Doktorsitesi.com

DiGeorge Sendromu Hakkında

Prof. Dr. Şebnem Kılıç
Prof. Dr. Şebnem Kılıç
12 Ocak 2018239 görüntülenme
Randevu Al
DiGeorge Sendromu Hakkında
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

DiGeorge Sendromu Nedir? Tarihçesi ve Tanımı

DiGeorge Sendromu (DGS), timus ve paratiroid bezlerinin doğuştan yokluğu ile karakterize edilen karmaşık bir klinik tablodur. İlk olarak 1959 yılında tanımlanan sendrom, 1965 yılında Angelo DiGeorge tarafından immün sistemde timusun kritik rolünün gösterilmesiyle tıp literatüründeki yerini sağlamlaştırmıştır. 1981 yılında La Chapelle tarafından yapılan çalışmalar, hastalığın genetik kökeninin 22. kromozom üzerindeki bir translokasyona dayandığını ortaya koymuştur.

DiGeorge Sendromu Embriyolojisi ve Gelişim Süreci

Timus ve paratiroid bezleri, intrauterin dönemin 6. ile 8. haftaları arasında 3. ve 4. faringeal arklardan gelişir. Aynı dönemde dudak filtrumu, kulak tüberkülü ve aortik ark diferansiyasyonu da gerçekleşmektedir. Timus aplazisi veya hipoplazisi, gestasyonun 12. haftasında meydana gelen embriyolojik bir duraklama sonucunda ortaya çıkar.

Son araştırmalar, TBX1 geni mutasyonlarının aortik ark anomalilerinden ve faringeal ark gelişiminden sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu gen, kardiyovasküler sistemdeki yapısal anomalilerin temel fenotip belirleyicisi olarak kabul edilir. Embriyolojik defektin etiyolojisi tam olarak açıklanamamakla birlikte, kliniği oldukça heterojen bir yapı sergilemektedir.

Genetik Geçiş ve Risk Faktörleri

DiGeorge Sendromu vakalarının büyük çoğunluğu sporadik olarak gelişse de, otozomal resesif ve dominant kalıtım modelleri de bildirilmiştir. Genetik analizlerde hastaların %90'ından fazlasında 22q11 delesyonu, %10'undan azında ise 10p13 delesyonu saptanmaktadır. Tanı sürecinde Floresans In Situ Hibridizasyon (FISH) yöntemi, submikroskopik delesyonların tespitinde en hassas metod olarak kullanılır.

Sendromun ortaya çıkmasında genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenler de rol oynayabilmektedir. Ekstrakromozomal nedenler arasında şunlar yer almaktadır:

  • Fetal dönemde retinoid maruziyeti
  • Alkol kullanımı
  • Maternal diyabet (annenin şeker hastası olması)

İnsidans ve Görülme Sıklığı

  1. kromozom delesyonu, insanlarda en yaygın görülen kromozomal delesyon olup yaklaşık 4000 canlı doğumda bir ortaya çıkar. Bu genetik bozukluk; kardiyak, kraniyofasiyal ve gelişimsel anomalilerin en önemli nedenlerinden biridir. İstatistiksel verilere göre, interstisyel kromozomal delesyonlar DGS vakalarında %94, Velokardiyofasiyal Sendrom (VCFS) vakalarında ise %83 oranında görülür.

İmmün Sistem ve Timus Patolojisi

DiGeorge Sendromu'nda timus dokusu aplazik (hiç gelişmemiş) veya anormal lokalizasyonlu olabilir. Timus hacminin küçük olması veya fonksiyonel yetersizliği, T hücre immünitesinde ciddi bozukluklara yol açar. Hastalık, timus dokusunun durumuna göre iki ana kategoriye ayrılır:

Hastalık TipiKlinik Özellikler
Parsiyel DiGeorge SendromuKüçük veya farklı konumlu timus mevcuttur; zamanla T hücre fonksiyonu kazanılabilir.
Komplet DiGeorge SendromuTotal timik ve paratiroid aplazisi görülür; ağır immün yetmezlik ve kötü prognoz hakimdir.

Vakaların %10'unu oluşturan Komplet DGS hastalarında, mitojenlere ve IL-2'ye karşı çoğalma yanıtı izlenmez. Canlı aşı uygulaması ve profilaktik tedavi kararları, T hücre sayısından ziyade T hücre çoğalma kapasitesine göre verilir.

Klinik Belirtiler ve Tanı Kriterleri

DiGeorge Sendromu'nun klinik tablosu oldukça değişkendir. Hastalığın klasik triadı (üçlüsü) şu şekildedir:

  1. Konjenital kalp ve büyük damar anomalileri (Fallot tetralojisi, VSD vb.)
  2. Palatal yetersizlik (Yarık damak, dudak ve konuşma bozuklukları)
  3. Hipokalsemi (Paratiroid yetmezliğine bağlı düşük kalsiyum)

Bunlara ek olarak; fasiyal dismorfizm (düşük kulaklar, küçük ağız), gelişim geriliği, işitme kaybı ve mental retardasyon görülebilir. Yenidoğan döneminde en sık başvuru şikayeti hipokalsemik konvülziyonlardır. İlerleyen aylarda ise tekrarlayan viral, bakteriyel ve fungal enfeksiyonlar klinik tabloya eklenir.

Tanı Yöntemleri ve Spesifik Testler

Klinik şüphe durumunda tanıyı kesinleştirmek için multidisipliner bir yaklaşım gereklidir. Kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:

  • Genetik Testler: FISH yöntemi ile 22. kromozom delesyonunun tespiti.
  • Laboratuvar Analizleri: Düşük kalsiyum, yüksek fosfor ve düşük parathormon (PTH) düzeyleri.
  • Görüntüleme: EKG, EKO ve anjiyografi ile kardiyak değerlendirme; MRI ile timus dokusu araştırması.
  • Radyografi: Göğüs röntgeninde timus gölgesinin yokluğu.

Tedavi ve Yönetim Stratejileri

Parsiyel DGS vakalarının çoğu özel bir tedavi gerektirmezken, ağır vakalarda kapsamlı bir protokol uygulanır. Tedavi süreçleri şu başlıkları kapsar:

  • Enfeksiyon Kontrolü: Pnömoni riskine karşı TMP-SMX profilaksisi ve IVIG desteği.
  • Kan Transfüzyonu: Graft versus host hastalığını önlemek için mutlaka ışınlanmış ve CMV-negatif kan ürünleri kullanılmalıdır.
  • Endokrin Destek: Hipoparatiroidizm için kalsiyum ve Vitamin D takviyesi.
  • Cerrahi Müdahale: Kardiyak anomalilerin düzeltilmesi için majör cerrahi operasyonlar.
  • İleri Tedaviler: Komplet vakalarda timus veya kemik iliği nakli güncel seçenekler arasındadır.

Önemli Uyarı: DiGeorge Sendromu tanısı almış veya şüphesi olan hastalara kesinlikle canlı virüs aşısı uygulanmamalıdır.

Etiketler

Digeorge sendromuDigeorgeDigeorge sendromu nedir

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Şebnem Kılıç

Prof. Dr. Şebnem Kılıç

Prof. Dr. Şebnem KILIÇ, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayaral tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda yapmıştır. Ayrıca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi bölümünde yan dal ihtisasını yapmıştır. Ayrıca Çocuk Romatolojisi olarak 2.ci alt dal branşı sahidir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.