Doktorsitesi.com

Doğurganlığı etkileyen faktörler

Prof. Dr. Şahin Zeteroğlu
Prof. Dr. Şahin Zeteroğlu
25 Ekim 2016791 görüntülenme
Randevu Al
  • Kadınlarda doğurganlık sınırlı bir yumurta rezerviyle belirlenirken, erkeklerde sperm üretimi ergenlikten itibaren her 72 günde bir yenilenerek hayat boyu devam eder.
  • Sigara, alkol, yüksek stres ve ideal kilonun dışındaki Vücut Kitle İndeksi değerleri üreme sağlığını ve gebe kalma şansını olumsuz etkilemektedir.
  • Gebelik şansını artırmak için yumurtlama döneminin doğru hesaplanması, düzenli cinsel ilişki ve folik asit gibi takviyelerin kullanımı kritik öneme sahiptir.
Doğurganlığı etkileyen faktörler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Doğurganlık Nedir? Kadınlarda Üreme Süreci

Doğurganlık, bir kadının gebe kalabilme ve sağlıklı bir bebek sahibi olabilme yeteneğidir. Kadınlarda bu süreç genellikle 13 yaş civarında adet kanamalarının başlamasıyla aktive olur ve 45 yaş dolaylarında zayıflayarak sonlanır. Bununla birlikte, potansiyel doğurganlık süreci menopoza kadar, yani yaklaşık 51 yaşına dek devam edebilmektedir.

Kadınların yumurta rezervi henüz anne karnındayken belirlenir. 5 aylık bir kız fetüsü yaklaşık 6-7 milyon yumurtaya sahipken, bu sayı doğumda 1-2 milyona geriler. Ergenlik döneminden itibaren her ay bir yumurta bırakılırken, menopoza kadar geçen sürede aylık ortalama 350-400 yumurta harcanır. Bu yumurtalar, yumurtalıklarda bulunan ve follikül adı verilen sıvı dolu keseciklerde muhafaza edilir.

Erkeklerde Doğurganlık ve Sperm Üretimi

Erkekte doğurganlık, bir kadını hamile bırakabilme kapasitesini ifade eder. Bu yetinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için erkeğin üreme sisteminin sperm üretebilmesi, bunları depolayabilmesi ve depolanan spermleri vücut dışına taşıyabilmesi gerekmektedir.

Kadınların aksine erkekler, hayatları boyunca sürekli olarak yeni sperm üretme yeteneğine sahiptir. Puberte (ergenlik) dönemine girilmesinin ardından, erkeklerdeki sperm depoları yaklaşık her 72 günde bir tamamen yenilenmektedir.

Üreme Sürecinde Temel Kavramlar

Gebelik sürecini ve üreme sağlığını daha iyi anlamak için temel terminolojiyi bilmek önemlidir:

  • Fertilizasyon: Sperm ve ovumun (yumurta) birleşmek üzere bir araya gelmesi işlemidir.
  • Konsepsiyon: Döllenme olarak da bilinen, gebeliğin fiilen oluşması durumudur.
  • Gebelik: Sperm ve yumurtanın birleşmesinden sonra kadın üreme sisteminde embriyo veya fetusun gelişim sürecidir.

İnsan yaşamı, döllenmiş bir yumurta olan zigot ile başlar. Her hücrenin çekirdeğinde, genleri oluşturan DNA (deoksiribonükleik asit) kodları bulunur. Bu genler birleşerek kromozomları oluşturur. Bir insan zigotu, yarısı anneden yarısı babadan gelen 23 çift (toplam 46 adet) kromozom içerir.

Doğurganlığı Etkileyen Yaşam Tarzı Faktörleri

Üreme sağlığı, çevresel faktörlerden ve yaşam alışkanlıklarından doğrudan etkilenmektedir. İşte dikkat edilmesi gereken temel unsurlar:

Sigara ve Alkol Kullanımı

Sigara kullanımı, kadınlarda fertiliteyi (doğurganlık) ciddi oranda düşürür; pasif içicilik de benzer olumsuz etkilere sahiptir. İçeriğindeki nikotin, yumurta hücrelerini etkileyerek genetik anomali riskini artırır ve erken menopoza neden olabilir. Ayrıca sigara, doğal yolla gebe kalmayı zorlaştırırken düşük riskini de hızlandırır.

Erkeklerde ise sigaranın sperm kalitesini düşürdüğü bilinmektedir. Genel sağlık kalitesini ve üreme sağlığını korumak adına sigaranın bırakılması kritik önem taşır.

Stres Yönetimi

Stresin infertilite (kısırlık) üzerindeki etkisi oldukça belirgindir. Yüksek stres seviyeleri kadınlarda anovulasyon (yumurtlamanın gerçekleşmemesi) durumuna yol açabilir. Kısırlık tedavisi gören çiftlerde kaygı, uykusuzluk ve depresyon gibi psikolojik baskılar görülebilir. Yapılan araştırmalar, stresi azaltmanın tedavi başarısını artırdığını göstermektedir.

Kafein Tüketimi

Gebelik şansını korumak için günlük kafein alımının 50 mg'ın altında tutulması önerilir. Kafein; kahve, çay, kola ve çikolata gibi gıdalarda farklı miktarlarda bulunmaktadır.

Kilo Kontrolü ve Vücut Kitle İndeksi (BMI)

Kilonun boy ile uyumunu gösteren Vücut Kitle İndeksi (BMI), doğurganlık üzerinde doğrudan etkilidir. BMI değerlerine göre sınıflandırma şu şekildedir:

BMI DeğeriSınıflandırma
20 altıDüşük Kilolu
20 - 24Normal
25 - 29Kilolu
30 - 39Yüksek Kilolu
40 ve üzeriAşırı Kilolu

BMI değeri 30'un üzerinde olan kadınların kilo vermesi, hem gebelik şansını artırır hem de zor doğum ve sezaryen riskini azaltır. Öte yandan, BMI değeri 20'nin altında olanlarda adet döngüsü bozulabilir. Düşük kilolu kadınların ideal kilolarına yaklaşmaları, kendiliğinden gebe kalma şansını %50'den fazla artırmaktadır.

Gebelik Öncesi Vitamin Desteği ve Beslenme

Gebelik planlayan kadınların, bebeklerde nöral tüp defekti riskini %50 oranında azaltmak için gebelikten 1-2 ay önce günlük en az 0.4 mg folik asit almaları tavsiye edilir.

Zengin Folik Asit Kaynakları:

  • Marul, ıspanak, brokoli ve lahana gibi yeşil sebzeler.
  • Avokado, kavun, muz ve portakal.
  • Ceviz, badem ve bezelye.
  • Tam tahıllı unlu mamuller.

Cinsel İlişki Planlaması ve Yumurtlama Dönemi

Gebelik şansını maksimize etmek için yumurtlama döneminin doğru hesaplanması gerekir. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama günü, bir sonraki adet tarihinden 14 gün öncesidir.

Örneğin; 28 günde bir adet gören bir kadında yumurtlama 14. günde, 30 günde bir görenlerde ise 16. günde gerçekleşir. Gebelik ihtimalini artırmak için adetin 10. ile 17. günleri arasında (kanamanın ilk gününden itibaren sayarak) iki günde bir cinsel ilişkide bulunulması önerilir. Bu düzeni takip eden ve sorunu olmayan çiftlerin %75'i 6 ayın sonunda gebelik elde edebilmektedir.

Etiketler

DoğurganlıkDoğurganlık takibiDoğurganlık sınırıDoğurganlık ve beslenme bağlantılımıdırDoğurganlık terapisi nedirDoğurganlık arttırılabilir miDoğurganlık oranlarının düşmesi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Şahin Zeteroğlu

Prof. Dr. Şahin Zeteroğlu

Doç. Dr. Şahin ZETEROĞLU, lise eğitimini 1985 yılında Kurtuluş Lisesi'nde bitirdikten sonra Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1992 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapmış ve 1998 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.