Futbol ülkemizde özellikle erkekler tarafından en çok tercih edilen spor dallarının başında gelir. Peki neden? Bizler topla çok küçük yaşlarda tanışırız. Top bizi emeklemeye, yürümeye, sosyal ilişkiler kurmaya sevk eder ve içimizdeki rekabet duygusunu uyarırır. Yaşam boyunca devam eden, kimse tarafından fazla yadırganmayan, sosyal kabul gören, bizi dinç tutan canlı bir "REKABET" imkanı sunar. Heyecanımızın, bazen üzüntümüzün, bazen sevincimizin sebebi haline dönüşünür. Rutin günlük akışın içinde renkli bir penceredir. Kimi zaman en eğlenceli sosyal aktivitelerimizden biridir maç izlemek için stadyuma gitmek, kimi zaman arkadaş ilişkilerimizi güçlendirir sırf televizyonda yayınlanan maçı seyretmek için birbirimizin evinde bir araya geliriz, kimi zaman kendi takımımızdan diye hiç anlaşamadığımız birini sever ya da sevdiğimiz biri farklı bir takımı tutuyor diye konuyla ilgili iğneleyici geribildirimler veriririz. Futbolu "AŞK" olarak tanımlayan insan sayısı hiç de az değildir. Zaman zaman hüsrana uğratsa da bizi terketmeyeceğini biliriz.

Durum böyle olunca bizi hayata bağlayan, en değerli varlığımız yani çocuğumuz dünyaya geldiğinde de aynı aşkı, aynı heyecanı onunla paylaşmak isteriz. Daha küçücükken kendi takımımızın bebek tulumlarını alır, gururla resimlerini çeker, fotoğraf arşivimize ekleriz. Tabi rekabet burada da kendini gösterir; çünkü anne-baba farklı takımların taraftarı olabilir ya da büyük anne-büyük babalar, dayılar, amcalar vb... Bu durumda bebeğinizin dolabında bir anda üç-dört takımın formasını görmek çok da şaşırtıcı olmaz. Bazı arkadaşlarınız kullanmayacağınızı bilseler bile, sizi kızdırmak için kendi favorisi olan; fakat sizin hiç hoşlanmadığınız fulbol grubunun armasını taşıyan hediyeler alır.

Bazen "Benim oğlum-kızım çok çalışkandır." derken duyduğumuz gururu; "Benim oğlum-kızım Fenerbahçeli/Galatasaraylı/Beşiktaşlı/Trabzonsporlu vs." derken de hissederiz. "Boyu benim gibi uzun." demekle "Benim gibi o da Fenerbahçeli/Galatasaraylı/Beşiktaşlı/Trabzonsporlu vs." demek haz verir insana. Adeta sizi devam ettiren bir şeye dönüşür.

Toplumumuzda malesef eğer erkek çocuğu babasının takımını tutmuyorsa bu durum; babanın başarısızlığı, babaya duyulan sevgi-saygı eksikliği olarak değerlendirilebilir. Bu algının altında; bir erkek babasını örnek almalı, ona duyduğu saygı ve itiatle onun tercihlerine uyum sağlamalı düşüncesi yatar. Baskıcı-otoriter tutum sergileyen ebeveynlerin çocukları, bir kararlılık göstergesi olarak babasından farklı bir takım tutma yoluna gidebilir.

Bazı ebevenyler çocukları kendi takımlarını tutsun isterken; bazı aileler de çocuklara seçenekler sunar ve çocuk hangi renklere doğru yönelirse o takımın formasını alarak o takımı tuttuğunu kabul eder. Futbolla ilgilenmeyen anne-babaların çocukları ise eğer futbola ilgi duyuyorsa akrabalarından-arkadaşlarından ya da bir takımın başarısından etkilenerek kendi takımını belirler.

Bu konuda en doğru tutum ise çocuklara merak ettiklerinde futbol takımları ile ilgili bilgi vermek, eğer sizin tuttuğunuz takımı tercih etmiyorsa zorlamamak, bunu film türü ya da kıyafet seçimi gibi basit bir tercih olarak algılayıp üstüne gitmemek gerekir. Çocuğun farklı bir grubu seçmesi kısa bir süreci kapsayabilir ve sonrasında sizinle aynı taraftar grubuna dahil olabilir. Siz kendi futbol renklerinizi desteklerken, onun da kendi renkleriyle gurur duymasından rahatsız olunmamalı; aksine kendi kararlarını verebildiği için desteklenmelidir. Unutulmamalıdır ki bu şekilde rekabet evde de devam edecek ve sizi canlı tutacaktır:)

UZM. PSK. FUNDA EGELİ BORA


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!