Doktorsitesi.com

Diyabet (Şeker Hastalığı) ve Göz

Prof. Dr. Ateş Yanyalı
Prof. Dr. Ateş Yanyalı5.0(2 Değerlendirme)
21 Kasım 20111075 görüntülenme
Randevu Al
  • Diyabet, kandaki yüksek şeker seviyesi nedeniyle retina damarlarına hasar vererek diyabetik retinopati, katarakt ve görme kaybı gibi ciddi göz sorunlarına yol açar.
  • Hastalığın süresi, kan şekeri kontrolü ve hipertansiyon gibi faktörler risk düzeyini artırırken, erken evredeki retina hasarı hiçbir belirti göstermeyebilir.
  • Görme kaybını önlemek için düzenli göz muayenesi kritik öneme sahiptir; tedavide ise kan şekeri kontrolünün yanı sıra lazer, göz içi enjeksiyonlar ve vitrektomi yöntemleri kullanılır.
Diyabet (Şeker Hastalığı) ve Göz
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Diyabet ve Hiperglisemi: Göz Sağlığını Tehdit Eden Süreç

Diyabetli bireylerde, pankreas dokusundan salgılanan insülin hormonunun üretimi veya kullanımıyla ilgili ciddi aksaklıklar mevcuttur. Bu durum, besinler yoluyla alınan şekerin hücreler tarafından yeterince kullanılamamasına ve kanda şeker miktarının aşırı yükselmesine, yani hiperglisemiye neden olur. Kandaki şeker seviyesinin kronik olarak yüksek seyretmesi; böbrek yetmezliği, kalp-damar hastalıkları ve görme kaybı gibi hayati komplikasyonlara zemin hazırlar.

Dünya genelinde her on saniyede bir kişi, diyabet kaynaklı komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde diyabet, yetişkin nüfusta görme azalması ve kaybının en temel nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle diyabet yönetimi, göz sağlığını korumak adına kritik bir öneme sahiptir.

Diyabetli Kişilerde Görme Kaybının Nedenleri

Diyabet, gözün arka kısmında yer alan ve görme işlevinde hayati rol oynayan retina tabakasındaki (ağ tabaka) damarlara doğrudan hasar verir. Bu durum tıp literatüründe diyabetik retinopati olarak adlandırılır. Retina damarlarında meydana gelen bu hasar, makulada (görme merkezi) ödem (sıvı toplanması) oluşmasına yol açarak görme yetisini yavaş ve ilerleyici bir şekilde azaltabilir.

Diyabetin göz üzerindeki olumsuz etkileri sadece retina ile sınırlı değildir. Hastalık, göz içerisine kanama yaparak ani görme kayıplarına neden olabileceği gibi, normalden daha erken yaşlarda katarakt oluşumuna da sebebiyet verebilir. Bu komplikasyonlar, hastanın yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşüren unsurlardır.

Retina Dışındaki Diğer Göz Komplikasyonları

Diyabet hastalığı, retinanın yanı sıra gözün diğer yapısal bölümlerinde de hasar oluşturabilir. Bu kapsamda karşılaşılan başlıca sorunlar şunlardır:

  • Görme Siniri Hasarı: Görme sinirinin tutulması sonucu görme keskinliğinde azalma.
  • Glokom (Göz Tansiyonu): Göz içi basıncının artmasıyla karakterize olan durum.
  • Göz Kasları Felci: Kafa sinirlerinin etkilenmesi sonucu göz hareketlerinde kısıtlılık.

Erken Teşhisin Önemi ve Düzenli Takip

Diyabetli hastalar genellikle ancak görme seviyeleri belirgin şekilde azaldığında bir göz doktoruna başvurmaktadır. Oysa gözdeki hasar başladığında hastaların hiçbir şikayeti olmayabilir. Bu durum, diyabet hastalarının herhangi bir belirti beklemeden düzenli göz muayenesi yaptırmalarının önemini ortaya koymaktadır.

Özellikle aşağıdaki dönemlerde muayene sıklığı artırılmalıdır:

  1. Buluğ çağı ve gebelik süreci.
  2. Katarakt ameliyatı sonrası dönem.
  3. İnsülin kullanımına geçiş aşaması.

Hastaların kan şekeri düzeyleri kontrol altında olsa dahi, retina muayeneleri aksatılmamalıdır. Erken safhada teşhis edilen vakalarda tedavi başarısı çok daha yüksektir.

Diyabetik Retinopatide Risk Faktörleri

Diyabete bağlı göz hastalıklarının gelişiminde rol oynayan çeşitli risk faktörleri bulunmaktadır. Bu faktörlerin başında diyabetin süresi gelmektedir; hastalık süresi uzadıkça retina hasarı riski de doğru orantılı olarak artar.

Risk FaktörüEtkisi
Kan Şekeri KontrolüKötü kontrol, hastalığın ilerlemesini hızlandırır.
HbA1c DüzeyiGlikolize hemoglobin yüksekliği hasar riskini artırır.
HipertansiyonKontrolsüz tansiyon, damar hasarını tetikler.
Kan YağlarıKolesterol ve trigliserid yüksekliği süreci olumsuz etkiler.
Diğer FaktörlerSigara kullanımı, gebelik ve böbrek hastalıkları.

Tanı Yöntemleri: Retina Anjiyografisi ve OCT

Diyabetik retinopati tanısında ve tedavi planlamasında en sık başvurulan teknolojik tetkikler şunlardır:

  • Retina Anjiyografisi: Koldaki toplardamardan özel bir boya verilerek gözün damar yapısı görüntülenir. İşlem sonrası 1-2 gün ciltte sararma ve idrarda koyulaşma normaldir.
  • OCT (Optik Koherenz Tomografi): Herhangi bir ilaç verilmeden, retina tabakasının ince kesitler halinde incelenmesini sağlayan ileri bir görüntüleme yöntemidir.

Diyabetik Retinopati Tedavi Yöntemleri

Tedavinin temel taşı, göze yönelik müdahalelerle birlikte kan şekeri seviyesinin sıkı kontrolüdür. Kan basıncı ve kan yağlarının dengelenmesi, uygulanacak tedavilerin başarısını doğrudan artırır.

Lazer Tedavisi ve Uygulama Amaçları

Retina hasarında en sık başvurulan yöntem lazer tedavisidir. Erken başvuru, lazerin başarı oranını artırır. Bu tedaviyle göz içi kanama, glokom ve makula ödemi gibi komplikasyonların ilerlemesi durdurulmaya çalışılır. Bazı durumlarda çevre retinaya yoğun lazer yapılması gerekebilir; bu durum geçici görme azalmasına, görme alanı daralmasına veya karanlık uyumunda bozulmaya yol açabilir.

Vitrektomi Ameliyatı ve İlaç Enjeksiyonları

Göz içi kanamaların kendiliğinden geçmediği durumlarda vitrektomi ameliyatı uygulanır. Günümüzde gelişen teknoloji ve dikişsiz vitrektomi tekniği sayesinde operasyon süresi kısalmış ve hasta konforu artmıştır. Ayrıca görme merkezi ödeminde göz içerisine şu ilaçlar enjekte edilebilir:

  • Anti-VEGF İlaçlar: (Avastin, Altuzan, Lucentis gibi)
  • Kortizon İçerikli İlaçlar: (Yan etki olarak katarakt veya göz tansiyonu yapabilir)

Bu enjeksiyonların en büyük dezavantajı, etkilerinin zamanla azalması ve tekrar gerektirmesidir. Bilim dünyası, diyabetin göze verdiği hasarı azaltmak için ağızdan alınan ilaçlar üzerindeki çalışmalarına da devam etmektedir.

Etiketler

Diyabet tedavisiDiyabetin göze etkisiŞeker hastalığı ve göz

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Ateş Yanyalı

Prof. Dr. Ateş Yanyalı

Prof. Dr. Ateş Yanyalı, 30 yılı aşkın mesleki deneyime sahip Göz Hastalıkları Uzmanıdır. Özellikle retina, vitreus ve sarı nokta (makula) hastalıklarının tanı ve tedavisi ile vitreoretinal cerrahi ve katarakt cerrahisi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.

1989 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1990–1994 yılları arasında Fransa’da Claude Bernard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Göz Hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. Uzmanlık eğitimi sırasında retina ve vitreus hastalıkları alanında Prof. Dr. Mireille Bonnet ile çalıştı. 1999–2000 yıllarında ABD’de Columbia Üniversitesi Harkness Eye Institute bünyesinde retina, vitreus ve sarı nokta hastalıkları ile vitreoretinal cerrahi alanında çalıştı. Klinik çalışmalarında özellikle sarı nokta hastalığı, diyabetik retinopati, retina damar tıkanıklıkları, retina dekolmanı, makula deliği, epiretinal membran ve diğer vitreoretinal hastalıkların tanı, takip ve tedavisine odaklanmaktadır.

Retina hastalıklarının değerlendirilmesinde OCT, OCT anjiyografi, fundus otofloresans ve gerektiğinde elektrofizyolojik incelemeler gibi ileri tanı yöntemlerinden yararlanmaktadır. Yaş ve kuru tip sarı nokta hastalıklarının takibi ve tedavisi, göz içi iğne tedavileri, uygun hastalarda fotobiyomodülasyon (Valeda tedavisi), vitreoretinal cerrahi ve katarakt cerrahisi klinik ilgi alanları arasındadır. Retina ve vitreus hastalıkları alanında ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmaları ve yayınları bulunan Prof. Dr. Ateş Yanyalı, mesleki çalışmalarını İstanbul Suadiye’deki göz kliniğinde sürdürmektedir. 

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.