Endometriozis nedir ve nasıl oluşur?

Endometriozis üreme çağındaki kadınlarda görülen, rahim içini döşeyen endometrium denilen dokunun rahim dışında (tüplerde, yumurtalıklarda, rahim arkası boşlukta, karın zarı yüzeylerinde, idrar torbasında, bağırsaklarda hatta nadir de olsa gözde, burunda, akciğerde, geçirilmiş karın ameliyatlarının yara izlerinde ) yerleşmesine denir. Rahim iç yüzünde bulunan endometriyum gibi endometriyosiz odakları da adet döngüsünü oluşturan hormonal değişikliklere yanıt verir ve her adet döneminde bu odaklarda kalınlaşma, dökülme, kanama ve buna bağlı çevre dokularda yapışıklıklara neden olabilir.

İlk saptandığı zamanların üzerinden yaklaşık 100 yıl geçmesine rağmen halen nedeni bilinmemekte, nedeni konusunda tartışmalar devam etmektedir. Hastalığın nedenine yönelik günümüzde birçok teori öne sürülmüştür. En çok kabul edilen teori ise adet dönemindeki kanın tüpler aracılığı ile karın boşluğuna ters yönde akması ile karın içerisine endometriyal dokuların yerleşmesidir. Bu karın içine kan akımı kadınların büyük bir kısmında görülmesine rağmen bunların sadece çok az bir kısmında endometriozis görülmektedir. Normalde ters yönde akım ile gelen bu endometriyal dokuları bağışıklık sistemi yok ederken, endometriozisli kadınların bağışıklık sistemi bu dokuları yok edememektedir ve endometriozis oluşmaktadır. Karın boşluğu dışında olan endometriozis olguları da endometriyal dokunun rahim içerisinden kan damarlarıyla veya lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılması şeklinde açıklanmaktadır. Son yıllarda genetik yatkınlığın da bu hastalığın oluşumunda rol oynayabileceği düşünülmekte ve bununla ilgili araştırmalar sürmektedir.

Çikolata kisti nedir?

Endometriozis yumurtalıklara yerleştiğinde, yumurtalıklarda kistlere neden olur. Her adet döneminde hormonların etkisi ile bu endometriyal dokular kanar ve bunun sonucu kist oluşur. Oluşan bu kistlerin içerisindeki kan zamanla çikolata kıvamında bir sıvı halini alır, bu yüzden de bu kistlere, çikolata kisti "endometrioma" denilir. Pelvik ultrasonografide endometriomaların tipik görüntüleri vardır. Basit yumurtalık kistleri birkaç ayda kaybolurken, çikolata kistleri kaybolmazlar ve genelde büyürler.

Endometriozisin risk faktörleri nelerdir?

Üreme çağındaki kadınların hastalığıdır. En sık görüldüğü yaş aralığı 30-40 tır, İlk adet öncesi ve menopoz sonrası çok nadir görülür.

Tartışmalı olmakla birlikte beyaz ırkta endometriozis daha fazla saptanmaktadır.

Sık adet görme, adet kanaması miktarının fazla olması ve uzun sürmesi risk faktörlerindendir. Ağrılı adet varlığında veya kronik alt karın ağrısı olan kadınlar endometriozis bakımından risk altındadırlar.

Hiç gebe kalmamışlarda daha fazla görülür. Gebeliğin endometriozis görülme riskini azalttığı düşünülmektedir.

Aile hikayesi olanlarda görülme riski yüksektir. Endometriozisin genetik yatkınlığı vardır bu da; endometirozis hastalarının birinci derece akrabalarında sıklık % 7, ikinci derece akrabalarda % 3 civarındayken, endometriozis olmayanlarda bu sıklık sadece % 1’dir.

Çevresel faktörler, yiyecek-içecek alışkanlıkları, yaşam şekli de endometriozis gelişiminde önemlidir. Alkol tüketimi, yağlı yiyeceklerle beslenme, fazla kafein tüketimi riski arttıran faktörlerdir.

Zayıf ve uzun boylu kadınlarda da daha sık görülmektedir. Bunun nedeni bilinmemektedir.

Bağışıklık sistemi ile ilgili hastalığı olan kadınlar ile adet dönemi erken yaşta başlayıp sık ve uzun süren kadınlarda endometriozis görülme riski daha yüksektir.

Endometriozisin belirti ve bulguları nelerdir?

Endometriozisin gebe kalamama ve yaşam kalitesini bozan ağrı (devamlı alt karın ağrısı, ağrılı adet görme ve ağrılı cinsel ilişki) olmak üzere başlıca iki önemli belirtisi vardır. Hem adetleri ağrılı hem de cinsel ilişkide ağrısı olan kadınlarda endometriozis varlığı mutlaka araştırılmalıdır. Ağrının şiddeti, hastalığın yaygınlık derecesi ile orantılı değildir. Ağrının süresi ve şiddeti de genellikle zaman geçtikçe artar ve bu ağrı bel ağrısı ile birlikte olabilir.

Endometriozis, karın içinde yapışıklıklara sebep olabilir. Tüplerin ve yumurtalıkların fonksiyonunu bozarak hastalarda gebe kalmada probleme neden olabilir. Adenomiyozis {endometriyal dokunun rahim duvarına yerleşmesi) olgularında ise düzensiz ve bol miktarda adet kanaması görülebilir.

Ayrıca endometriozis odaklarının görüldüğü yere bağlı olarak yorgunluk, halsizlik, bel ağrısı, adet sırasında ishal veya kabızlık, ağrılı ve kanamalı idrar yapma, kusma, burun kanaması, kanlı balgam gibi belirtiler de görülebilir. Belirtiler çoğunlukla git gide daha da kötüleşse de bazı olgularda iyileşme ve tekrarlama dönemleri görülebilir. Bazı kadınlarda ise hiçbir belirti olmayabilir.

Endometriozisin tanısı nasıl konulur? Muayene nasıl yapılır?

Endometriozisin tanısına giden yolun başında, her hastalık da olduğu gibi, anamnez gelmektedir. Endometriozisli olgularda tanı için jinekolojik muayene bulguları, pelvik ultrasonografi, MRI, tümör markerları (Ca 125, Ca 19-9,kanda bakılır) ve laparoskopi kullanılır.

Tanıda kullanılabilecek olan en güvenilir belirteç yani tümör markerı Ca-125’tir. Ca-125 hastalık olmadığını göstermede yeterli değilken, hastalık olduğunu göstermedeki gücü yüksektir. Yanlış pozitiflik verebilceği durumlar vardır. Bu durumlar; menstruasyon, pelvik enfeksiyon ve erken gebeliktir.

Tanı ve tedavi için kullanılan laparoskopi ile hem hastalığın evresi saptanabilir (Evre I hafif, Evre IV ağır) hem de saptanan endometriozis odaklarından biyopsi alınarak patolojik olarak kesin tanı konulabilir.

Tedavisi nedir?

Temel olarak her hastalık da olduğu gibi endometriozis tedavisinde de medikal ve/veya cerrahi yöntemler uygulanır. Hangi tedavinin uygulanacağına hastalığın neden olduğu sorunlar ve hastanın diğer özelliklerine bakılarak karar verilir. Medikal tedavide amaç endometriozis odaklarını geriletmek ve yok etmektir. Bunun için de yalancı gebelik ve menopoz gibi hipoöstrojenik ortam oluşturan ilaçlardan faydalanılır. Günümüzde medikal tedavide doğum kontrol hapları, progesteron, danazol, gestrinon, aromataz inhibitörleri, GnRH analogları, non steroid ağrı kesiciler, iltihap gidericiler kullanılmaktadır. Cerrahi tedavide ise laparoskopi tercih edilir.

Hastanın infertilite sorunu varsa; erken evre endometriozis olgularında ameliyat sonrası, kısırlık yaratan başka faktör yoksa en az 6 ay gebelik beklenebilir ve bu sürede % 40 dolayında gebelik oluştuğu izlenmiştir. Gebelik olmadığında yardımcı üreme yöntemlerine (aşılama ve tüp bebek) geçmek uygun tedavidir. İleri evre endometriozis varlığında ise infertilite olgularında ameliyat sonrası bekleme süreci uzatılmamalı ve yardımcı üreme yöntemlerine hızlı geçilmelidir.

Tedavi sonrası tekrarlar mı?

Endometriozisli olguların yaklaşık %10-30'unda tekrarlama görülebilir. İlk saptandığında ki evresi yani evresinin ileri olması, hastanın yaşının genç olması, çikolata kistinin 2 yumurtalıkta da olması tekrarlama riskini arttıran faktörlerdir.


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!