Doktorsitesi.com

Gebelikte beslenme - gebelik şikâyetleri ve öneriler

Dyt. Özge Aslan
Dyt. Özge Aslan
25 Haziran 2016294 görüntülenme
Randevu Al
  • Gebelikte yaşanan bulantı, kabızlık ve mide yanması gibi şikâyetler, hormonal değişimler ile büyüyen rahmin organlara yaptığı baskıdan kaynaklanan doğal süreçlerdir.
  • Bu şikâyetleri hafifletmek için az ve sık beslenmek, lifli gıdalar tüketmek, bol sıvı almak ve düzenli fiziksel aktivite yapmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri önerilmektedir.
  • Gebelik diyabeti gibi riskli durumların takibi için 24-28. haftalar arasında glikoz testi yaptırılmalı ve uzman eşliğinde kişiye özel beslenme programı uygulanmalıdır.
Gebelikte beslenme - gebelik şikâyetleri ve öneriler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Gebelikte Fizyolojik Değişimler ve Dönemsel Şikâyetler

Gebelikte görülen rahatsızlıkların büyük bir çoğunluğu, vücutta meydana gelen fizyolojik ve anatomik değişimlerin doğal bir sonucudur. Bu şikâyetlerin yapısı ve şiddeti, hamileliğin evresine göre farklılık göstermektedir. Bu süreci sağlıklı yönetmek için değişimlerin farkında olmak ve hazırlıklı olmak büyük önem taşır.

Gebeliğin ilk evresinde anne adayı sürece uyum sağlamaya çalışırken, daha çok bulantı ve kusma gibi belirtiler ön plana çıkar. Bu hassas dönemde düşük riski açısından da temkinli olunmalıdır. İkinci evre, uyumun büyük ölçüde sağlandığı ve şikâyetlerin azaldığı en sakin dönemdir. Üçüncü evre ise fetüsün büyümesine bağlı olarak bitkinlik ve fiziksel baskı kaynaklı şikâyetlerin arttığı son aşamadır.

Gebelikte Bulantı ve Kusma ile Baş Etme Yöntemleri

Özellikle gebeliğin ilk aylarında sıkça karşılaşılan bulantı ve kusma, anne adaylarının %50-70’ini etkileyen bir durumdur. Genellikle 8 ile 16. haftalar arasında, sabah saatlerinde yoğunlaşan bu şikâyetler günün her saatinde tetiklenebilir. Özellikle yemek kokuları ve yorgunluk bu durumu şiddetlendirebilmektedir.

Bu semptomların temelinde HCG (human chorionic gonadotropin) ve östrojen hormonlarındaki artış ile karbonhidrat metabolizmasındaki değişimler yatmaktadır. Bulantıları kontrol altına almak için şu stratejiler uygulanabilir:

  • Ara öğün sayısını artırarak daha sık ve küçük porsiyonlar tüketilmelidir.
  • Yağlı ve baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
  • Yemek sırasında sıvı alımı kısıtlanmalı, sıvılar öğün aralarında tüketilmelidir.
  • Sabahları yataktan ani kalkışlardan kaçınılmalı ve başucunda tuzlu yiyecekler bulundurulmalıdır.
  • Kötü kokulu ortamlardan ve rahatsız edici yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
  • Gece kan şekerinin düşmesini önlemek için uyumadan önce protein ve karbonhidrat içeren (süt ve tam buğday ekmeği gibi) bir ara öğün tercih edilmelidir.
  • Duygusal ve bedensel yorgunluğun bulantıyı artırdığı unutulmamalı, uyku ve dinlenmeye özen gösterilmelidir.

Gebelikte Konstipasyon (Kabızlık) ve Beslenme

Kabızlık, gebelikte sindirim sisteminin yavaşlamasıyla ortaya çıkan yaygın bir problemdir. Progesteron hormonunun artışı, bağırsak hareketlerinin (motilite) azalmasına neden olur. Ayrıca büyüyen uterusun bağırsaklara baskı yapması, yetersiz sıvı alımı ve hareketsizlik bu durumu tetikler.

Kabızlığı önlemek için dikkat edilmesi gerekenler:

YöntemUygulama Şekli
Lifli BeslenmeSebze, meyve, tam tahıllar ve kurubaklagil tüketimi artırılmalıdır.
Sıvı TüketimiGün içerisinde bol miktarda su içilmelidir.
Doğal LaksatiflerErik, kayısı, vişne kompostoları ve kuru meyveler tercih edilmelidir.
Fiziksel AktiviteGünlük 30-45 dakikalık yürüyüşler düzenli olarak yapılmalıdır.

Doktor onayı olmadan laksatif veya müshil gibi ilaçlar kesinlikle kullanılmamalı, öncelikle doğal beslenme yöntemlerine başvurulmalıdır.

Mide Yanması ve Ekşimesine Karşı Alınacak Önlemler

Gebelik döneminde sıkça duyulan "bebeğin saçı çıkıyor" inanışının aksine, mide yanmasının asıl nedeni büyüyen uterusun mideye baskı yapmasıdır. Bu baskı, mide asidinin yemek borusuna kaçmasına (reflü) ve göğüs bölgesinde yanma hissi ile ağza acı-ekşi su gelmesine neden olur.

Mide yanmasını hafifletmek için:

  • Aşırı yemek yemekten kaçınılmalı, az ve öz beslenilmelidir.
  • Yağlı, soslu, asitli besinler ile kafein (çay, kahve, kakao) içeren gıdalar kısıtlanmalıdır.
  • Ani eğilme hareketlerinden sakınılmalıdır.
  • Yatarken baş bölgesi yüksek bir yastıkla desteklenmelidir.
  • Yemekten hemen sonra uzanılmamalı, hafif yürüyüşler yapılmalıdır.
  • Karın bölgesini sıkmayan, rahat ve bol kıyafetler tercih edilmelidir.

İştah Artışı ve Aşerme Süreci

Gebelikte değişen hormon seviyeleri iştah artışına yol açar. Genellikle ilk 4 ayda görülen aşerme, belirli bir besine karşı duyulan aşırı arzudur. Eğer arzulanan besin sağlığa zararlı değilse, uygun miktarda tüketilmesinde bir sakınca yoktur. Ancak aşırı düzeydeki aşerme durumlarının kansızlık veya yetersiz beslenme belirtisi olabileceği unutulmamalıdır.

Gebelik Diyabeti ve Risk Faktörleri

Gebeliklerin yaklaşık %2’sinde görülen gebelik diyabeti, ciddi takip gerektiren bir durumdur. Özellikle gebelik öncesi fazla kilolu olanlar, ailesinde diyabet öyküsü bulunanlar ve daha önce sorunlu gebelik yaşayanlar risk grubundadır.

Bu risklerin yönetimi için gebeliğin 24-28. haftaları arasında mutlaka glikoz yükleme testi yaptırılmalıdır. Tanı konulması halinde, hem anne hem de bebek sağlığı için bir diyetisyen rehberliğinde kişiye özel beslenme programı uygulanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki bir bebek dünyaya getirmek eşsiz bir deneyimdir. Bu süreçteki fiziksel zorlukları doğal bir aşama olarak kabul edip, uzman önerilerini dikkate alarak bu yolculuğun keyfini çıkarabilirsiniz.

Etiketler

Gebelikte beslenme ve mide bulantısıHamilelik döneminde beslenme düzeniHamilelikte beslenme nasıl olmalıGebelik diyabetiGebelikte beslenme nasıl olurGebelik dönemi beslenme ve takip

Yazar Hakkında

Dyt. Özge Aslan

Dyt. Özge Aslan

Dyt Özge ASLAN, 1993 yılında Sivas'ta doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde başladığı üniversite eğitimini 2015 yılında tamamlayarak Diyetisyen unvanı almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.