinal jel, krem ve suppozituarlar hem kimyasal olarak sperm öldürücü etkisine hem de spermlerin rahim ağzından geçmesi için mekanik bariyer etkisine sahiptirler. Cinsel temastan belirli bir süre önce vajene yerleştirilirler.

Takvim Yöntemi: Bu yöntem siklusun, yumurta ile spermin karşılaşabileceği döneminde cinsel temas yapılmamasından ibarettir. Aslında yumurta ömrü 12-24 saat spermin ise 36-48 saat olduğunda beklenen yumurtlama döneminden 3 gün önce 3 gün sonra yapılacak cinsel perhizin teorik olarak etkili olması beklenmektedir.

MODERN YÖNTEMLER

Doğum Kontrol Hapları (Oral Kontraseptifler)

Doğum kontrol hapları sentetik olarak estrogen ve progesteron hormonlarını içermektedir. Günümüzde kullanılan doğum kontrol haplarının yan etki ve risklerinin azaltılması amacıyla estrogen ve progesteron miktarları azaltılmış ve yeni progestinler geliştirilmiştir. Doğum kontrol haplarının teorik etkinliği çok yüksektir. Başarızıslık oranı %0.1 (binde bir) olmakla beraber kullanım hatalarına bağlı olarak 1.yıl sonunda başarısızlık oranı %3'ü bulmaktadır. Başarı oranında düzenli kullanım önemli rol oynamaktadır. 

Doğum kontrol haplarının gebeliği önlemedeki en önemli etki mekanizması yumurtlamanın engellenmesidir. Ayrıca haplardaki progestin hormonun etkisiyle rahim ağzındaki mukus kalınlaşmakta ve spermin geçişi engellenmektedir. Yine progesteron hormonu döllenmiş yumurtanın yerleştiği rahim içi zarı uygunsuz hale getirerek yerleşmeyi engellemektedir. Son olarak fallop borularının hareketi ve yapısındaki değişiklikler nedeniyle yumurtanın tüplerden uygun şekilde taşınması önlenmektedir. 

Bulantı, memelerde hassasiyet ve kilo alma rahatsız edici yan etkiler olmakla birlikte düşük doz yeni haplarda görülme sıklığı azdır. Kilo alımı genellikle diyet kısıtlaması ile ayarlanabilmektedir.
Depresyon çok nadir görülen bir yan etki olmakla birlikte depresyonda olanlara doğum kontrol hapı önerilmemektedir. 
Doğum kontrol hapı bırakıldıktan sonra gebe kalma da hafif bir gecikme olabilmekle beraber 1. yılın sonunda %75, 2 yılın sonunda %90 kadın gebe kalmaktadır. Hap bırakıldıktan sonra oluşan gebeliğin seyri normal gebelikle aynıdır. Anomalili bebek doğurma ve düşük şansında artış olmamaktadır. 
Süt veren kadınlarda sadece progesteron içeren haplar önerilir. Ya da doğum sonrası ilk 6 spiral veya kondom ile korunmak uygun bir alternatiftir.
Düşük dozlu hapların güvenilirliği nedeniyle hap kullanan hastaları yılda bir kez kontrolden geçirmek yeterli olmaktadır. Başlangıçta iyi bir fizik muayene kan basıncı ölçümü, idrar tahlili, meme muayenesi, karaciğer fonksiyon testleri, pelvik muayene ve PAP smear yapılması gereklidir. Risk faktörleri olan kadınlar 6 ayda bir görülmelidir. Yan etkiler yada şikayetler olduğunda doktora danışmalıdır.
Hap kullanan hastalarda özellikle ilk 3 ayda ara kanama görülebilir.
Hap kullananlarda adet görmeme %1'in altında görülmektedir. Uzun yıllar kullanımdan sonra bu oran %5'e çıkabilmektedir. Hasta bu durumdan rahatsız değilse gebelik ekarte edilmek şartıyla ilaca devam edilir.
Kilo alımı düşük dozlu haplarda genellikle problem olmamaktadır.
Düşük doz haplar yüzde sivilceye neden olmadıkları gibi özellikle akneli hastalara önerilmektedir. 
Karaciğer metabolizmasını etkileyen ilaçlar ile birlikte alındığında doğum kontrol haplarının etkinliği azalmaktadır. 
Migreni olan hastalarda düşük doz doğum kontrol hapları kullanılabilir. Bununla birlikte nörolojik bulguları olan migren hastalarında, doğum kontrol haplarının kullanılmaması uygundur. 
Doğum kontrol hapları damar tıkanıklığı riski olan kalp hastalarında kullanılmamalıdır. 
Son yıllarda sigara içmeyen sağlıklı herhangi bir risk faktörü olmayan 40 yaşın üzerindeki kadınlarda da düşük dozlu hapların kullanılması gündeme gelmiştir.

Doğum Kontrol Halkası (NUVARİNG)

Nuvaring, uygulaması çok kolay, yeni geliştirilmiş, güvenilir, içinde hormon içeren, ince, yuvarlak, esnek bir halkadır. Nuvaring gebelikten korunma amacıyla vajina içine adetin ilk günü yerleştirilir ve 21 gün vajinada kalır.
Aynı ağızdan alınan doğum kontrol hapları ile aynı şekilde etki mekanizmasına sahiptir, fakat daha düzenli bir şekilde hormon salınımı yaparak bir ay boyunca gebelikten korur. Her gün dengeli hormon salınımı nedeni ile doğum kontrol haplarındaki gibi ara kanama riski çok daha düşüktür, adet düzensizlikleri Nuvaring ile olmamaktadır. Çünkü 24 saatte bir alınan doğum kontrol haplarında bazen adet düzensizliği şikayetleri ortaya çıkmaktadır.Vajina içine kolay bir şekilde derine yerleştirilen Nuvaring cinsel ilişki sırasında erkek eş tarafından da hissedilmemektedir.

Rahim İçi Araç (Spiral)

Türkiyede yaygın kullanılan 2 türü mevcuttur. Bakırlı spiraller ve hormon içeren (MİRENA) spiral.

Bakır içeren spiral hormonları etkilemez, yumurtlama devam eder. Rahimde yabancı cisim reaksiyonu oluşturmakta, spermleri etkisiz hale getirmekte hatta döllenme olursa döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini engellemektedir. Bakır içeren spiraller, yabancı cisim reaksiyonuna ek olarak, bakırın servikal mukusa etkisi ile sperm transportunu bozması spermi ve döllenmiş yumurtayı yıkıma uğratması veya rahim iç zarını bozarak, döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini engellemesi söz konusudur. 
Spiralin teorik etkinliği %95-99'dur. Dışarı atılması %5-12'dir.

Düzensiz kanama, ağrı ve enfeksiyon en önemli yan etkilerdir.  Gebelik durumunda, rahim ağzı veya rahim kanseri olanlara, enfeksiyon varlığında, dış gebelik öyküsü olanlara spiral takılması sakıncalıdır.

Spiral takılmadan önce hasta bilgilendirilir ve iyi bir jinekolojik muayene yapılır. Spiral  adetin son günlerinde takılır. Bu dönemde gebelik olasılığı yok sayılır, rahim ağzı yumuşak ve açıktır, daha kolay takılır.

Modern bakırlı spiraller yakınma ve yan etki olmadığı takdirde 5 yıl hatta daha uzun süre kullanılabilir. 

MİRENA(Hormonlu Spiral)

Türkiye'de bulunan ve yaygın kullanılan tek hormon içeren spiral "Mirena" dır.
Etki mekanizması spiral ile aynıdır. Ek olarak, üzerinde taşıdığı progesteron hormonu rahim iç dokusunu incelterek gebeliği önlemedeki başarıyı arttırmaktadır.
Doğum kontrol yöntemi olarak kullanımının yanı sıra, adet kanamalarının aşırı olduğu durumlarda tedavi amacıyla da kullanılmaktadır. Adet kanamasının miktarını genel olarak azaltır. Bu nedenle özellikle adet kanamasından şikayet eden hanımlarda tercih edilebilir.

Özellikle menopoz öncesi dönemde sık adet kanamaları ve hatta bu yüzden kansızlık problemi olan ve bu adet kanamalarının kanser veya kanser öncüsü bir lezyona bağlanmayan hastalarda tedavi amaçlı mirena uygulaması yapılabilir.

Yine, rahimden köken alan küçük myomlardan ötürü adet düzensizlikleri ve aşırı kanaması olan ve rahim ameliyatı yapılması düşünülmeyen kişilerde mirena uygun bir tercihtir. 
Mirena ile ilgili bir dezavantaj, maliyetinin diğer spirallere göre daha fazla olması.

Depo Hormon İçeren Yöntemler

Norplant: Progesteron hormonu içeren silastik 6 kapsülden oluşan bir aygıttır. Bu aygıt ön kolun iç yüzüne hekim tarafından küçük bir cerrahi işlemle yerleştirilmektedir. 5 yıl kalabilmektedir. Yumurtlamayı engeller ve ayrıca  rahim ağzındaki sıvının kalınlaşması spermlerin geçmesi için uygunsuz bir ortam oluşturmaktadır. Progesteron hormonu döllenmiş yumurtanın yerleşeceği rahim içi zarını uygunsuz bir hale getirmektedir. Geçirilmiş damar tıkanıklığı öyküsü olanlar, tanı konmamış genital kanaması olanlar, karaciğer hastalığı olanlar, meme kanseri olanlar kullanamaz.
Norplant çok etkili bir doğum kontrol yöntemidir. Norplant kullananlarda sıklıkla ara kanamaları görülmektedir. 1.yıl içinde hastaların %60'ında ara kanaması görülmektedir. Bu norplantın en önemli dezavantajı olmaktadır. Ayrıca baş ağrısı akne, kilo alma, memelerde hassasiyet gibi yan etkiler de görülebilmektedir. 

Depo Provera: 3 ayda bir kalçadan yapılan enjeksiyonla uygulanan 150 mg progesteron hormonu içeren preparatlar da norplantla aynı etki mekanizması ve benzer yan etkilere sahiptir. Ara kanaması, memelerde hassasiyet, kilo alımı ve depresyon en önemli yan etkilerdir. Adetin ilk beş gününde ilk enjeksiyon uygulanır ve 3 ayda bir tekrarlanırsa çok etkili bir doğum kontrol yöntemidir. 

Cerrahi Sterilizasyon

Özellikle gelişmiş ülkelerde son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan spermlerin geçtiği kanalın kadında ise yumurtanın geçtiği tüplerin cerrahi olarak kapatılması ile kontrasepsiyon sağlandığı çok etkin bir yöntemdir. Ülkemizde 1983 yılında çıkarılan kanunla hem erkekte hem kadında cerrahi sterilizasyon yasal hale gelmiştir. 

 

Bu makale 12 Mart 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Op. Dr. Birgül KARAKOÇ, 1987 - 1994 yılları arasında Marmara Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimini tamamlamış ve tıp doktoru unvanı almıştır. 1995 - 1999 yılları arasında ise yine aynı fakültede Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanlığını, 2011 yılında ise Üremeye Yardımcı Tedavi Yöntemleri Eğitim Sertifikası’nı (Tüp Bebek) almıştır. 1999 -2000 yılları arasında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi - Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nda Öğretim Görevlisi olarak, 2000 - 2006 yılları arasında Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nde, 2006 -2007 yılları arasında Anadolu Sağlık Merkezi - Johns Hopkins Hastanesi’nde, 2007 - 2010 yılları arasında Kadıköy Florance Nightingale Hastanesi’nde Kadın Doğum Uzmanı olarak görev yapmış olan Op. Dr. Birgül KARAKOÇ, 2010 yılından beri Kadıköy Şifa Kadıköy Hastanesi’nde mesleki çalışmalarına de ...

Etiketler
Doğum kontrol yöntemleri nelerdir
Op. Dr. Birgül Karakoç
Op. Dr. Birgül Karakoç
İstanbul - Kadın Hastalıkları ve Doğum
Facebook Twitter Instagram Youtube