Doktorsitesi.com

Engelli Toplumda Engelsiz Olmak

Uzm. Psk. Dan. Tuğba Görgünoğlu
Uzm. Psk. Dan. Tuğba Görgünoğlu
11 Aralık 2017171 görüntülenme
Randevu Al
Engelli Toplumda Engelsiz Olmak
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Engelli Bireylerin ve Ailelerin Görünmeyen Mücadelesi

Engelli bir birey olmak ya da engelli bir çocuğa sahip olmak, hayatın en derin ve karmaşık duygularını bir arada barındıran bir yolculuktur. Bu süreçte bireyler; isyan, kabullenme, umut ve çaresizlik arasında sürekli bir gel-git yaşamaktadır. Toplumun bakış açısı, aile içi dinamikler ve eğitim sistemindeki aksaklıklar, bu zorlu süreci daha da derinleştiren temel unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Engelli Yakınlarının ve Bireylerin Yaşadığı Duygusal Çıkmazlar

Engelli bireyler ve aileleri, günlük hayatta pek çok psikolojik bariyerle mücadele etmek zorundadır. Bu mücadele bazen bir annenin yalnızlığında, bazen de bir gencin varoluşsal isyanında kendini gösterir. İşte bu hayatların içinden yükselen bazı gerçek sesler:

  • Bireysel İsyan: "Ben böyle olmamalıydım!" diyen engelli bir gencin kimlik mücadelesi.
  • Ebeveyn Yorgunluğu: Çocuğunun konuşmasından başka bir isteği olmayan babaların ve "gençliğimi yaşayamıyorum" diyen annelerin fedakarlıkları.
  • Toplumsal Baskı: Çocuğunun engeli nedeniyle suçlanan, dışlanan veya eşi tarafından terk edilen annelerin yaşadığı derin yalnızlık.
  • Anlaşılamama Duygusu: "Ben gerizekalı değilim!" diyerek öğretmenine haykıran bir gencin onur mücadelesi.

Toplumsal Engeller: Bakış Açımızdaki Eksiklikler

Asıl engel, fiziksel yetersizliklerden ziyade toplumun sergilediği tutumlardır. Engelli bir çocuğa gözlerini dikip bakmak, onlardan bulaşıcı bir hastalık varmışçasına kaçmak ya da "Yazık, işiniz çok zor" diyerek acıyarak yaklaşmak, ailelerin kalbinde onarılmaz yaralar açmaktadır. Toplumsal empati yoksunluğu, engelli bireyleri ve ailelerini evlerine hapseden en büyük etkendir.

Toplumsal YanlışlarOlması Gereken Yaklaşım
Acıyarak bakmak ve dışlamakDoğal davranmak ve kapsayıcı olmak
Engelin sorumlusu olarak anneyi görmekDestekleyici ve dayanışmacı olmak
Fiziksel engelleri (merdiven, dar koridor) görmezden gelmekErişilebilir alanlar inşa etmek
Etiketlemek ve kategorize etmekBireysel farklılıklara saygı duymak

Eğitim Sisteminde Kaynaştırma ve Öğretmen Faktörü

Hafif engelli çocukların toplumla bütünleşmesi için uygulanan kaynaştırma eğitimi, doğru yönetildiğinde mucizeler yaratabilir. Ancak bu noktada en kritik görev öğretmenlere düşmektedir. Vicdanlı ve sorumlu bir öğretmen, engelli bir çocuğun kendini topluma ait hissetmesini sağlarken; ilgisiz bir yaklaşım çocuğu sistemin içinde "kaynatabilmektedir".

Bireyselleşmiş Eğitim Programı (BEP) hazırlamak bir tercih değil, zorunluluktur. Engelli bir çocuktan engelsiz bir performans beklemek ya da sınav kağıdına okumadan not vermek, çocuğun gelişimine vurulan en büyük darbedir.

Gelecek İçin Sorumluluk ve Kabul

Toplum olarak bir karar vermeliyiz: Hangi çocuktan vazgeçeceğiz? Otizm, Down sendromu, DEAH veya öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklardan vazgeçmek, toplumun kendi geleceğinden vazgeçmesi demektir. Sadece sorunsuz görünen bir azınlıkla yükselmek mümkün değildir.

Kabul edersek büyürüz. Engelli, sorunlu veya başarılı demeden tüm çocukları kategorize etmeden kucaklayabildiğimizde gerçek anlamda engellerimizden kurtuluruz. Unutulmamalıdır ki; en büyük engel bilmemektir. Her birey, toplumun bir parçası olarak bu çocukların gelişiminden ve mutluluğundan sorumludur.

Etiketler

DavranışİnsanEngelliDüşüncePsikolojiEngellilerDuyarlı olmakEngelsiz yaşamEngelsiz dünyaEn büyük engellerEngelli çocuklarEngelli çocuklara davranış

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Dan. Tuğba Görgünoğlu

Uzm. Psk. Dan. Tuğba Görgünoğlu

Merhaba

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.