Doktorsitesi.com

Ergenlerde Sosyal Anksiyetenin Okul Hayatına Etkileri

Aile Danışmanı Gülçin Harmankaya
Aile Danışmanı Gülçin Harmankaya
15 Ocak 202615 görüntülenme
Randevu Al
Ergenlik dönemi, akademik beklentilerin arttığı, sosyal ilişkilerin yoğunlaştığı ve bireyin kendini başkalarının gözünden değerlendirmeye daha açık hale geldiği bir süreçtir. Bu dönemde yaşanan sosyal anksiyete, ergenin yalnızca sosyal ilişkilerini değil; okul yaşamının birçok alanını da doğrudan etkileyebilir. Sosyal anksiyete, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen ve akademik başarıdan okul aidiyetine kadar geniş bir etki alanı olan bir zorlanma biçimidir.
Ergenlerde Sosyal Anksiyetenin Okul Hayatına Etkileri

Sosyal anksiyete yaşayan ergenler için okul ortamı, sürekli değerlendirildiklerini hissettikleri
bir alan haline gelebilir. Sınıfta söz almak, öğretmenle iletişime geçmek, sunum yapmak ya
da grup çalışmalarına katılmak yoğun kaygı yaratabilir. Bu kaygı, ergenin potansiyelini
yansıtmasını zorlaştırır. Bilgi eksikliğinden değil, kaygıdan kaynaklanan performans düşüşleri
sık görülür.
Okul hayatında sosyal anksiyetenin en belirgin etkilerinden biri kaçınma davranışlarıdır.
Ergen, kaygı yaşadığı derslere girmemek, söz hakkı almamak, teneffüslerde yalnız kalmak
ya da grup çalışmalarından uzak durmak isteyebilir. Zamanla bu kaçınmalar artarak
devamsızlık sorunlarına, derslere karşı isteksizliğe ve akademik gerilemeye yol açabilir.
Ergen, “yapamıyorum” algısını içselleştirerek kendine olan güvenini kaybedebilir.
Sosyal anksiyete, ergenin öğretmenlerle kurduğu ilişkiyi de etkileyebilir. Soru sormaktan
çekinmek, anlamadığı konuları ifade edememek ya da destek istemekte zorlanmak, öğrenme
sürecini sekteye uğratır. Öğretmenler tarafından sessiz, içine kapanık ya da ilgisiz olarak
algılanan ergenin yaşadığı kaygı çoğu zaman görünmez kalır.
Akran ilişkileri açısından bakıldığında, sosyal anksiyete ergenin sosyal ortamlardan geri
çekilmesine neden olabilir. Arkadaşlık kurmakta zorlanan ya da reddedilme korkusu yaşayan
ergen, yalnızlık hissiyle baş başa kalabilir. Bu durum okulda aidiyet duygusunun
zayıflamasına ve ergenin kendisini dışlanmış hissetmesine yol açabilir. Sosyal izolasyon
arttıkça, kaygı da beslenen bir döngüye dönüşür.
Okul başarısının yanı sıra, sosyal anksiyete ergenin duygusal iyi oluşunu da etkiler. Sürekli
tetikte olma hali, bedensel belirtiler ve yoğun öz değerlendirme, ergenin zihinsel enerjisini
tüketir. Bu durum zamanla tükenmişlik, umutsuzluk ve içe kapanma gibi belirtilerle kendini
gösterebilir. Sosyal anksiyete fark edilmediğinde, başka duygusal zorlanmalarla iç içe
geçebilir.
Bu noktada erken farkındalık ve destek büyük önem taşır. Sosyal anksiyetenin okul
yaşamına etkileri, yalnızca akademik bir problem olarak ele alınmamalıdır. Aile, okul ve
danışmanlık sürecinin iş birliği içinde olması, ergenin kendisini güvende hissetmesini sağlar.
Ergenin yaşadığı kaygının anlaşılması ve normalleştirilmesi, destek sürecine katılımını
kolaylaştırır.
Sonuç olarak ergenlerde sosyal anksiyete, okul hayatını çok boyutlu şekilde etkileyen bir
durumdur. Erken dönemde ele alındığında, ergenin hem akademik hem de sosyal gelişimi
desteklenebilir. Okul ortamında kendini güvende hisseden bir ergen, potansiyelini daha
sağlıklı bir şekilde ortaya koyabilir ve gelecekteki ilişkileri için daha sağlam bir temel
oluşturur.

Yazar Hakkında

Aile Danışmanı Gülçin Harmankaya

Aile Danışmanı Gülçin Harmankaya

Gazi Üniversitesi'nden mezun olan Harmankaya, çalışmalarına 2016 yılının Eylül ayında başlamıştır.Profesyonel Aile Danışmanlığı çalışmaları 2 yılı aşkın süredir devam ediyor. Şu anda, danışmanlık hizmetlerini online görüşmeler aracılığıyla sunmaktadır. İngilizce bilgisiyle de farklı dil becerilerine sahip olan Gülçin Harmankaya, aile içi ilişkiler ve bireysel danışmanlık konularında deneyime sahiptir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.