Gebelikte kafein tüketiminin maternal ve fetal etkileri
Gebelikte kafein tüketiminin maternal ve fetal etkileri

Kafein belki de dünyada en sık tüketilen, farmakolojik olarak aktif maddedir. Kafein yaygın içeceklerde (kahve, çay, meşrubat) kakao veya çikolata içeren ürünlerde ve ilaçlarda bulunur. Toplam kafein alımının en yüksek yüzdesini oluşturan kahve (75%), ardından (%15) ile çay ve (%10) ile kafeinli sodalar gelmektedir. İsveç, Norveç, Danimarka ve Hollanda’da kişi başına günde yaklaşık 400 mg kafein tüketilirken, Doğu Avrupa ülkeleri ile ABD’de 200-250 mg arasında tüketilmektedir.
Kafeinin etkisi ağızdan alındıktan 5-10 dakika sonra baslar ve sindirim sisteminden emilimi 45 dakikada tamamlanır. En yüksek plazma konsatrasyonlarına alımından 15 ile 60 dakika arasında ulaşmaktadır. Fakat sindirimi 120 dakika kadar sürebilir. Midedeki gecikmiş boşalma süresi bu emilim süresini geciktirebilir.. Oral ajanlar portal dolaşıma ince bağırsaktan emilerek girerler ve sistemik dolaşıma girmeden önce barsak duvarından geçerek karaciğerde CYP450 izoenzimleri tarafından metabolize olur. Hücrelere geçişi sırasında herhangi bir bariyer olmadığı için kafein beyin, testis ve fetüs dahil vucüttaki tüm hücrelere ve dokulara hızlı bir şekilde yayılır.

Günde kilo basına 5-8 mg kafein alınırsa, kanda (plazmada) kafein miktarı 8-10 mg/l’ye ulasır. Erişkinde kafeinin yarılanma ömrü (kanda yarıya inmesi için geçen süre) 2.5-4.5 saatken, hamile kadınların çoğunda kafeinin yarılanma ömrünün 11,5 saatten 18 saate uzadığı görülmüştür. Gebelik sürecindeki bu olumsuz etki, plasentadan kolayca fetüse geçen kafeinin normalden çok daha uzun ve zor metabolize edilmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Çünkü anne karnında gelişimini sürdüren fetüsün karaciğeri, henüz kafeini metabolize edecek olgunluğa erişmemiştir. Kafeinin birincil metabolitleri , para- xanthine, theobromine, theophylline olup tam vücut sıvılarında ve göbek kordonunda görüldüğü ve fetal beyinde biriktiği tespit edilmiştir. Kafeinin yarılanma ömrü Yeni doğan bebeklerde 80 saat, erken dogan (prematüre) bebeklerdeyse 100 saate ulaşır. Diger deyişle bebeklikte alınan kafein çok uzun süre kanda kalır ve etkisi uzun sürer.

Gebelik sürecinde kafein tüketen kadınlarda hipertansiyon, preeklemsi, spontan düşükler görülürken fetüste ise düşük doğum ağırlığı ve fetal büyüme geriliği görülmektedir. Buna ek olarak, annenin aşırı miktarda kafein tüketmesinin fetusun mineral eksikliğine bağlı olarak kemik yoğunlu üzerine zararlı etkileri olduğuna ilişkin çalışmalar vardır.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kurallarında hamilelik sırasında kafein alımı 300 mg/gün tavsiye edilirken, Kadın Hastalıkları ve Jinekologlar Amerikan Koleji ve Norveç Gıda Güvenliği Otoritesi ve Nordic Beslenme Tavsiyeleri (NNR) günde maksimum kafein alımını 200 mg tavsiyesinde hemfikirdir.

Hipertansiyon ve pre-eklemsi

Kafein alımı akut kan basıncı düzeylerini artırır. Normotansif bireylerde 200-250 mg kafein dozu, diyastolik ve sistolik kan basıncını sırasıyla 4-13 mm Hg , 3-15 mm Hg arttırır. Hamilelik sırasında kafein alımı ile ilişkili kan basıncı seviyelerinde farklılıklar, subklinik kardiyovasküler adaptasyon mekanizmaları ve gebeliğe bağlı hipertansiyon ve pre-eklampsi olarak hipertansif bozukluklara, yol açabilir. Preeklampsi gebeliğin ikinci yarısında veya postpartum ilk 24 saat içinde ortaya çıkan hipertansiyona proteinüri veya ödemin eşlik ettiği olgulardır. Hipertansiyon tüm gebeliklerin %7 ile 10'una eşlik eder. Hipertansif bozukluklar gebelikte en çok görülen medikal komplikasyon olup, maternal ve perinatal mortaliteyi ve neonatal komplikasyonları anlamlı olarak artırır.

Düşük Doğum Ağırlığı

Önceki bazı çalışmalarda kafein tüketimi ve doğum ağırlığı arasında anlamlı ilişki tespit edilmezken [6], 2007 yılında Bech ve ark. tarafından yapılan gebelik sırasında kafein alımını azaltmanın doğum ağırlığı ve gebelik süresine etkisini tahmin etmek için tasarlanmış bir randomize, çift-kör kontrollü çalışma yürütülmüştür. Çalışmaya gebeliğinin 20. gebelik haftasını geçmemiş bir günde en az üç bardak kahve (kafeinli ya da kafeinsiz kahve) içen 1.207 hamile kadını dahil edilmiştir. Doğum ağırlığı verileri 1150 canlı doğan tekil ve gebelik süresi verileri 1153 canlı doğan tekil bebekten elde edilmiştir. Hamilelikte kafein tüketenlerle kafeinsiz kahve tüketenler (ortalama kafein alımının diğer gruba göre daha 182 mg düşük ) arasında ortalama doğum ağırlığı veya gebelik süresi uzunluğu arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Gebelik uzunluğu, eşlik, hamilelik öncesi vücut kitle indeksi ve sigara için düzeltmelerden sonra kafein tüketmeyen kadınlardan doğan bebeklerin ortalama doğum ağırlığı kafein tüketen kadınlardan doğan bebeklerden 16 g daha yüksek bulunmuştur. 2013 yılında yapılan bir büyük gözlemsel araştırmada ise hiç kafein tüketmeyenlere göre bebek doğum ağırlıklarında hamilelik sırasında >200 mg/gün kafein tüketenlerde 60-70 g ve 100 mg/gün kafein tüketimi olanlarda 28 g daha az olduğu bulunmuştur. Yazarlar gebeliğin ikinci yarısında kafein alımının ılımlı bir azalmasının doğum ağırlığı veya gebelik süresi üzerinde hiçbir etkisi olmadığı sonucuna varmışlardır.

Spontan Düşükler

Genel popülasyonda gebelikte spontan abortus ile kayıp (20 haftadan önce gebeliğin istenmeyen sonlandırılması) ya da fetal ölüm (20 hafta sonra fetal ölüm) sıklıkla görülür. Uzun yıllardır araştırma yapılmasına rağmen, bu tür gebelik kayıplarının nedenleri bilinmemekteydi. Fernandes ve ark. fetal ölümlerin kafein tüketimi gibi çevresel faktörlerin olası katılımı ile, çok faktörlü olabileceğini öne sürdü. Kafein hücre büyümesini ve fetal gelişimini etkileyebilir fosfodiesteraz inhibe ederek hücresel siklik adenozin monofosfat düzeylerini artırır. Ayrıca, kafeinin yapısı adenin ile guanin'in benzer, yani mitoz sırasında DNA makromolekül dahil edilerek kromozom anormallikleri neden olur. Kafein sindirim sistemi içinde hızla emilir, Bir cenine amniyotik sıvı veya göbek kordonu yoluyla neredeyse tüm dokulara yayılır ve fetüsün kafeini metabolize etme yeteneğini çok azdır. Ayrıca, gebelik sırasında annenin vücudundan kafein atımı yavaşlar, Furuhashi ve ark. Birçok kafeinli içecekler tüketilen gebe kadınlarda kromozomal anomaliler ve spontan abortus yüksek oranlarda gösterdir.

Fetal Büyüme Geriliği

Kafein alımı hücrelerde siklik AMP nin artışı hücre bölünmesine müdahale eder ya da katekolamin aracılı ile rahim vazokonstriksiyonuna neden olabilir. Eğer gebelik sırasında rahimde kan akımın azalmalar kritik bir noktaya gelirse fetal oksijenasyonu ve beslenmeyi derinden etkileyebilir. Kafeinin hangi mekanizmaları etkileyerek fetal büyümeyi etkilediği tam olarak bilinmemektedir, ancak literatür uteroplasental kan akımı, fetoplasental kan akımı veya villöz kan akımının bozulmasının büyüme geriliğine yol açtığını göstermektedir. Büyüme geriliği perinatal mortalite ve morbidite için yüksek risk yarattığından, gebelikte mümkün olduğu kadar kafein tüketimini azaltmak gerekir.

Mineral Eksikliği

Kafein alımı çinko ve demir emilimini baskılar. Çinkonun büyüme ve gelişmede önemli bir rol oynadığı ve kemik büyümesini teşvik ettiği bilinmektedir. Farelerde yapılan deneyde, kahveye maruz kalan annelerin yavrularının, düşük doğum ağırlığı ve gecikmiş kemikleşme riski daha yüksektir. Kafein takviyesi yapıldığında idrarda çinko çıkmaz, ancak kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, kafein verilen grupta çinko azalmıştır ve fetal çene gelişiminin bundan etkilendiği düşünülmektedir.

Yapılan araştırmalarda kafein tüketen annelerde ve kordon kanında hemoglabin (Hb), hematokrit (Hct) ve demir düzeylerinde anlamlı düşüklük görülmüştür. Aşırı kahve tüketen annelerde ve bebeklerinde ciddi anemiye sebep olduğu saptanmıştır.
Kafein, özellikle de yüksek düzeyde alınan kafein, idrarda kalsiyum ve magnezyum atımını artırmaktadır. Bu da insanlarda düşük doğum ağırlığı ve fetal gelişim geriliği riskinin artışı ile ilişkili bulunmuştur.


İstanbul Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!