Doktorsitesi.com

Diyabette beslenme tedavisi

Dyt. Ufuk Zerentürk
Dyt. Ufuk Zerentürk
27 Mayıs 2015295 görüntülenme
Randevu Al
Diyabette beslenme tedavisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Diyabet Nedir? Tip 1 ve Tip 2 Diyabetin Farkları

Diyabet veya halk arasında bilinen ismiyle şeker hastalığı, vücuttaki insülin metabolizması ile ilgili kronik bir bozukluktur. İnsülin, kanda serbest halde dolaşan şekerin hücre içine alınmasını ve enerjiye dönüştürülmesini sağlayan hayati bir hormondur. Diyabetli bireylerde vücut ya hiç insülin üretemez ya da üretilen insülini fonksiyonel bir şekilde kullanamaz.

Kandaki insüline karşı duyarsızlık gelişmesi ve hormonun kan şekerini düşüremez hale gelmesi durumuna insülin direnci adı verilir. İnsülin yoksunluğu veya direnci nedeniyle diyabetli bireylerde kan şekeri seviyeleri normalin üzerinde seyreder. Bu durumu kontrol altına almak için hastalar dışarıdan insülin takviyesi alır veya insülinin etkinliğini artıran ilaçlar kullanırlar.

Diyabet temel olarak iki ana tipe ayrılmaktadır:

  • Tip 1 Diyabet: Vücudun çok az insülin ürettiği veya hiç üretemediği durumdur.
  • Tip 2 Diyabet: Vücudun insülin ürettiği ancak bu hormonu yeterli miktarda ve verimli kullanamadığı durumdur.

Diyabet Neden Oluşur? Risk Faktörleri

Diyabet gelişiminde birçok farklı faktör rol oynamaktadır. Özellikle pankreasta insülin üreten hücrelerin bağışıklık sistemi bozuklukları veya virüsler nedeniyle tahrip edilmesi temel nedenler arasındadır. Bunun yanı sıra diyabet riskini artıran diğer unsurlar şunlardır:

  • Genetik yatkınlık ve aile öyküsü
  • Obezite (Fazla kilo)
  • Kronik stres ve hipertansiyon
  • Hareketsiz yaşam tarzı ve ilerleyen yaş

Bu faktörler arasında obezite, diğer tüm riskleri doğrudan veya dolaylı olarak tetiklediği için kritik bir öneme sahiptir. İstatistiksel olarak Tip 2 diyabetik bireylerin %80’i obezite sorunu yaşamaktadır. Bu nedenle enerji alımının kısıtlanması ve ağırlık kaybı, metabolik kontrolü olumlu yönde etkileyerek etkin bir tedavi süreci sağlar.

Diyabette Beslenme Tedavisi ve Kontrol Kriterleri

Diyabette beslenme tedavisinin temel amacı, kan şekeri kontrolünü ideal seviyelerde tutmaktır. Tedavi sürecinde hedeflenen ideal kan değerleri aşağıdaki tabloda belirtilmiştir:

ParametreHedef Değer
Açlık Kan Şekeri (AKŞ)70-120 mg/dl
Tokluk Kan Şekeri (TKŞ)< 140 mg/dl
HbA1c< %6.5
Total Kolesterol< 200 mg/dl
LDL Kolesterol< 100 mg/dl
Trigliserit< 150 mg/dl

HbA1c Testinin Önemi ve Komplikasyonlar

HbA1c, kan şekerinin takibinde en kritik tahlillerden biridir ve son 3 aylık dönemdeki ortalama kan şekeri düzenini gösterir. Anlık ölçümlere göre daha net bir geçmiş öyküsü sunan bu değerin yüksek seyretmesi; göz hasarı, sinir sistemi hasarı ve böbrek hasarı gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle sinir harabiyeti sonucu ayaklarda oluşan duyu kaybı nedeniyle, diyabetik bireylerde ayak bakımı hayati önem taşır.

Karbonhidrat Seçimi ve Posanın Etkileri

Diyabet yönetiminde tüketilen karbonhidratın türü ve öğün saatleri belirleyici faktörlerdir. Diyabetli bireyler basit şekerler yerine kompleks karbonhidratları (tam tahıllar, kurubaklagiller, sebze ve meyveler) tercih etmelidir. Besinlerin posa (lif) içeriği, kan şekerini yavaş yükselttiği ve insülin ihtiyacını azalttığı için mutlaka artırılmalıdır.

Diyette posa miktarını artırmak için şu adımlar izlenmelidir:

  • Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, pirinç yerine bulgur tercih edilmelidir.
  • Meyve suyu yerine meyvenin kendisi (mümkünse kabuklu) tüketilmelidir.
  • Günde en az 5 porsiyon sebze/meyve ve öğünlerde mutlaka salata tüketilmelidir.
  • Haftada 2-3 kez kurubaklagil tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Böbrek Sağlığı İçin Su Tüketimi

Kan şekerinin yüksek seyretmesi böbrekler üzerinde baskı oluşturur. Böbrek sağlığını korumak ve metabolik atıkları vücuttan uzaklaştırmak için günde en az 10 bardak (2 litre) su içilmelidir. Su tüketimi aynı zamanda iştahı dengeler, kabızlığı önler ve yağ yakımı sonucu oluşan atıkların atılmasını sağlar.

Besin Değişim Grupları

Diyabetik beslenme programları, enerji ve besin öğeleri yönünden benzer yiyeceklerin gruplandırıldığı besin değişim listeleri üzerinden kurgulanır. Bu gruplar şunlardır:

  1. Süt Grubu: Süt, yoğurt, kefir.
  2. Et Grubu: Et, balık, tavuk, yumurta, peynir çeşitleri.
  3. Kurubaklagil Grubu: Fasulye, nohut, mercimek, börülce.
  4. Sebze Grubu: Tüm sebzeler (Yağsız salata serbesttir).
  5. Meyve Grubu: Tüm taze meyveler.
  6. Ekmek Grubu: Ekmek, unlu gıdalar, çorbalar, pilav, makarna ve patates.
  7. Yağ Grubu: Bitkisel yağlar, zeytin ve kuruyemişler.

Diyabetik Ürünler Hakkında Uyarılar

Üzerinde "diyabetik" veya "diyet" yazan ürünlerin sınırsız tüketilebileceği algısı yanlıştır. Örneğin, diyet bisküviler şeker içermese de un ve yağdan kaynaklı kaloriye sahiptir. Ayrıca içeriği bilinmeyen bitkilerin kan şekerini düşürme amacıyla kullanılması sağlığı tehlikeye atabilir.

Diyabette Egzersiz ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Düzenli egzersiz, şekerin hücreler tarafından yakılmasını sağlayarak kan şekerini ve tansiyonu düşürür, kilo kontrolüne yardımcı olur ve kalp sağlığını güçlendirir. Ancak egzersiz yaparken şu kurallara uyulmalıdır:

  • Egzersiz, yemekten bir saat sonra yapılmalıdır; aç karnına yapılan egzersiz hipoglisemiye (şeker düşmesi) neden olabilir.
  • Egzersiz öncesi ve sonrası kan şekeri mutlaka ölçülmelidir. Değer 100 mg/dl altı veya 250 mg/dl üstü ise egzersiz ertelenmelidir.
  • İnsülin yapılan bölge egzersiz sırasında aktif olarak kullanılmamalıdır (Örn: Yürüyüş öncesi bacak yerine koldan insülin yapılmalıdır).
  • Olası şeker düşmelerine karşı yanınızda mutlaka kesme şeker veya meyve suyu gibi hızlı şeker kaynakları bulundurulmalıdır.
  • Baş dönmesi, bulantı veya göğüs ağrısı gibi durumlarda aktivite derhal sonlandırılmalıdır.

Etiketler

İnsülin direnciİnsülinGlisemik indeksDiyabette egzersizGlisemik yükDiyabet nedir?Diyabette beslenme tedavisiDiyabet neden oluşur?

Yazar Hakkında

Dyt. Ufuk Zerentürk

Dyt. Ufuk Zerentürk

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.