Doktorsitesi.com

Erişkinlerde yüz büyümesi..

Prof. Dr. M. Özgür Sayın
Prof. Dr. M. Özgür Sayın
31 Mart 2016402 görüntülenme
Randevu Al
  • Yüz gelişimi erken 20'li yaşlarda sona ermemekte, aksine erişkinlik döneminde özellikle dikey düzlemde belirgin olmak üzere her yönde devam etmektedir.
  • Kadınlarda 20'li yaşlarda büyüme ivmesinin tekrar arttığı ve ilk hamilelik döneminin çene yapısında büyümeye yol açtığı gözlemlenmiştir.
  • Yaşam boyu süren bu dinamik süreçte yüz iskeletindeki değişimlerin yanı sıra burnun uzaması ve dudakların düzleşmesi gibi belirgin yumuşak doku farklılıkları meydana gelmektedir.
Erişkinlerde yüz büyümesi..
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Erişkin Dönemde Yüz Gelişimi Devam Ediyor mu?

Son yıllara kadar tıp dünyasında yüz gelişiminin erken 20’li yaşlar civarında tamamen sona erdiği kabul edilmekteydi. Ancak Behrents tarafından gerçekleştirilen ve Bolton büyüme çalışmalarında yer alan 100’den fazla hastanın 40 yıl sonra tekrar incelendiği araştırma, bu konuda şaşırtıcı sonuçlar ortaya koymuştur. Elde edilen veriler, büyümenin erişkin dönemde de devam ettiğini bilimsel olarak kanıtlamaktadır.

Erişkinlik Döneminde Yüz Yapısındaki Boyutsal Değişimler

Erişkin dönemde meydana gelen kraniyofasiyal değişimler her düzlemde aynı şiddette görülmemektedir. Yapılan incelemeler sonucunda büyüme yönleri arasındaki belirginlik farkları şu şekilde sıralanabilir:

  • Vertikal (Dikey) Değişiklikler: Erişkinlikte en belirgin olan değişimlerdir.
  • Anteroposterior (Ön-Arka) Değişiklikler: Vertikal değişimlere oranla daha az, ancak gözlemlenebilir düzeydedir.
  • Transvers (Yatay) Değişiklikler: En az belirgin olan değişim grubudur.

Özellikle kadınlarda, geç gençlik döneminde yavaşlayan büyümenin 20’li yaşlarda tekrar ivme kazandığı tespit edilmiştir. Ayrıca kadınların ilk hamilelik döneminin, çenelerde bir miktar büyüme meydana getirdiği gözlemlenmiştir. Bu büyüme miktarları kısa vadede küçük olsa da, yılların birikimiyle oldukça belirgin bir farklılık yaratmaktadır.

Çene Rotasyonu ve Diş Yapısındaki Değişimler

Veriler, vertikal değişiklikler ve dişlerin erüpsiyonu (sürmesi) ile birlikte her iki çenenin rotasyon hareketinin erişkinlikte sürdüğünü göstermektedir. Çalışmada implant kullanılmadığı için total ve intramatriks rotasyonu ayırt etmek mümkün olmasa da cinsiyetler arası şu temel farklar saptanmıştır:

CinsiyetRotasyon YönüMandibuler Düzlem Açısı
ErkeklerYukarı (İleri) RotasyonHafifçe Azalma
KadınlarGeri Rotasyon EğilimiArtış

Her iki grupta da diş sisteminde kompanzatif değişiklikler görülmüş ve okluzal (kapanış) ilişkiler büyük oranda korunmuştur.

Ortodontik Geçmiş ve Yumuşak Doku Değişimleri

Behrents, ortodontik tedavi görmüş bireylerde orijinal malokluzyon (kapanış bozukluğu) ile ilişkili büyüme paterninin erişkin dönemde de kendini göstermeye devam ettiğini bildirmiştir. Fasiyal iskeletteki değişimlerden daha fazlası ise yumuşak doku profilinde meydana gelmektedir.

Erişkinlikte görülen temel yumuşak doku değişimleri şunlardır:

  1. Burnun uzaması
  2. Dudakların düzleşmesi
  3. Çene ucunun daha belirgin hale gelmesi

Mevcut bilimsel veriler, geç erişkinlik dönemindeki büyüme miktarının erken erişkinlik dönemine kıyasla daha fazla olup olmadığı sorusunu yanıtlamak için henüz yeterli değildir. Ancak yüz büyümesinin yaşam boyu süren dinamik bir süreç olduğu gerçeği, modern ortodonti ve yüz estetiği yaklaşımlarında dikkate alınmalıdır.

Etiketler

Büyüme erişkin dönemde de devam eder miYüz büyümesi kaç yaşına kadarYüz büyümesi hakkındaÇene büyümesi ve implant

Yazar Hakkında

Prof. Dr. M. Özgür Sayın

Prof. Dr. M. Özgür Sayın

Doç. Dr. M. Özgür SAYIN, 22 Mayıs 1973 tarihinde Eskişehir'de doğmuştur. Tokat Gaziosman Paşa İlkokulu'nda ve 1991 yılında Ankara Atatürk Anadolu Lisesi'nde lisans öncesi öğrenimlerini bitirmiştir. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde üniversite eğitimine başlamıştır. 1996 yılında mezun olarak Diş Hekimi unvanı almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.