Erkek neden sertleşme sorunu yaşar?
Erkek neden sertleşme sorunu yaşar?

Sertleşme problemi her erkeğin başına gelebilir, bu gayet doğal ve normal bir durumdur, ancak bu durum süreklilik arz ediyorsa ve her seferinde korkutuğunuz başınıza geliyorsa o zaman orada bir sorun var demektir. Erektil Disfonksiyon bozukluğunun (sertleşme problemi) kökeninde rol oynayan fiziksel yani tıbbi nedenlere baktığımız zaman en önemlileri; vasküler (artelyel ve venöz yetmezlik), nörolojik iatrojenik (ilaçlar, cerrahi girişimler), metabolik ve endokrin nedenlerdir.

Ereksiyon probleminin ortaya çıkışında ya da devamında ise en önemlisi psikojen etken, performans ile ilgili olumsuz beklenti ve değerlendirmelerdir. Performans, başarıya ilişkin bir kavramdır. Bireyin performansının yetersiz olacağına ilişkin beklentisi ve yetersiz performans sonucunda ortaya çıkabilecek sorunlar ile ilgili düşünceleri; yoğun anksiyete (kaygı) yaşamasına ve cinsel ilişkiden kaçınmaya, cinsel isteksizliğe, hatta depresif belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Erkek penisinin sürekli; istediği anda istediği yerde istediği zamanda erekte olması gerektiğine kendisini o kadar inandırır ki ve bu durumu erkek, kendi dünyasında herhangi bir gerçeklik dayanağı olmadan bir kural olarak alır ve bunu; erkeklik eşittir ereksiyon olarak bilinçaltına kodlar. En ufak bir ereksiyon kaybı ise onun erkekliğinin sorgulanmasına yetecektir. Çünkü erkek yapmış olduğu hatalı ve çarpıtılmış düşünce içerikleriyle, var olan erkeklik algısı sisteminin içersine yanlış bilgiler kodlamıştır.

Performans kaygısının yanı sıra suçluluk duygularının eşlik ettiği evlilik dışı ilişkiler, bireyin partnerindeki cinsel işlev bozukluğu, çeşitli cinsel mitler, abartılı beklentiler, rastlantısal başarısızlıklar ve evlilik ilişkilerindeki sorunlar da psikolojik nitelikte olup Erektil Disfonksiyon bozukluğunun (sertleşme problemi) ortaya çıkmasına neden olabilir.

Erkeğin en çok hissettiği duygu erkekliğine kötü davranıldığına erkekliğinin zarar gördüğüne ilişkin yetersizliklerdir. Erkekliğini sorgular olur ve bu çok büyük bir öfke yaratır, bu öfke kendisine döndüğü zaman bunun adı depresyondur ama bu öfke gelişi güzel kendisine değil de bir başkasına yöneltilmiş ise; karsına, çocuklarına diğer kişilere yansır. Suçluluk ve günahkarlık duyguları çocukluğunda ilgili bir karmaşada varsa hemen kendini hak ettiğini böyle cezalandırıldığını düşünebilir.
Neden bu problem karşımıza çıkıyor dediğimizde aslında; bütün paradigma korku üzerine kurulacaktır erkek cinselliğinde (yetersiz olmaktan korkma,tatmin edememekten…). Erkekteki bütün cinsel işlev problemleri bu korkuya savunma geliştirmekle başlar bu savunmalar da cinsel işlev bozukluğu olarak kendini şekillendirir. Yaşanan her türlü cinsel işlev bozukluğunun taşıdığı bir mesaj ve uyarısı vardır. Cinsel işlev bozuklukları bir yerden sonra bedenin isyanıdır aslında. Bireyin halledemediği meseleleri telafi etmesi için bir işarettir, bir şanstır. Doğadaki hiçbir şey rastlantısal değildir. Hepimiz bu evren içerisin de bir yer kaplıyor ve birileri için anlam taşıyoruz.
Kadınların kadınlığı, erkeklerinde erkekliği onaylanmalıdır, ilişkide bu bize bir özgüven verir. Kendi korkularının farkında olup çözümlemek hem büyük bir farkındalık hem de bunu kabullenmek cesaret ister. Bu yüzden bu konuda aşamadığınız, zorlandığınız, takılı kalıp daha da kötüye doğru gittiğinizi düşünüyorsanız bu alanda çalışan cinsel terapistlerden destek almanızı öneririm. Emin olun korktuklarınız gerçekten olması gereken kadar korkunç değil hatta hiç değiller, yeter ki doğru bilgilere ulaşın ve kendi bedeninizi artık keşfedin, tanıyın.
Her şey sizin kontrolünüzde olabilir yeter ki isteyin, hayatınıza uygulamak için geç kalmayınız..

Ahmet Sevran Polat
Uzman Klinik Psikolog & Cinsel Terapist


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!