Doktorsitesi.com

Ergenlikte Sosyal Anksiyeteyle Baş Etme Yolları: Terapötik Yaklaşımlar

Aile Danışmanı Gülçin Harmankaya
Aile Danışmanı Gülçin Harmankaya
15 Ocak 202611 görüntülenme
Randevu Al
Ergenlik dönemi, bireyin kimlik algısının şekillendiği, sosyal ilişkilerin merkezde olduğu ve dış değerlendirmelere karşı duyarlılığın arttığı bir gelişim sürecidir. Bu dönemde yaşanan sosyal anksiyete, ergenin sosyal ortamlarda yoğun kaygı yaşamasına ve bu durumlardan kaçınmasına neden olabilir. Terapötik yaklaşımlar, ergenin kaygısını bastırmayı değil; kaygıyla daha sağlıklı bir ilişki kurmasını ve işlevselliğini yeniden kazanmasını hedefler.
Ergenlikte Sosyal Anksiyeteyle Baş Etme Yolları: Terapötik Yaklaşımlar

Sosyal anksiyeteyle baş etmenin ilk adımı, kaygının anlaşılması ve normalleştirilmesidir.
Ergenin yaşadığı kaygı çoğu zaman “abartılı” ya da “geçici” olarak yorumlanabilir. Oysa
ergen için bu kaygı gerçek ve zorlayıcıdır. Terapötik süreçte ergenin yaşadığı duygular
ciddiye alınır ve kaygının ne zaman, hangi durumlarda ve nasıl ortaya çıktığı birlikte ele
alınır. Bu yaklaşım, ergenin kendisini daha az yalnız hissetmesini sağlar.
Bilişsel Davranışçı Terapi temelli çalışmalar, ergenlerde sosyal anksiyete ile baş etmede sık
kullanılan yöntemler arasındadır. Bu yaklaşımda ergenin sosyal ortamlara dair otomatik
düşünceleri fark etmesi hedeflenir. “Herkes bana bakıyor”, “Hata yaparsam rezil olurum” gibi
düşünceler, kaygıyı besleyen temel unsurlardır. Terapötik süreçte bu düşünceler sorgulanır
ve daha gerçekçi, dengeli düşüncelerle yer değiştirmesi desteklenir.
Davranışsal müdahaleler de önemli bir rol oynar. Sosyal anksiyete yaşayan ergenler, kaygı
yaratan durumlardan kaçındıkça kısa vadede rahatlama yaşar; ancak uzun vadede kaygı
güçlenir. Terapötik yaklaşımda, ergenin kendi hızında ve kontrollü bir şekilde sosyal
durumlara adım adım maruz kalması sağlanır. Bu süreç, ergenin “yapabilirim” deneyimini
yaşamasına olanak tanır.
Duygusal düzenleme becerilerinin geliştirilmesi, sosyal anksiyete ile baş etmede bir diğer
önemli adımdır. Ergenler yoğun kaygı yaşadıklarında bedensel belirtilerle baş etmekte
zorlanabilir. Nefes çalışmaları, gevşeme teknikleri ve duygu tanıma becerileri, ergenin kaygı
anlarında kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olur. Bu beceriler, kaygının kontrol
edilemez olmadığına dair içsel bir güven geliştirir.
Ailelerin terapötik süreçteki tutumu da belirleyicidir. Aşırı koruyucu ya da zorlayıcı
yaklaşımlar, ergenin kaygısını artırabilir. Terapötik çalışmalarda aileye, ergenin kaygısını
küçümsemeden nasıl destek olunacağı, hangi tutumların güçlendirici olduğu ve hangi
davranışların kaçınmayı pekiştirdiği konusunda rehberlik edilir. Destekleyici ve anlayışlı bir
aile ortamı, terapötik kazanımların günlük yaşama taşınmasını kolaylaştırır.
Bazı durumlarda grup çalışmaları da ergenler için faydalı olabilir. Benzer zorlanmalar
yaşayan akranlarla bir araya gelmek, ergenin kendisini daha az yalnız hissetmesini sağlar ve
sosyal becerilerin güvenli bir ortamda deneyimlenmesine olanak tanır. Grup ortamı, sosyal
anksiyetenin aşamalı olarak ele alınması için destekleyici bir alan sunar.
Sonuç olarak ergenlikte sosyal anksiyeteyle baş etmek mümkündür. Terapötik yaklaşımlar,
ergenin kaygısını yok etmeyi değil; kaygının yaşamını yönetmesini engellemesini önlemeyi
hedefler. Erken dönemde ve uygun destekle ele alınan sosyal anksiyete, ergenin hem okul
hem de sosyal yaşamında daha dengeli, güvenli ve doyumlu bir gelişim süreci geçirmesine
katkı sağlar.

Yazar Hakkında

Aile Danışmanı Gülçin Harmankaya

Aile Danışmanı Gülçin Harmankaya

Gazi Üniversitesi'nden mezun olan Harmankaya, çalışmalarına 2016 yılının Eylül ayında başlamıştır.Profesyonel Aile Danışmanlığı çalışmaları 2 yılı aşkın süredir devam ediyor. Şu anda, danışmanlık hizmetlerini online görüşmeler aracılığıyla sunmaktadır. İngilizce bilgisiyle de farklı dil becerilerine sahip olan Gülçin Harmankaya, aile içi ilişkiler ve bireysel danışmanlık konularında deneyime sahiptir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.