Doktorsitesi.com

Endovaskuler Stent Greftlerle Aort Anevrizması Onarımı

Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren
Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren
28 Aralık 20116574 görüntülenme
Randevu Al
  • Aort, vücudun tüm organlarına temiz kan taşıyan ve elastik yapısıyla dolaşım sistemine yardımcı olan hayati öneme sahip ana atardamardır.
  • Aort anevrizması, damarın tehlikeli şekilde genişlemesidir ve damar çapı belirli eşik değerlere ulaştığında yırtılma riskine karşı müdahale gerektirir.
  • Tedavide açık cerrahiye alternatif olan endovasküler stent yöntemi, kasıktan girilerek uygulanan daha hızlı bir iyileşme süreci sunan modern bir yaklaşımdır.
Endovaskuler Stent Greftlerle Aort Anevrizması Onarımı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Aort Damarı Nedir ve Vücudumuz İçin Neden Önemlidir?

Aort, kalbin sol karıncığından çıkan ve tüm vücuda temiz kan taşıyan ana atardamardır. Beynimizden sinir sistemimize, kollarımızdan karın boşluğundaki organlarımıza kadar tüm sistemler hayatiyetini aorttan gelen kan ile sürdürür. Bu organlara giden kan akımının azalması veya kesilmesi, dakikalar içinde kalıcı hasarlara ve fonksiyon kayıplarına yol açabilir.

Aort, son derece elastik bir yapıya sahiptir. Kalbin her atımında kan basıncıyla genişler ve ardından eski haline dönerek kanın ileriye doğru pompalanmasına yardımcı olur. Bu dinamik yapı, dolaşım sisteminin aktif bir parçasıdır.

Aort Damarının Bölümleri

Aort damarı, kalpten çıkıp bacaklara ayrıldığı noktaya kadar dört ana bölümde incelenir:

  1. Çıkan Aort: Kalp ile boyun bölgesi arasındaki kısımdır.
  2. Transvers Aort (Arkus Aorta): Kol ve beyin damarlarının ayrıldığı, yaklaşık 12-15 cm'lik yatay bölümdür.
  3. İnen Aort: Sol kol damarından diyaframa kadar uzanan sırt bölgesidir. Buradan omuriliğe giden damarlar çıkar; bu bölgedeki akım bozuklukları felç gibi ciddi nörolojik sorunlara neden olabilir.
  4. Abdominal Aort: Diyaframdan bacak damarlarına kadar olan karın içi bölümdür.

Aort Anevrizması Nedir?

Aort anevrizması, damarın belirgin şekilde genişlemesiyle karakterize, en sık rastlanan ciddi damar hastalıklarından biridir. Genellikle damar duvarındaki dejenerasyon (ateroskleroz) veya hipertansiyon nedeniyle oluşur. Ayrıca Marfan Sendromu veya Ehlers Danlos Sendromu gibi genetik kökenli bağ dokusu hastalıkları da anevrizmaya yol açabilir.

Müdahale Kararı Ne Zaman Alınır?

Anevrizma tedavisinde damar çapı ve genişleme hızı en kritik kriterlerdir. Genellikle damar çapı normalin iki katına ulaştığında müdahale planlanır. Genel kabul görmüş sınır değerler şöyledir:

BölgeMüdahale Eşiği (Çap)
Çıkan Aort5.5 cm
İnen Aort6.0 cm
Abdominal Aort5.0 cm

Bunun yanı sıra, yıllık 1 cm ve üzerindeki genişlemeler ile karın, sırt ağrısı, nefes darlığı veya ses kısıklığı gibi bası belirtileri de acil müdahale gerektirir.

Aort Anevrizmasında Korkulan Komplikasyonlar

Anevrizma hastalarında hayati risk oluşturan üç temel durum bulunmaktadır:

1. Yırtılma (Rüptür)

Damar duvarı direncinin basıncı karşılayamaması sonucu oluşur. Yırtılma gerçekleştiğinde hastaların %80-85'i hastaneye ulaşamadan hayatını kaybeder. Elektif (planlı) ameliyatlarda risk %3-5 iken, yırtılma sonrası acil cerrahide risk çok yüksektir.

2. Diseksiyon (Damar Duvarı Ayrılması)

Damarın en iç tabakasındaki bir yırtıktan kanın duvar katmanları arasına girmesidir. Bu durum yalancı lümen (pseudo lumen) oluşturarak organ beslenmesini bozar.

  • A Tipi Diseksiyon: Çıkan aortu etkiler, hayati tehlikesi çok yüksektir ve ilk 24 saatte ölüm riski fazladır. Kesinlikle koroner anjiyo yapılmamalıdır; tanı tomografi ile konulmalıdır.
  • B Tipi Diseksiyon: İnen aortta görülür. Organ beslenmesi bozulmadığı sürece öncelikle medikal tedavi ile takip edilebilir.

3. Emboli ve Damar Tıkanıklığı

Anevrizma içindeki pıhtıların koparak aşağı bölgelere (genellikle bacaklara) gitmesidir. Ani bacak iskemisi, şiddetli ağrı, soğukluk ve solukluk ile kendini gösterir. Hızlı müdahale edilmezse kangren veya uzuv kaybı kaçınılmazdır.

Endovasküler Stent Greft (EVAR/TEVAR) Uygulamaları

Aort anevrizmalarında açık cerrahiye alternatif olan modern yöntem endovasküler tedavidir. Bu yöntemde kasık damarlarından girilerek anevrizma bölgesine özel metal kafesli (PTFE veya dacron) tüp greftler yerleştirilir.

İşlem süreci şu şekildedir:

  • Çoğunlukla lokal anestezi altında, hasta uyanıkken yapılır.
  • Kateter yardımıyla bölgeye ulaşılan stent, balon yardımıyla açılarak damar duvarına sabitlenir.
  • Anevrizma kesesi devre dışı bırakılarak normal kan akışı sağlanır.

Uygulama Şartları ve Kısıtlamalar

Her anevrizma endovasküler yöntemle tedavi edilemez. Başarı için anevrizmanın başında ve sonunda sağlam damar dokusu (boyun) bulunmalıdır. Ayrıca bacak damarlarının açılanması ve anatomik yapısı girişime uygun olmalıdır. Çıkan aort ve transvers aort anevrizmalarında halen öncelikli olarak açık cerrahi veya hibrit uygulamalar tercih edilmektedir.

Endovasküler Tedavinin Avantaj ve Dezavantajları

Avantajları:

  • Genel anestezi gerektirmez (akciğer ve yaşlılık sorunları olanlar için idealdir).
  • Büyük cerrahi kesiler yoktur, sadece kasıktan küçük girişler yapılır.
  • Hastanede kalış ve iyileşme süresi çok kısadır (ertesi gün taburcu imkanı).
  • Acil durumlarda hızlı müdahale şansı tanır.

Dezavantajları:

  • Her hasta anatomik olarak uygun değildir.
  • Kontrast madde kullanımı nedeniyle böbrek yetmezliği riski taşıyabilir.
  • Endoleak (sızdırma) riski nedeniyle ömür boyu düzenli tomografi takibi gerektirir.
  • Nadiren işlem sırasında acil açık cerrahiye dönme ihtiyacı doğabilir.

Sonuç olarak; endovasküler stent uygulamaları, özellikle açık ameliyat riski yüksek olan ve anatomisi uygun hastalarda hayat kurtarıcı bir seçenektir. Tedavi yöntemi belirlenirken hastanın durumu, risk faktörleri ve anatomik yapısı uzman bir ekip tarafından detaylıca değerlendirilmelidir.

Etiketler

Aort damara stentAort yırtılması hibrit

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren

Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden  1983 yılında mezun oldu.  İki yıllık zorunlu hizmetimi İstanbul SSK Eyüp hastanesi ve Topçular’ da tamamlayıp 1985 yılında Ankara Üniversitesi Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim dalında uzmanlık eğitimine başladım. Daha sonra ayrılan kalp ve damar cerrahisi  anabilim dalında 1991 yılında uzmanlık eğitimimi tamamladım.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.