Bebek, oluştuğu andan itibaren hızlı gelişmeye başlar, özellikle ilk haftalarda bebeğin organ oluşumu söz konusu ve organların geliştiği, ana yapıların oluştuğu bu dönemde bebek olumsuz dış etkenlere oldukça hassas. Bu olumsuz etkenler gebelik sırasında maruz kalınan kimyasal ajanlar; enfeksiyonlar; radyasyon, olumsuz iş koşullarından kaynaklanan travma gibi mekanik faktörler, ısı gibi olumsuz fiziksel etkenlerdir. Annede gebelik öncesi var olan kronik hastalıklar, ilaç kullanımı veya sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklar, gebelik fark edildiğinde terk edilse bile, gebeliğin fark edilmediği dönemde bebeğe zarar verebilir. Anne, gebelik öncesi yetersiz aşılanma nedeni ile bebekte ciddi hasara yol açabilen virüslere karşı savunmasız olabilir. Anne plansız gebeliği fark ettiğinde fiziksel veya ruhsal durumu sağlıklı gebelik için elverişli olmayabilir veya mevcut iş veya ailesel ve finansal durum gebelik ve doğum ile bebek büyütmek için uygun olmayabilir. Tüm gebeliklerin yarısından fazlasının planlanmadığı tahmin edilmekte olup, en büyük riskleri bu gebelikler taşımaktadır. Gebelik öncesi danışma, diğer adı ile prekonsepsiyonel danışma , kadın sağlığı veya gebelik sonuçları üzerine potansiyel risk oluşturabilecek biyomedikal, davranışsal ve sosyal risk faktörlerini, gebelik öncesi saptamayı ve bunların iyi bir şekilde yönetimi için harekete geçmeyi ifade eder. Günümüzde Amerika, Kanada, Belçika, İngiltere, Hollanda, Almanya gibi ülkelerde gebelik öncesi bakım programları uygulanmaktadır. Türkiye de de Halk sağlığı ve Aile Hekimliği kapsamında kadınlara gebelik öncesi danışma verilmektedir.

Gebelik istendiğinde, korunmayı bırakmadan önce yapılması gerekenler nelerdir?

*Her şeyden önce kadın gebeliğe hazır olup olmadığına karar verilmelidir. Anne olmadan önce bedensel ve ruhsal iyiliğin sağlanması bebeğin de sağlıklı olması için bir ön koşuldur. Gebelik, doğum ve doğum sonrası sürecinde annenin aile içinde yardıma ihtiyacı olur. Kadın hem fiziksel hem de ruhsal açıdan desteğe ihtiyaç duyar. Aile içi sorunlar, geçimsizlik, şiddet görme stres düzeyi artırır, ve yeni aile bireyinin doğması için sağlıklı bir ortam değildir. Sosyal güvence, finansal ihtiyaçlar da gözden geçirmelidir. Gebeliği planlayan tüm kadınlara günlük en az 400 mikrogram folik asit içeren multivitamin alımı önerilir. Bu uygulama bebekte ciddi anomalilerin %46 oranında azalmasına neden olur. Epilepsi hastalığı olanlara veya nöral tüp defekti (omurga kapanma defekti) hikayesi olanlara ise günlük en az 4 miligram folik asit alması önerilir.

*Anne adayı, kendi boyu için kilonun fazla veya az olup olmadığını sorgulamalı. Gebelik için ideal olan Vücut Kitle İndeksi (kg/ m2) 18,5-24,9 dur. Gebeliğe başladığında kilolu olan kadınlar Gebeliğin Şeker Hastalığına, Gebelik zehirlenmesi denilen yüksek tansiyon ve idrarda protein kaybı ile giden preeklampsi hastalığına normal kilolu olan kadınlara göre daha sık yakalanır. Gelişen bu hastalıkların sonuçlarından sezaryen veya acil sezaryene daha sık maruz kalırlar. Bebeğin normalden kilolu olması, zor doğum, ölü doğum ve doğum sonrası aşırı ve hayatı tehlikeye sokan kanamaları daha çok görülür. VKİ 25 ve üzeri olanlara gebelik öncesi diyetisyen takibi eşliğinde kilo verilmesi önerilir. Bu kadınlar aynı zamanda diyabet, tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği hastalıkları için de risk grubundadır ve gebelik öncesi bu hastalıklar açısından da araştırılmaları önerilir. Normal kilodan daha zayıf olarak gebeliğe başlayanlarda ise gebelikte kansızlık, bebeğin gelişme geriliği ve bebeğin doğumda düşük kilolu olması daha sık görülür. Normalden zayıf olan kadınların gebelik öncesi beslenme bozuklukları ve endokrin denilen vücudun hormon bozuklukları açısından değerlendirilmesi ve kendilerine beslenme eğitimi verilmesi önerilir.

*Sigara, alkol, madde bağımlılığı bebekte onarılmaz hasara neden olabilir. Anne adayı sigarayı gebelikten önce bırakmalıdır. Sigara kullanımı doza bağımlı olarak bebeğin büyümesini etkiler ve bebeğin gelişme geriliğine, normal kilodan daha düşük doğmasına sebep olur. Ayrıca plasenta denilen bebeğin eşinin yanlış ve gebeliği tehlikeye atan şeklinde yerleşmesi durumu olan plasenta previa ve suların erken gelmesini ifade eden erken membran rüptürü ile de ilişkilidir. Hamile bir kadın alkol aldığında, o alkolün bir kısmı kolayca plasenta boyunca fetusa geçer. Gelişmekte olan fetüsün vücudu alkolü bir yetişkinle aynı şekilde işlemez. Alkol fetusta daha yüksek konsantrasyonda bulunur ve ceninin hayati organlarına yeterli besin ve oksijen ulaşmasını önleyebilir. Hamilelik sırasında alkol alan kadınlar fetal alkol spektrum bozukluğu olarak adlandırılan hastalığı olan bebekler doğurabilirler. Bunlar, davranışsal, fiziksel, öğrenme ile ilgili bozukluklardır. Fetal alkol sendromu (FAS) durumun ağır bir şeklidir ve bu hasar genellikle kalıcıdır. Anne ağır içici ise risk artar. Birçok araştırmaya göre, alkol kullanımı en çok hamileliğin ilk üç ayında zararlıdır. Ancak, gebeliğin herhangi bir döneminde alkol tüketimi zararlı olabilir ve alınabilen güvenilir miktar hakkında yeterli veri yoktur.

*Gebelik öncesi yüksek risk gruplarında Klamidya, cinsel yol ile bulaşan gonore, sifiliz, HİV, Hepatit B gibi hastalıklar taranmalı ve tedavi edilmelidir.

*Anne adayların aşıları tam olup olmadığı kontrol edilmeli, gerekir ise MMR(Kızamık Kızamıkçık Kabakulak), Suçiçeği, HBV ve HPV ile TdeP (Tetanoz difteri boğmaca) aşıları tamamlanmalıdır. Sağlığın değerlendirilmesi, gerekirse tedavilerin ve aşılanmaların tamamlanması için planlanan gebelikten en az 6 ay önce doktorunuza başvurulması önerilmekte.


Bursa Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!