Doktorsitesi.com

Gebelikte hipertansiyon neden önemlidir?

Prof. Dr. Başak Baksu
Prof. Dr. Başak Baksu
1 Ekim 2019185 görüntülenme
Randevu Al
Gebelikte hipertansiyon neden önemlidir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Gebelikte Hipertansiyon: Tanım ve Temel Kavramlar

Kan basıncı, kalbin her atışıyla pompalanan kanın damar cidarına uyguladığı basıncı ifade eder. Tıbbi literatürde yüksek kan basıncı hipertansiyon olarak adlandırılmaktadır. Gebelik sürecinde büyük tansiyonun (sistolik) ≥ 140 mmHg veya küçük tansiyonun (diyastolik) ≥ 90 mmHg olması durumunda hipertansiyon tanısı konulmaktadır.

Kan Basıncı Doğru Şekilde Nasıl Ölçülür?

Gebelikte hipertansiyon tanısı yüksek kan basıncı değerlerine dayandığı için ölçümün doğruluğu kritik önem taşır. Ölçüm sırasında gebenin oturur veya yarı oturur pozisyonda olması ve ölçüm yapılan kolun kalp hizasında tutulması gerekmektedir. İdeal bir sonuç için en az 10 dakika dinlendikten sonra ölçüm yapılmalıdır.

Tanı koyulurken genellikle en az 4 saat, en fazla 1 hafta ara ile yapılan iki ölçüm baz alınır. Ancak ilk ölçümde tansiyon değerleri çok yüksekse, ikinci ölçüm için beklenen süre kısalabilir. Doğru ölçüm, hem anne hem de bebek sağlığı için sürecin yönetiminde temel taşıdır.

Gebelikte Hipertansiyonun Önemi ve Yaygınlığı

Gebelikte en sık karşılaşılan sağlık sorunu olan hipertansiyon, tüm gebeliklerin %5-10’unda görülmektedir. Dünya genelinde anne ölümlerinin üçüncü, Türkiye’de ise ikinci en önemli nedenidir. Son 20 yılda risk faktörlerindeki artışa bağlı olarak görülme sıklığı giderek yükselmektedir.

Kontrolsüz seyreden ağır hipertansiyon, hem anne adayı hem de bebek için hayati riskler barındırır. Bu nedenle, gebelik sürecinde tansiyon takibi hayati bir zorunluluktur.

Hipertansiyonun Anne ve Bebek Üzerindeki Riskleri

Yüksek kan basıncı, vücuttaki pek çok sistemi olumsuz etkileyerek ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu süreçte risk altındaki durumlar şunlardır:

Annede Gelişebilecek Sorunlar:

  • Dekolman plasenta (bebeğin eşinin erken ayrılması)
  • Yaygın damar içi pıhtılaşma ve akut böbrek yetmezliği
  • Akciğer ödemi ve akut solunum sıkıntısı
  • Karaciğer hasarı, kanama veya yetmezliği
  • Beyin kanaması, inme ve hipertansif ensefalopati
  • Aspirasyon pnömonisi ve ölüm riski

Bebekte Gelişebilecek Sorunlar:

  • Büyüme ve gelişme kısıtlılığı
  • Erken doğum (prematürite)
  • Amniyon sıvısının azalması
  • Anne karnında ölüm riski
  • Sezaryen ile doğum sıklığında artış

Gebelikte Hipertansiyon Türleri

Gebelikte görülen hipertansiyon, başlangıç zamanı ve vücut üzerindeki etkilerine göre dört ana grupta sınıflandırılır:

Hipertansiyon TürüTanımlayıcı Özellikler
Kronik HipertansiyonGebelikten önce veya 20. haftadan önce saptanan yüksek tansiyon.
Gestasyonel Hipertansiyon20. haftadan sonra gelişen, proteinüri eşlik etmeyen tansiyon yüksekliği.
Preeklampsi - EklampsiTansiyon yüksekliğine organ hasarı veya proteinürinin eşlik etmesi.
Süperimpoze PreeklampsiKronik hipertansiyon üzerine preeklampsi tablosunun eklenmesi.

1. Kronik Hipertansiyon

Gebelik öncesinde var olan veya gebeliğin ilk 20 haftasında saptanan durumdur. Şiddetine göre hafif (≤ 179/109 mmHg) ve ağır (≥ 180/110 mmHg) olarak ikiye ayrılır. Tedavide en güvenli seçenek metildopa olmakla birlikte, kalsiyum kanal blokerleri de kullanılabilir; ancak ACE inhibitörleri fötal anomali riski nedeniyle kullanılmamalıdır.

2. Gestasyonel Hipertansiyon

  1. gebelik haftasından sonra veya doğumdan sonraki ilk 24 saatte gelişir. Bu tabloda idrarda protein kaybı yoktur ve ek şikayet görülmez. Genellikle doğumdan sonraki ilk 3 ayda tansiyon normale döner, ancak bu kişiler ileride hipertansiyon hastası olmaya adaydır.

3. Preeklampsi (Gebelik Zehirlenmesi)

  1. haftadan sonra gelişen, tüm organları etkileyebilen ciddi bir hastalıktır. En belirgin bulgusu proteinüri (idrarda protein bulunması) durumudur. İdrarda toplam protein miktarının ≥ 300 mg/gün olması veya protein/kreatinin oranının ≥ 0.3 olması tanı kriteridir.

Ağır Preeklampsi Bulguları:

  • Trombosit sayısının 100 binin altına düşmesi
  • Kreatinin değerinin >1.1 mg/dl olması
  • Karaciğer enzimlerinin iki kattan fazla artması
  • Şiddetli baş ağrısı, görme bulanıklığı ve üst karın ağrısı

Kimler Risk Altındadır?

Preeklampsi gelişimi açısından riskli gruplar şunlardır:

  • İlk gebelik veya 40 yaş üstü gebelikler
  • Obezite, diyabet veya böbrek hastalığı olanlar
  • Çoğul gebelikler ve IVF (tüp bebek) gebelikleri
  • Kronik hipertansiyon veya otoimmün hastalık (Lupus, antifosfolipid sendromu) öyküsü
  • Ailede veya önceki gebelikte preeklampsi öyküsü

Eklampsi ve HELLP Sendromu

Eklampsi, preeklampsi tablosuna konvülsiyonların (havale) eklenmesidir. Nedeni tam bilinmemekle birlikte beyin ödemi ve oksijensizlik suçlanmaktadır. HELLP Sendromu ise kanama, karaciğer enzimlerinde yükselme ve düşük pıhtılaşma hücreleri ile seyreden, hayati tehlike yaratan tıbbi bir acildir.

Tedavi ve Yönetim Süreci

Preeklampsinin kesin tedavisi doğumdur. Hafif vakalarda 38. haftaya kadar evde istirahat ve sıkı takip ile beklenebilir. Ancak ağır preeklampsi durumunda anne ve bebeğin durumu tartılarak doğum kararı alınır. Bebeğin akciğer gelişimi için kortikosteroid uygulanabilir. Doğum sonrası süreçte, özellikle ilk 48 saat eklampsi riski devam ettiği için magnezyum sülfat tedavisine devam edilebilir.

Korunma ve Uzun Dönem Takip

Risk grubundaki gebelerde 12. haftadan itibaren düşük doz aspirin (75 mg/gün) kullanımı önerilmektedir. Gebelik öncesi ideal kiloya ulaşmak ve mevcut kronik hastalıkları kontrol altına almak korunmada etkilidir.

Gebelikte hipertansiyon yaşayan kadınların ileriki yaşamlarında kalp-damar hastalıkları, diyabet ve böbrek sorunları açısından riskleri artar. Bu nedenle doğum sonrası dönemde düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve periyodik kontroller ihmal edilmemelidir.

Etiketler

Gebelikte hipertansiyonGebelikGebelik dönemi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Başak Baksu

Prof. Dr. Başak Baksu

Doç. Dr. Başak BAKSU, 1970 yılında İstanbul'da doğmuştur. İlköğrenimini Kayseri Ahmet Paşa İlkolulunda, orta ve lise öğrenimini İstanbul Özel Amerikan Robert Lisesi'nde tamamlamıştır. 1988-1994 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıp eğitimini alarak 1994 yılında  tıp doktoru unvanı almıştır. Uzmanlık eğitimine dermatoloji alanında devam etme kararı alarak 1994 – 1995 yıllarında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi kadrosunda İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı'nda 9 ay, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 4 ay dermatoloji asistanlığı yapmıştır. Kadronun getirdiği sorunlar nedeniyle tekrar tıpta uzmanlık sınavina girmiş Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Kliniği'nde asistanlık hakkı kazanarak 5 ay da orada çalışmıştır. Bu süreçte alan değişikliğine karar vererek tekrar sınava girmiş ve Temmuz 1996'da Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde asistanlığa başlamıştır. 2000 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuş ve aynı klinikde başasistan olarak çalışmaya devam etmiştir. Asistanlık sürecinde başladığı bilimsel çalışmaları sonucunda 2011 yılında Perinatoloji yan dal uzmanı olmuş ve 2013 yılında ise ''Doçent Doktor'' unvanını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.