Doktorsitesi.com

Elalem ne der?

Uzm. Psk. Serpil Kızıltaş Günyüz
Uzm. Psk. Serpil Kızıltaş Günyüz
18 Şubat 20131509 görüntülenme
Randevu Al
Elalem ne der?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Modern Yaşamın Dayattığı Standartlar ve Tüketim Çılgınlığı

Televizyon kanallarında, basılı mecralarda ve dijital yayın kuruluşlarında, hayatımızın her anına nüfuz eden belirli bir yaşam biçimi bizlere sistematik olarak dayatılmaktadır. Neyin iyi, neyin kötü ya da hangi kavramların "in" veya "out" olduğunu belirleyen bu yapı, bireyi eğer bu standartlara uyum sağlamazsa kendisini sosyal çevrelerin dışında ve yetersiz hissetmeye iten bir formdur. Mağaza vitrinlerindeki indirimlerden televizyon reklamlarına kadar her unsur, tüketiciyi sürekli yeni çıkan ürünleri denemeye ve bu döngünün bir parçası olmaya zorlamaktadır.

Şehirleşme ve Standartlaştırılmış Yaşam Alanları

Günümüzde reklamların büyük bir çoğunluğu, şehre yeni inşa edilen veya henüz maket aşamasında olan dev konut projelerine odaklanmaktadır. Bu projeler, bireylere birbirinin tamamen aynısı olan mutfaklar, perdeler, yemek masaları ve dizaynlarla tek tipleştirilmiş bir hayat sunmaktadır. Büyük alışveriş merkezlerinde ve giyim mağazalarında, yalnızca belirli moda otoritelerinin belirlediği kreasyonlar fahiş fiyatlarla piyasaya sürülmekte ve toplumun bu ürünleri tüketmesi beklenmektedir.

Tüketim Alışkanlıklarımızın Altında Yatan Psikolojik Nedenler

Bütün hafta boyunca sevmediğimiz işlerde çalışarak kazandığımız parayı, meşhur kafelerde bir bardak kahveye ya da moda olduğu için bir örnek kıyafetlere hiç düşünmeden harcamaktayız. Geleneksel değerlerimiz olan erişteler, sadece yabancı isimlerle sunulduğu için yüksek bedellerle satın alınmaktadır. Bu durum, bireyin lüks tüketim, gösterişli kıyafetler ve devasa arabalar aracılığıyla olduğundan daha fazlası gibi görünme ihtiyacından kaynaklanmaktadır.

Modern yaşamın getirdiği bazı çelişkiler şunlardır:

  • Ultra lüks ve güvenlikli sitelerde yaşarken insan ilişkilerinin sıfıra inmesi.
  • Doğadan kopuşun bir simgesi olarak, dalından meyve yeme alışkanlığının unutulması.
  • Sosyal kabul görme adına yapılan fahiş harcamalar.
  • Özgüven eksikliğini maddi objelerle kapatma çabası.

Sosyal Dışlanma Korkusu ve Özgüven Eksikliği

İç dünyamıza dönüp baktığımızda, bu tüketim çılgınlığının temelinde sosyal dışlanma korkusu yattığını görmekteyiz. Eğer o pahalı kıyafeti almazsak başkasında gördüğümüzde kıskançlık hissedeceğimizden, o lüks arabaya binmezsek yeterince "havalı" görünmeyeceğimizden endişe ederiz. Özellikle gençler arasında, popüler olan ayakkabı veya çizmeyi giymemek, arkadaş gruplarının dışında kalma ve özgüvensiz hissetme riskini taşımaktadır.

"Elalem Ne Der?" Kaygısı ve Gerçek Benliğin Sesi

Asıl mesele, hayatımızın merkezine yerleşen "Elalem ne der?" kaygısı ve buna bağlı gelişen özgüven eksikliğidir. Başkalarının kınamaları, alkışları ve yönlendirmeleri hayatımızı o kadar yönetmektedir ki, bir mağazadan neyi neden aldığımızı bile sorgulayamaz hale gelmekteyiz. İçimizdeki gerçek benlik, bu gürültülü ve kalabalık dünyada sesini duyurmaktan aciz bir şekilde karanlığa terk edilmiş durumdadır.

Dünyanın bu karmaşası içinde kendi sesimizi duymak zor olsa da, benliğinize bir şans verin ve onu dinlemeye odaklanın. Gerçek kendinizin sesini duymak, dış dünyanın dayattığı tüm kalıplardan daha değerlidir.

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Serpil Kızıltaş Günyüz

Uzm. Psk. Serpil Kızıltaş Günyüz

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.